Yeni Şafak Gazetesinin Yayınladığı Fethullah Gülen'in Masonluk Belgesi Hakkında (2.Bölüm)

Posted by Bornocu Ersan | 11 Kasım 2015 Çarşamba | Posted in , , , , , ,



Sayın Masonoloji Takipçileri,

Geçen mesajımızda yazdığımız bir bilgiyi düzeltmek isteriz. Yazıda Üçgen Locasının, Özgür Masonlar Büyük Locasına bağlı olarak faaliyetini sürdürdüğünü yazmıştık. Bunu düzeltmek isteriz, Üçgen Locası "Hür ve Kabul Edilmiş Masonlar Derneği" bünyesinde faaliyet göstermektedir. Okuyucularımızdan özür dileriz. Mason Locası hakkında detaylı bilgiler şöyledir;

ÜÇGEN MUHTEREM LOCASI

Loca No: 48
Vadisi: İstanbul
Matrikül Sayısı: 270
Üye Sayısı: 87
Locanın Kuruluş Tarihi: 4 Ocak 1971


ARAYIŞ MUHTEREM LOCASI

Loca No: 38
Vadisi: Ankara
Matrikül Sayısı: 255
Üye Sayısı: 51
Locanın Kuruluş Tarihi: 29 Şubat 1964



 Yeni Şafak Gazetesinin yayınladığı belgeler hakkında kısaca görüşlerimizi aktarmıştık. İlk izlenimlerimiz, Gazetenin çok feci bir şekilde yanıltıldığını düşünüyoruz. Bunları kimler gazeteye servis etmişse mutlaka bulunmalıdır. İbrahim Karagül'ün bunları sahiplenmesi mantıkla açıklanır bir yanı yok. Bizler tekrardan uyarımızı yapmak istiyoruz, birileri çok fena dalga geçiyor veya gerçekleri saptırıyor. Belki ileride çıkması muhtemel daha başka belgelerin başlangıcıda olabilir. Gazetenin yayın politikası hakkında kesin bilgimiz yok. Şimdilik yanlış yolda gittiklerini ve üzerinde oynanmış belgeleri savunmaya devam ettiklerini görüyoruz. Kısaca maddeler halinde belirtmek gerekirse;

1) Yeni Şafak Gazetesinin çıkardığı belgeler şunlar:

a) 15 Mart 1967 tarihli "Hal Tercümesi" adlı bir belge.
b) 21 Nisan 1974 tarihli Üçgen Locasına ait toplantı davetiyesi.
c) 20 Mayıs 1974 tarihli Üçgen Locasına ait toplantı davetiyesi.
d) 5 Temmuz 1974 tarihli Üçgen Locasına ait yıl sonu aile yemeği toplantı davetiyesi.
e) 17 Temmuz 1969 tarihli Arayış Locasına ait madalya verilmesine dair belge.
f) 25 Mart 1975 tarihli Üçgen Locası tarafından verilmiş Tekris Yemini Belgesi.
g) 16 Temmuz 1967 tarihli Kasım Gülek'in yazdığı mektup.

İşte Gazetede yayınlanan belgelerin tamamı. Kendi içerisinde birçok çelişki barındırmaktadır. Şöyle ki;

2) Tekris Yemini yapılmadan önce toplantı davetiyesi yollanıyor ve sözde madalya veriliyor. Bunun mantıkla açıklanır bir durumu yok. Tekris yani 1.Derece Mason olmadan önce hiçkimseye bunlar yapılamaz !

3) 5 Temmuz 1974 tarihli belge üzerinde "Türkiye Büyük Mason Mahfili" amblemi konuyor. Herşeyden önce Üçgen Locası, Hür ve Kabul Edilmiş Masonların bünyesinde faaliyet gösterirken, belge üzerindeki damga Özgür Masonlar Büyük Locası'nın 1993 tarihinden önce verilen isimdir. İkisi farklı derneklere ait mason localarında faaliyet gösterir. Eşyanın tabiatına aykırıdır. 2 farklı oluşum aynı belge üzerinde buluşması imkansız !! Üçgen Locasına ait bir belge üzerine, "Türkiye Büyük Mason Mahfili" damgası basılamaz !!!

4)
Keza 1974 tarihinde "Türkiye" yazısının kullanılması imkansız. Bakınız kendi internet sitesinde "Türkiye Büyük Mason Mahfili" hakkında ne yazıyor;

1973 yılında T.C. Dernekler Kanunu'nda yapılan bir değişiklikle derneklerin "Türk" ve "Türkiye" niteliklerini kullanabilmeleri kısıtlanmıştı. Bu nedenle, "Türkiye Büyük Mason Mahfili Derneği"nin adının başındaki "Türkiye" sözcüğünün kaldırılmış, bu uygulama obediyansın adına da yansıtılmıştı. (Kaynak: Özgür Masonlar Büyük Locası)

5) Özgür Masonlar Büyük Locasının Basın Açıklaması şöyle.

6) 16 Temmuz 1967 tarihli Kasım Gülek'in yazdığı iddia edilen mektup konu olarak Süleyman Demirel hadisesi ve Masonların 2'ye bölünme mevzusu hakkında serzenişte bulunmaktadır. Fethullah Gülen'in uzaktan, yakından alakası yok. Keza tekris yapılmadan 8 sene önce bir kişiden bahsedilmesi, mantığa uygun değildir.

7) 17 Temmuz 1969 tarihli madalya mevzusunda, daha tekrisi yapılmamış bir kişiye masonlar asla ödül vermez !!! Tanımadığın birisine, seneler öncesinden seni tanıyorum demek gibi birşey... Keza madalya Arayış Locasına ait. Üçgen Locasında tekris ediliyor, 6 sene önceden farklı bir locada, Arayış Locasında madalya veriliyor !!! Bu olacak iş değil. Bizim aklımızla birileri dalga geçiyor, bunlara lütfen prim vermeyin.

8) 25 Mart 1975 tarihli Tekris Yemini belgesinde boşluğa yazılan "Üçgen" locası farklı, Türkiye Büyük Mason Mahfili farklıdır. Buna daha önceden bahsetmiştik, açık kaynaklarda mevcut Tekris Yemini belgesini inceleyin. Ne demek istediğimi anlayacaksınız, çok kötü bir sahtecilik örneği gösteriliyor. Tekris Yemini gerçek fakat Üçgen Locası asla oraya yazılamaz. Özgür Masonlar Bütük Locasına ait bir mason locası yazılabilir. 28 Haziran 1974 tarihli, Günaydın Mertcan adına düzenlenmiş tekris belgesi.

9) Hür ve Kabul Edilmiş Masonlar Derneği'nin Açıklaması şöyle. Üçgen Locası ve Arayış Locası, Hür ve Kabul Edilmiş Masonlar Derneği bünyesinde faaliyet gösterdiği için açıklama bir kat daha önemlidir. Fakat Dernek bile kendi belgesini tanıyamamış ve aceleyle hazırlanmış bir basın açıklaması gibi duruyor. Kendi belgeleri üzerine Büyük Mason Mahfili damgası basmışlar. Bu basit gerçeği fark edemeyen dernek nedense işin kolay tarafına kaçmış.

10) Açık kaynaklarda mevcut Üçgen Locası belgeleri. 1.Belge, 2.Belge ve 3.Belge. Yeni Şafak Gazetesinin yayınladığı belgelerle karşılaştırdığınız zaman, farklar ortaya çıkacaktır. Gazetenin bu konuda daha özenli davranması gerekirdi. Anladığımız kadarıyla, ellerine gelen bu belgeleri, hiçbir araştırma yapmadan yayınlama gereği duymuşlar. Geçen mesajımızda dediğimiz gibi, birileri Gazeteyi çok feci bir şekilde kandırıyor. Gazete, yüksek miktarda tazminat davasıyla karşı karşıya kalabilir. Tez elden, kendilerine gelen bu belgelerin kaynağını kamuoyuna biranevvel açıklasınlar ki, kimler tarafından istismara uğradıklarını tüm Türkiye öğrensin. Bir dost tavsiyesini ne kadar önemserler, ALLAH'ın (C.C.) bileceği bir iştir. Dost, acı söyler.

Sonuç olarak;

Masonluk, Mason Olmayanlardan Öğrenilmelidir !



Yeni Şafak Gazetesinin Yayınladığı Fethullah Gülen'in Masonluk Belgesi Hakkında (3.Bölüm)

Posted by Bornocu Ersan | | Posted in , , , , , ,



6 Nisan 2015 tarihli Yeni Şafak Gazetesinin "Bir gizli güç hep arkasındaydı" başlığı altında verdiği "Masonlara Hoca'yı küstürmeyin çağrısı" haber içeriği bizce farklı değerlendirilmekte, önce Yeni Şafak'ın yazdıklarına detaylı bakalım; (Tüm yazılanlar gözönüne alınmamıştır, Masonluk bölümünü ilgilendiren kısımlar dikkate alınmaktadır)

İstihbarat raporlarında verilen bilgiler Yeni Şafak'ın Gülen'in Masonluk belgeleri arasında yayınladığı Kasım Gülek'in 16 Temmuz 1967 tarihli şu mektubuyla örtüşüyor:

“Saygıdeğer KK" (KK: Konuk Kardeşler)

“Türkiye'de yegane ve muntazam mason teşkilatı, Türkiye Hür ve Kabul edilmiş Masonları Büyük Locası (Türk Yükseltme Cemiyeti)'dır. Hal böyle iken bazı kimselerin biraraya gelerek bir dernek kurmalarıyla bunca yıllık, temeli 1900'lere dayanan ve dünyaca tanınmış ve kabul görmüş Türk masonluğunu bir kenara itmeğe çalışmak doğru bir iş değildir. (...)

Birtakım yan fikirlerle destekleyip kamufle edilen bu şiddetli ihtiras Türk masonluğunu ikiye hatta üçe bölmüş, bir kısım arkadaşlarımızı Ş.K., A.Ş., Fethullah Gülen hocamızı, A.D., Z.E., K.T., V.K. ve T.K. biraderleri küstürmüşlerdir. Bu arkadaşlarımızın büyük locadan en büyük madalya aldıkları unutulmaktadır. Üstün hizmet madalyasına sahip olmak her masonun rüyasıdır.

Türk masonluğunu bozmaya, bölmeye ve Türkiye büyük locasını yıkmaya yeltenen bir kimse Türk masonluğuna karşı nasıl bir suç işlemiş olmaktadır? Geliniz de bu sualin cevabını herkesin vicdanına, nizamnamelere ve Türk masonluğu tarihine bırakılır.

TELKİNDE BULUNANLAR

İnsanların iyi niyetle biraraya gelerek halledemeyecekleri hiçbir ihtilaf, elbirliğiyle ıslah olunmayacak hiçbir aksaklık bulunmadığına göre bir kısım biraderlerin bu normal yoldan ayrılarak, fani insan için böylesine ideal, böylesine güzel bir birliğin bozulmasına teşvik edenlere uymuş olmalarını anlamak kabil değildir. Onlar acaba nefis muhasebesinde bulundukları zaman bu tutumlarını samimiyetle doğru mu buluyorlar.

İnsanlık mabedi mefkuresini bu mukaddes emaneti her zaman korumak ve daha ilerilere götürmeğe çalışmak zaruridir. Bunda kimsenin tereddüdü yoktur. Herhalde mevzuları ve hadiseleri varmak istedikleri neticelere göre izah etmek suretiyle, biraderlere telkin ve teşviklerde bulunanların bu maksatlı hareketlerine aklıselim sahiplerinin pek gecikmeden teşhislerini koyacaklarını ve hakikatleri olduğu gibi göreceklerine eminim.
Bir mason olarak saygılarımı sunarım." (Kasım Gülek)
Değerlendirmemiz;

1) Mektup girişinde yazan "KK" harfleri çoğul eki görevi görmekte, "Konuk Kardeşler" anlamı değil, "Kardeşler" manası çıkar. Tek harf olsaydı kardeş kelimesini kullanırdık, 2 tane "k" harfi olduğu için "Kardeşler" kelimesi kullanılır.

2) Sözde tekris belgesi 1975 yılına ait, Kasım Gülek'in yazdığı iddia edilen mektup 1967 yılına ait. Bir kişi tekris olmadan, 8 sene önceden kendisi hakkında masonlar bu tip bir yazı yazamazlar. Bir kişiyi tanımadan, araştırması yapılmadan masonlar kendi içlerine asla almazlar.

3) Aynı Mektup, farklı tarihlerde, farklı şekilde yayınlanıyor. 30 Mart 2015 tarihli Yeni Şafak'ın haberinde yayınlanan mektubun belgesi. 6 Nisan 2015 tarihli Yeni Şafak'ın haberinde yayınlanan mektubun belgesi. Son yayınlanan belgede bazı kısımlar siyaha boyanmış fakat diğer belgede buzlanmış halde görmüştük. Keza son belgede sayfanın alt kısımlarıyla bir oynama yapıldığı görülüyor fakat eski belgede sayfanın altında oynama mevcut değil. Birkaç gün ara farkla yayınlanan belgede, bu hızda bir değişim olması çok düşündürücü !!! Belge dediğiniz sabit, tek sayfalık veya birkaç sayfalık doküman olur. Eski mesajlarımızda belirttiğimiz gibi, Gazete çok feci bir şekilde oyuna getiriliyor ve inandırıcılığını yitiriyor.

4) Mektubun içeriğini birkaç dakikanızı vererek okuduğunuzda, konu olarak Masonların 2'ye bölünme mevzusundan bahsediyor. İçerik olarak 1965 olaylarından sonra yaşanan sürecin bir yansıması gibi duruyor. Fethullah Gülen ve Kasım Gülek hadisesi sanki sonradan eklenmiş izlenimi uyandırıyor. Çünkü konusu masonların birlik, beraberliğine atıf yapıyor, kendi içlerinden ayrılan masonlardan bahsediyor. Yani, Gazetenin bahsettiği konularla hiçbir alakası bizce yok gibi duruyor.

5) Gazete maalesef yanlışı savunmaya devam ediyor, kafalarda belli algıları oluşturmak yerine somut veriler üzerinden tartışmalar yapılsa bizce daha sağlıklı olacağını düşünüyoruz. Belgeler arasında tutarsızlık olduğu gibi, üzerinde birçok oynama iddialarıda mevcut. Mesela, Üçgen Locasına ait bir belge üzerine "Türkiye Büyük Mason Mahfili" damgasının basılması gibi, 2 farklı obediyans aynı kağıt üzerinde buluşması imkansız !!! Hür ve Kabul Edilmiş Masonlar Derneği, bu belgenin orijinal halini yayınlayarak, tüm söylenenlere son noktayı koyabilir. Ne hikmetse onlarda bu tartışmanın ortasına girmek istemiyor !

Tarihimizden Sayfalar

Posted by Bornocu Ersan | | Posted in , , ,



TÜRKİYE SÜPREM KONSEYİ İLE İLK SÖZLEŞMENİN İMZALANMASI

Türkiye Büyük Mason Mahfili ile Eski ve Kabul Edilmiş İskoç Riti Türkiye Süprem Konseyi arasında ilk konkordatonun (sözleşmenin) düzenlenmesi için 22 Haziran 1966 tarihinden itibaren çalışmalara başlayan her iki Masonik kuruluştan 6 kardeşimizin 11 Ağustos 1966 tarihinde yaptıkları son konkordato kurulu çalışmasında, kardeşlerin üzerinde anlaştıkları taslağın yetkili karar organlarında görüşülmesine karar verildi. Türkiye Büyük Mason Mahfili Yönetim Kurulunun, 3 Eylül 1966 günü yapılan toplantısında kabul edilen konkordato taslağının, 15 Ekim 1966 tarihinde yapılacak Genel Kurulun onayına sunulması kararlaştırıldı. 2 Ekim 1966 tarihinde toplanan Türkiye Süprem Konseyinde kabul edilen konkordato taslağının onaylandığı, 5 Ekim 1966 tarihinde Türkiye Büyük Mason Mahfiline bildirildi.

15 Ekim 1966 tarihinde Türkiye Büyük Mason Mahfili Genel Kurulunda onaylanan konkordato, Türkiye Büyük Mason Mahfili ile Türkiye Süprem Konseyi arasında imzalanan ilk konkordato olarak Türk Mason tarihinde yerini almıştır.


TÜRKİYE BÜYÜK MASON MAHFİLİNDE AYDINLANAN İLK KARDEŞLER

Türkiye Büyük Mason Mahfili kurulduktan sonra ilk aydınlanma töreni 22 Kasım 1966 tarihinde Helikon Locası'nda yapıldı.

Muzaffer Falay, Yılmaz Ertem ve Ferhan Kut kardeşlerimiz obediyansımızda ilk mason sanı alan kardeşler oldular.


TÜRKİYE BÜYÜK MASON MAHFİLİNDE, SONSUZ DOĞUYA UĞURLADIĞIMIZ İLK KARDEŞLER

Henüz ilk kuruluş yılımız olmasına rağmen aramızdan iki kardeşimizi sonsuz doğuya uğurladık. İzmir'de Namık Kemal Locası üyesi Lütfi Kantarcı kardeşimiz ve İstanbul'da Özgür Locası üyesi Adil Yurdakul kardeşimiz, Türkiye Büyük Mason Mahfilinin kuruluşunda gösterdikleri çaba ile her zaman anılarımızdaki yerlerini koruyacaklardır.


TÜRKİYE BÜYÜK MASON MAHFİLİ'Nİ TANIYAN İLK BÜYÜK LOCA

17 Aralık 1967 tarihinde yapılan Fransa Büyük Locası Genel Kurulunda Türkiye Büyük Mason Mahfilinin tanınmasına karar verilmiş ve Türkiye Büyük Mason Mahfilini Fransa Büyük Locasında temsil etmek üzere muhadenet (dostluk) kefili olarak eski Büyük Şansölyeleri (sekreter) Georges Richard Kardeş teklif edilmiştir.

Türkiye Büyük Mason Mahfili ise, Fransa Büyük Locasının, Türkiye Büyük Mason Mahfiline muhadenet (dostluk) kefili olarak Osman Edip Şeydi Kardeşi teklif etmiş ve her iki obediyansın da onaylaması ile bu iki kardeşimizin de temsilcilikleri kabul edilerek resmi ilişkilerimiz başlatılmıştır. 16 Aralık 1968'de ise, Fransa Büyük Locası tarafından Türkiye Büyük Mason Mahfiline "Tesis Beratı" verildi.


KURULUŞ SONRASI İLK DEFA SAYIN LOCALARA NUMARA VERİLMESİ VE DÜZENLENEN İLK DİPLOMALARIMIZ

1968 yılında localara numara verilerek Büyük Locanın kuruluş beratı ve mühürleri, yeni şekilleri tespit edilmek suretiyle hazırlanıp bastırılmıştır. Loca numaraları ise şöyle düzenlendi; Bir numara Feza Locasına, iki Namık Kemal Locasına, üç Helikon Locasına, dört Ar Locasına, beş Nar Locasına, altı Özgür Locasına ve yedi Murat Locasına verildi

Büyük Üstat Osman Edip Şeydi kardeşimizin kızı, değerli ressamlarımızdan Sevin Şeydi tarafından grafik dizaynı yapılarak yeniden düzenlenen ve bastırılan üstat diplomaları, dağıtılmak üzere localara gönderildi.


MASON DERGİSİNİN YAYIN HAYATINA BAŞLAMASI

Üç ayda bir Türkiye Süprem Konseyi tarafından yayınlanmakta olan "Türk Mason Dergisi" gerek şekil ve gerekse içerik bakımından yenilenerek, son çıkan 77. sayısından itibaren daha büyük boyutta ve daha fazla sayfa adedinde olması için çalışma başlatıldı ve 1970 yılı Şubat ayında çıkarılacak sayısının tekrar 1 numaradan başlatılması ve derginin adının "Mason Dergisi" olarak değiştirilmesi kararı alındı.


KURULUŞUMUZDAN SONRA ÇALIŞMALARA ZORUNLU ARA VERİLMESİ


1970 yılında çıkan olaylar nedeniyle ülkede sıkıyönetim uygulaması başlatılmış ve bu da Masonik çalışmalara ara verilmesine neden olmuştur.

Locaların planlanmış olan çalışma programları uygulanamamış, yeni kardeşlerin katılımını sağlayacak aydınlanma törenleri yapılamamış, derece yükseltme ve geçiş törenleri aksamıştır. 1971 yılında istanbul, Ankara ve İzmir'de uygulanan sıkıyönetim nedeniyle tüm derneklerin çalışmaları belirli bir zaman dilimi içerisinde durduruldu. Türkiye Büyük Mason Mahfilinin çalışmaları da bu durdurmadan etkilenmiş ve Mayıs
1971 ile Ekim 1971 tarihleri arasında dernek çalışmaları yapılamamıştır.


DERNEK ADININ BAŞINDAKİ TÜRKİYE SÖZCÜĞÜNÜN NEDEN KALKTIĞI

1973 Yılında dernek adlarının başında Türk ve Türkiye sözcüklerinin kullanılması kısıtlandığı için 1966 yılında Türkiye Büyük Mason Mahfili olarak tescil edilmiş olan dernek adımız, zorunlu olarak Büyük Mason Mahfili olarak değiştirilmiş ve tekrar Türkiye sözcüğünün kullanılabilmesi için Ankara'da gereken yerlerle görüşmeler yapılmasına rağmen bir sonuç alınamamıştır.


KURULUŞUMUZDAN SONRA ANT KÜRSÜSÜNDEN KUTSAL KİTAPLARIN KALDIRILMASI İÇİN YAPILAN İLK TEKLİF VE DAHA SONRAKİ GELİŞMELER

24 Şubat 1974 günü Büyük Üstat ve Büyük Görevlilerin seçildiği Genel Kurulda Kemal Soydan kardeş ilk defa, laik bir ülke olmamız nedeniyle yemin için ant kürsüsü üzerine üç dinin kutsal kitaplarının konulmasına gerek kalmadığını bu nedenle kürsünün üzerinden kutsal kitapların kaldırılması gerektiğini söyledi. Bazı kardeşlerin bu öneriye karşı çıkmaları üzerine konu Genel Kurul delegelerinin görüşlerine açıldı. Yapılan görüşmeler sonucunda her üç kutsal kitabın da ant kürsüsü üzerinde kalmasının uygun olacağına karar verildi.

30 Kasım 1975 günü Genel Kurulda söz alan Vedat Yeğinsü Kardeşin, ant kürsüsünde yer alan üç dinin kutsal kitaplarının artık tamamen kaldırılmasının gerektiği, devletin adliyesinde bile yemin için herhangi bir dinin kutsal kitabının kullanılmadığını belirtmesi üzerine Edip Kantemir Kardeş de bu öneriyi desteklediğini bildirince Mustafa Burak Kardeş söz alarak ant kürsüsü üzerinden kutsal kitapların kaldırılıp yerine beyaz bir kitap konulmasının daha doğru olacağını söyledi. Zeka Başaran Kardeşte Masonluğun her dine saygı duyduğunu fakat bu saygıyı belirtmek için ant kürsüsüne bu kitapları koymanın şart olmadığını, kutsal kitapların kaldırılmasının daha doğru olacağını belirterek Vedat Yeğinsü Kardeşe destek verdi.

6 Mart 1976 tarihinde yapılan Yönetim Kurulunda ise Büyük Mason Mahfilinin Liberal Masonluk düşüncesine uygun olarak, ant kürsüsü üzerindeki kutsal kitapların kaldırılarak beyaz kitabın konulması kararı alındı.

Beyaz Kitap uygulamasının başlatılmasından sonra, bu kitabın nasıl olması gerektiği ile ilgili olarak 24 Mayıs 1976 tarihinde localara gönderilen yazıda şu açıklamalar yer almaktaydı:

"....... 1. ritüelinde 4. sayfada kayıtlı bulunan simgesel yasa kitabı, 33x24 cm ölçüde beyaz kağıtla yapılmış ciltli ve maroken kaplı bir defterden oluşacaktır. Bu defterin 1. sayfasına güzel bir el yazısı ile (Bu defter simgesel yasa kitabı olarak Anderson Anayasasını, Mahfiller Genel Tüzüğünü ve Muhterem Mahfilin iç tüzüğünü simgeler) ibaresi yazılacaktır."


"ÖZGÜRLÜK, EŞİTLİK, KARDEŞLİK" SESLENİŞİNİN RİTÜELİMİZE GİRİŞİ

6 Mart 1976 tarihinde yapılan Yönetim Kurulu toplantısında 1. ritüelinde "Hüzze, Hüzze, Hüzze" diyerek yapılan seslenişin sona erdirilerek, "Özgürlük, eşitlik, kardeşlik" seslenişinin ritüele alınmasına karar verildi.


30 YIL ÖNCE SAYGIDEĞER ÜSTAT GÖREV ADI FARKLI MIYDI?

10 Kasım 1979'da Genel Kurul kararı ile o tarihe kadar Localarda Sayın Üstat olarak kullanılan görev adının, Üstadı Muhterem olarak kullanılmasına karar verildi.


BUGÜN DE ZAMAN ZAMAN UYGULANAN İLGİNÇ BİR GELENEK

22 Temmuz 1979 tarihinde sonsuz doğuya göç eden Büyük Üstat Osman Edip Seydi Kardeş yerine yeni büyük üstat seçiminin yapıldığı Genel Kurulda, kabul edilerek yürürlüğe konulan diğer bir ilginç uygulama da şöyleydi; Sonsuz Doğuya göç etmeden önceki yılda Büyük Üstat Osman Edip Seydi Kardeş bir yönetim kurulu toplantısında, Fransa Büyük locasında görevlilerin görev değişiminde uyguladıkları bir gelenek hakkında bilgi vermiş ve bu geleneğin Büyük Mason Mahfilinde de uygulanmasını dilemişti.

Bu geleneğe göre:

Görevliler görevlerini almak üzere görev yerlerine gittiklerinde, o anda görev yerinde bulunan eski görevli kardeş ayağa kalkıyor, eski ve yeni görevli kardeşler yüz yüze gelerek düzen duruşunda dururlarken her ikisi de sol elleriyle birbirlerinin sağ omuzlarına 3 defa vurup önce önlüklerini sonra kordonlarını değiştiriyorlar ve usulüne uygun olarak öpüşüldükten sonra selam vererek yeni görevli yerine oturuyor, eski görevli ise sütununa gidiyordu.

Genel Kurul bu gündem maddesini oybirliği ile aynen kabul ederek localarda uygulanmak üzere levha yayınlanmasına karar verdi.


İZMİR'DE MABET AÇILIŞI

İzmir şubesi binasının inşaatı tamamlandı ve mabedin ritüelik açılış töreni 15 Aralık
1979 Cumartesi günü yapılarak aynı gün Büyük Mason Mahfili Yönetim Kurulu da bu mabette toplandı.


YİNE SIKIYÖNETİM, YİNE DERNEK ÇALIŞMALARINA ARA VERİLMESİ

12 Eylül 1980'de askeri idarenin gelmesi üzerine tüm derneklerin çalışmaları durdurulduğu için Büyük Mason Mahfiline bağlı localarda da toplantılara ara verildi. Aralık ayı içinde yapılan resmi yazışmalar ile sıkıyönetim komutanlığından toplantılara devam edebilme izni alındı.

Bu arada Aralık ayında yapılması gereken Saygıdeğer Üstat ve Görevli Kardeşlerin seçimleri de bu nedenle yapılamayınca 28 Mart 1981'de Genel Kurul gündemine localardaki seçimlerin ertelenmesi maddesi alındı ve kabul edilmesiyle Saygıdeğer Üstatlar ve Görevli Kardeşleri bir yıl daha görevlerinde kaldılar.

Loca seçimlerinin ertelenmesinin bir diğer nedeni ise binadaki onarım nedeniyle
1980 ve 1981 yıllarında bazı toplantıların yapılamaması idi.


TUTANAKLARDA "EVRENİN ULU MİMARI ONURUNA" BAŞLIĞININ YER ALMASI

28 Mart 1981'de toplanan Yönetim Kurulunun toplantı tutanağının başında ilk defa "Evrenin Ulu Mimarı Onuruna" tümcesi yer almış ve tutanak formu bugünkü yazılış kurgusunda düzenlenmeye başlanmıştı. Ayrıca 14 Ekim 1981'de tüm localara gönderilen bir levha ile loca sekreterlerinin, tutanakları aynı formatta yazmaları istenerek format hakkında bilgi verilmiştir.


İLK ŞEREF ÜYESİ KARDEŞİMİZ

31 Ekim 1981 tarihinde yapılan genel kurulda "Mahfiller Genel Tüzüğünün 122/b maddesi uyarınca Büyük Şansölye (Büyük Sekreter) Cemal Kıpçak kardeşe Büyük Mason Mahfilinin ilk "Şeref Üyeliği" sanının verilmesi" konulu gündem oybirliği ile kabul edildi.


DIŞ KORUYUCU GÖREV SANININ İLK KULLANIMI

1981 yılında iç tüzükte yapılan bir değişiklik ile Loca Görevlileri arasına Dış Koruyucu görevi alındı. Bu görevlinin bir diğer adı da protokol görevlisi idi.


TÜRKİYEDE KADIN MASONLUĞUNUN KURULMASI İLE İLGİLİ OLARAK İLK DEFA TUTANAKLARA GEÇEN ÖNERME VE DAHA SONRA YAPILAN ÇALIŞMALAR


1981 yılının 2. Yönetim Kurulu toplantısının yapıldığı 12 Nisan 1986 günü, yönetim kurulunda konuşma yapan Büyük Üstat Vedat Yeğinsü, Kadın Masonluğunun örgütlenmesi yolunda hemşirelerimize mektup yazarak kendilerini davet ettiklerini ve hemşirelerimizden bu davete gelen cevapların olumlu olduğunu belirtti. Büyük Üstat Vedat Yeğinsü'nün bu konuşması Yönetim Kurulu toplantı tutanağında da yer almaktadır. Bu konuşmasının sonunda Büyük Üstat kardeşlerine bir soru sorarak konuşmasına son verdi.

Sorusu şuydu: "Hemşirelerimizin mason olmasına karşı olanlar konuşsun" Toplantıda bulunan hiçbir kardeşimiz Kadın Masonluğuna karşı çıkmadılar ve kadınların mason olması yönünde olumlu düşüncelerini belirterek bu konuda yapılması gerekenlerle ilgili olarak önerilerde bulundular.

Kadın Masonluğuyla ilgili bu görüşmelerin tutanaklara geçtiği Büyük Mason Mahfilinin 12 Nisan 1986 tarihli toplantısında Necip Arıduru, Maryo Kohen, Zeka Başaran ve Erol Coşkun kardeşlerimiz de söz alıp bu konuda olumlu düşüncelerini belirttiler.

Kadınların Mason olma yolundaki çalışmaları hakkında Büyük Üstat Vedat Yeğinsü'nün ve Büyük Mason Mahfili üyesi kardeşlerin verdiği destekler sonucu yavaş yavaş netice alınmaya başlandı. İstanbul, Ankara, İzmir ve Adana'da Masonik çalışmalarını hızlandıran hemşirelerimiz ileride Kadın Mason Büyük Locasının temelini oluşturacak yasal bir dernek olan Çağdaş Kardeşlik ve Dayanışma Derneğinin kuruluşu ile ilgili dosyalarını 24 Kasım 1988 günü resmi makamlara sundular.

26 Kasım 1988 tarihinde yapılan Genel Kurul toplantısında Büyük Üstat Vedat Yeğinsü kardeş, Çağdaş Kardeşlik ve Dayanışma Derneğinin kurulduğunu kardeşlerine duyurarak bunu Genel Kurul tutanağına geçirdi. Böylece, Kadın Masonluğunun yasal bir çalışma dönemine doğru ilk adımlar atılmıştı.

Büyük Mason Mahfilinin kütüphane yapmak üzere kiralamış olduğu Tepebaşı Meşrutiyet Caddesi 113 numaradaki Ece Handa bir daire hemşirelerimizin çalışabilmeleri için kendilerine tahsis edildi. 111 numaralı binamızın çok yakınında bulunan bu dairenin düzenlenmesi bitmiş, kütüphaneden kardeşlerin yararlanması için haftada iki gün açılması kararlaştırılmıştı. Kütüphanenin düzenlenmesinde hemşirelerimizin de çok büyük katkıları olmuştu. Büyük Üstat Vedat Yeğinsü, Turan Kanpak kardeşi yayın kurulu ve kütüphane yönetmeliğinin hazırlanması için görevlendirdi. Kadın Mason Büyük Locasının temelini oluşturan Çağdaş Kardeşlik ve Dayanışma Derneği bu binada çalışmalarına devam etti ve 17 Mart 1990'da ilk Genel Kurulunu yaparak Güven Timurkan kardeşimizi Yönetim Kurulu Başkanlığına seçti. Büyük Mason Mahfili üyesi kardeşlerimiz de sık sık Ece Han'da toplantılar yaparak Masonlukla ilgili bilgilerini o zaman hemşiremiz olan bugünkü Kadın Mason kardeşlerimize aktarıyorlardı.


BÜYÜK MASON MAHFİLİ ADI YERİNE ÖZGÜR MASONLAR BÜYÜK LOCASI ADININ KULLANIMI

14 Kasım 1992 tarihindeki Genel Kurul toplantısında Büyük Mason Mahfili tüzüklerinde yapılan değişiklikle Büyük Locamızın adının masonik çalışma ve yazışmalarda "ÖZGÜR MASONLAR BÜYÜK LOCASI" olarak kullanılmasına, Büyük Mason Mahfili adının ise resmi işlemlerde kullanılmasına karar verildi.


TÜNELDEKİ BİNAMIZIN TEMELİNİ ATTIK

1995 yılı başlarken Büyük Üstat Necip Arıduru Kardeş, Büyük Mason Mahfili Derneği'nin İstanbul'da bir binaya sahip olabilmesi için çok gecikildiğini, yeni localar kurulabilmesi için satın alınmış olan Tünel Müeyyet Sokakta tarihi eser niteliğindeki binanın bulunduğu yerde inşaatın bir an önce başlaması, bu nedenle de kardeşlerimizin inşaatın maddi ihtiyaçlarını karşılayabilmek amacıyla özveride bulunmalarını duyurdu.

Bu çağrının sonuçları çok kısa zamanda alınmaya başlandı. 11 Haziran 1995 Pazar günü saat 15.00'te usulüne uygun olarak yapılan bir törenle İstanbul'da Tünel Müeyyet sokaktaki binamızın temeli atıldı.

Ekim ayına gelindiğinde İstanbul'da temeli atılmış olan binamızın 2. bodrum katı ve istinat duvarları kardeşlerimizin özverileri ile bitirilmişti.

1996 yılının sonuna gelindiğinde İstanbul'da Tünel, Müeyyet Sokakta bulunan bina inşaatımızın kabası tamamlanmıştı. 29 locamıza üye kardeşlerimizin sayısı da 2034'e ulaşmış olduğu için inşaatın bir an önce tamamlanıp yeni mabetlerimizin çalışmaya açılması gerekliydi. Tepebaşı 111 numaralı binamızda ve Güney Palas'ta bulunan mabetler locaların çalışmaları için yetersiz kalmaya başlamıştı.

Nihayet temelinin atılması üzerinden üç buçuk yıl geçtikten sonra inşaatı biten binamızda bulunan mabedin açılış töreni 20 Aralık 1998 Pazar günü saat 10.30 da yapılarak Sayın Localarımızın kullanımına sunuldu.


HKMBL BÜYÜK ÜSTADINDAN, ÖMBL BÜYÜK ÜSTADINA TEŞEKKÜR MEKTUBU

1966 yılında Türkiye'de Masonluğun bölünmesi ve iki ayrı obediyans haline gelmesinden sonra Hür ve Kabul Edilmiş Masonlar Büyük Locası ile Özgür Masonlar Büyük Locası arasında ilişkilerin her ne kadar Masonik anlamda bir beraberlik göstermediği söylense de her iki obediyansta da gerek Masonik gerekse harici hayattaki çeşitli alanlarda beraber olmaktan kaynaklanan bir sevgi bağı her zaman var olmuştur. Hatta birbirleri ile biyolojik bağı bulunan dede, baba, torun, amca, kardeş, yeğen vs. akrabaların iki farklı obediyansta bulunmaları da sık sık görülen bir gerçektir. İşte bu kardeş sevgisi, zaman zaman her iki obediyansın en üst görevlilerine kadarda yansımaktaydı. Bunun bir örneği yazılı olarak arşivlerimize girmiştir.

Bugün Sonsuz Doğuya göç etmiş bulunan Hür ve Kabul Edilmiş Masonlar Büyük Locası Büyük Üstadı Sahir Talat Akev kardeş 1999 yılının Eylül ayında ciddi bir hastalıkla mücadele ederken, Özgür Masonlar Büyük Locası Büyük Üstadı Necip Arıduru kardeş kendisiyle yakından ilgilenmişti, kardeşinin bu yakın ilgisinden duygulanan ve her ne kadar obediyansları farklı düşünse de, Hür ve Kabul Edilmiş Masonlar Büyük Üstadı Sahir Talat Akev kardeş, Büyük Localarının başlıklı kağıdına yazıp imzaladığı ve başlığına obediyansımızın adı ile Büyük Üstadımızın adı ve Masonik sanını yazdığı şu yazıyı kendisine göndermiştir;

GRAND LODGE OF TURKEY, FREE AND ACCEPTED MASONS
Nuru Ziya Sokak 25 Beyoğlu İstanbul

İstanbul 29 Eylül 1999

Sayın Necip ARIDURU
Özgür Masonlar Büyük Locası
Büyük Üstadı


Sayın Üstat

Rahatsızlığım esnasında gösterdiğiniz yakınlık için en içten teşekkürlerimi sunarım. Sevgi ve saygılarımla.



Sahir Talat AKEV
Büyük Üstat


ÇOCUKLARIMIZLA YAPILAN İLK RİTÜELİK TOPLANTI.

2000 yılında Büyük Locamız bir ilki gerçekleştirdi. Bu olay kardeşlerimizin 16 - 26 yaşındaki çocuklarıyla ritüelik düzen içinde açık oturumlar yapılması ve gençlerimizin Masonluk hakkında sadece yazılı, sözlü ya da gösterimli olarak değil, uygulamalı olarak da bilgilendirilmeleridir. Bu toplantı için öylesine başvuru oldu ki, ikinci bir toplantı daha yapıldı.


BÜYÜK ÜSTAT SANININ PEK SAYGIDEĞER BÜYÜK ÜSTAT OLARAK DEĞİŞTİRİLMESİ

23 Haziran 2001 tarihindeki Olağanüstü Genel Kurulda Geçici Tüzük Kurulunca hazırlanan İç Tüzük taslağı ve Bölge Büyük Locaları Genel Tüzüğü üzerinde görüşmeler yapılarak Tüzükler son haline getirildi ve kabul edilerek 1 Ekim 2001 tarihinde yürürlüğe girmesine karar verildi.

Tüzük değişikliğinden sonra Büyük Üstat sanı Pek Saygıdeğer Büyük Üstat olarak değiştiği için yeni tüzüğün uygulanmaya başlandığı tarih olan 1 Ekim 2001 den sonra, 20 Ekimde yapılan Büyük Yönetim Kurulu tutanağında ilk defa Pek Saygıdeğer Büyük Üstat sanı kullanılmıştır.

8.Akdeniz Mason Birliği Buluşması (17-19 Nisan 2008)

Posted by Bornocu Ersan | | Posted in ,



Büyük Dışişleri Sekreteri Can Arınel kardeş ve yardımcısı Gürkan Eliçin kardeşten oluşan ÖMBL Delegasyonu, Akdeniz Mason Birliği'nin 8. Buluşmasına katılmak üzere 17 Nisan 2008 Perşembe günü Lufthansa Havayolları ile Münih üzerinden Marsilya'ya hareket ettiler. Delegasyonumuz, havaalanından Fransa Büyük Doğusu'nun görevlendirdiği bir araç tarafından alınıp, otellerine transfer edildi. Kardeşlerimiz daha sonra Fransa Büyük Doğusu'nun Marsilya'daki binasına yine aynı araçla ulaştılar. Fransa Büyük Doğusu Büyük Üstadı Jean Michel Quillardet, Büyük Üstatlara ve Fransa Büyük Doğusu'na bağlı Jüridiksiyon Başkanlarına bir akşam yemeği veriyordu. ÖMBL, Büyük Üstat düzeyinde temsil edilmediğinden Can ve Gürkan kardeşlerimiz bu yemeğe de katıldılar. Delegasyonumuz burada, büyük bir kardeş sevgisi ve sıcaklığı ile karşılandılar. Can kardeş, Büyük Üstat Jean Michel Quillardet'nin masasına oturtuldu. Gürkan kardeş de Fransız ve Portekizli kardeşlerin bulunduğu bir masaya konuşlandı. Yemek öncesi, önce Fransa Büyük Doğusu Büyük İç işleri Sekreteri Yardımcısı ve Marsilya delegesi, ardından da Büyük Üstat Jean Michel Quillardet hoş geldiniz konuşmaları yaptılar. Çok güzel ve zengin bir yemek servisi yapıldı. Kardeşler koyu bir sohbet ile geceyi bitirdiler.

18 Nisan 2008 Cuma sabahı saat 09.00'da, World Trade Center'ın fuayesinde buluşuldu. Bugünün programı, haricilere de açık olan bir konferans idi. Konferansın sabah oturumunda ana ilgi Akdeniz Birliği üzerineydi. Hoş geldiniz konuşmasını Fransa Büyük Doğusu Büyük İç İşleri Sekreter Yardımcısı ve Marsilya Delegesi Pierre Lambicchi kardeş yaptı. Sonrasında, Büyük Üstat Jean Michel Quillardet'nin açılış konuşması ile konferans çalışmalarına başladı. Sırasıyla Antoine Sfeir (eğitimci ve yazar Kardeş) Akdeniz'in felsefi ve sosyolojik vizyonu ve "Akdeniz Birliği" ile "Akdeniz için Birlik" arasındaki fark üzerine ve Didier Doucet (profesör Kardeş) Barselona sürecinin başarı ve başarısızlıkları üzerine konuştular. Verilen kahve molasından yararlanarak Can, Gürkan ve Fransa Büyük Doğusu üyesi Erol Eliezer kardeşler Büyük Üstat Jean Michel Quillardet ile birebir görüşme olanağını buldular. Fransa Büyük Doğusu'nun Dış İlişkilerden sorumlu koordinatörü Fabien kardeş de kendilerine katıldı.

Kahve molasından sonra, stratejist ve politikacı olan Jean Guellec kardeş, Akdeniz'de siyasal, ekonomik ve insancı gelişme için hangi ortak stratejileri geliştirebiliriz konulu bir konuşma yaptı. Oturuma yemek molası için ara verildi.

Yemek sonrası oturumunda, Akdeniz Mason Birliği üyesi obediyansların yapacakları konuşmalar başlarken, Fransa Büyük Doğusu Büyük Dışişleri Sekreter Yardımcısı, konuşmaların 7 dakika ile sınırlandırılmasını istedi. Oysa Can kardeşin elinde Önceki Büyük Üstat Hüseyin Özgen kardeşin yazdığı 5 dolu dolu sayfa vardı. Sıra kendisine gelince, Can kardeş ne Fransızcanın kendi ana dili olduğunu, ne de Büyük Üstat Jean Michel Quillardet gibi iyi bir hatip olduğunu, bu nedenle elindeki metne sadık kalmak zorunda olduğunu söyledi ve kendisine bu konuda tolerans gösterilmesini diledi. Ancak daha konuşmanın yarısında, ki 10 dakika olmuştu bile, Sekreter Yardımcısı kendisine müdahale etti. Can kardeş de son paragrafa atlayarak konuşmayı bitirdi. Büyük de bir alkış aldı. Bütün bu sıkıştırmanın nedeni sonradan anlaşıldı. Programı çok sıkışık olan, eski bakan, halen milletvekili ve bölge valisi konumunda olan Michel Vauzelle'in programını rahatlatmak için... Michel Vauzelle Akdeniz İçin Birlik projesinde, özgür düşünce ve laiklik gibi değerlere sahip olan masonların çok önemli bir rol üstlenebileceğinin altını çizen bir konuşma yaptı. Sonrasında, yine obediyans temsilcilerinin konuşmaları ve dinleyicilerin soru, yanıt ve katkıları ile süren konferans, Fransız Büyük Doğusu Büyük Yasalar Sözcüsünün çalışmalar üzerine yaptığı sonuçlandırma konuşması ile kapandı.

Gala yemeği şehrin dışında, yarım saatlik bir yol ile ulaşılabilen, deniz kenarındaki Pullman Hotel'de öngörülmüştü. Konferansın yapıldığı merkezin önünden otobüsler ile servis sağlanmıştı. Gala yemeğinin yapılacağı salona ulaşıldığında, bir masa oturum düzeni planlanmadığı, sadece bazı masaların protokol amaçlı rezerve edildikleri görüldü. Bunun üzerine masalara gelişi güzel oturuldu. Gecenin sonuna doğru masamıza gelen Dış İlişkiler Koordinatörü Fabien kardeş, Can kardeşe neden Büyük Üstat Jean Michel Quillardet'nin masasında olmadığını sordu ve protokol için hazırladığı masa yerleşim listesini gösterdi. Can kardeş önceden kimsenin bu konuda bir bilgi vermediğini, bu yüzden de bu masada oturduğu yanıtını verdi. Otobüsler ile şehre geri dönüldü.

19 Nisan 2008 Cumartesi günü Konferansın yapıldığı salon mabede dönüştürülerek, Büyük Üstat Jean Michel Quillardet'nin yönetiminde 1. Derece oturumu saat 09.00'da başladı. Önce kardeşler mabede girdiler ve oturumun açılışının ardından protokol konuklarını içeri almaya hazırlandılar. Bu süreci Fransız Büyük Doğusu'nun Büyük Dışişleri Sekreteri yönetmeye çalışıyordu. Ama kimin önce kimin sonra gireceği konusu, yeterli ön çalışma yapılmadığından, belirlenemiyordu. Sonunda Akdeniz Mason Birliğinin kurucu obediyanslarının delegasyonlarını, hep birden içeri almaya karar verdiler. Ama Fransız Dışişleri Sekreteri kardeşimiz bu obediyansların ve temsilcilerinin kimler olduğunu bilmiyordu. İmdada Can kardeş yetişti. Kurucu obediyansları saydı, temsilcilerini çağırıp, girişte topladı Ve topluca içeri girilmesini sağladı. Büyük Üstatlar Doğu'ya, diğer temsilciler sütunlara alınıyordu. Can kardeşi Doğu'ya aldılar. Gürkan kardeş ise Güney'in en Doğusuna oturdu. Tüm konuklar girdikten sonra Büyük Üstat Jean Michel Quillardet bir konuşma yaptı. Ardından konuklara sıra ile söz verdi. Sıra ÖMBL'ye gelince, Can kardeş Akdeniz'in farklılıklarımızı zenginliğe dönüştüren fonksiyonuna, ortak değerimiz olan laikliğe değindi ve başta ÖMBL'nin yeni seçilen ve görevi bırakan Büyük Üstatları olmak üzere tüm kardeşlerin sıcak sevgi dileklerini aktardı. Toplantı Fransız Büyük Doğusu Büyük Yasalar Sözcüsü'nün sonuçlandırma konuşmasının ardından sona erdi.

Fuayede bir kokteyl düzeni kardeşleri bekliyordu. Kardeşler kokteyl alanında birbirlerine hoşçakal derken, Akdeniz Mason Birliği üyesi obediyasların temsilcileri bir başka salonda, Büyük Üstat Jean Michel Quillardet ve Akdeniz Mason Birliği Koordinatörü eş başkanlığında toplantıya girdiler. Toplantının gündeminde 3 konu vardı. Gelecek yıl gerçekleşecek olan toplantının yerinin belirlenmesi ilk gündem maddesi idi. Kendisi de İtalyan olan koordinatör kardeş Venedik şehrini aday olarak önerdi. Faslı kardeşler geçen yıl Antalya'da 2009 toplantısının Fas'ta yapılacağının oylandığını ileri sürdüler. Can kardeş konunun konuşulduğunu ama oylanmadığını bildirdi. Sonuç olarak, Faslı Büyük Üstat kendilerinin önümüzdeki yıl Afrika genelini kapsayan başka bir uluslararası toplantı düzenleyeceklerinden eğer bu toplantı ile Akdeniz Mason Birliği Toplantısı birbirine eklemlenemezse zaten birbiri ardına 2 ayrı toplantıyı organize edemeyeceklerini belirtti. İki toplantının birbirine eklemlenemeyeceği görüşü ağır bastığı için, Akdeniz Mason Birliği'nin 9. Buluşması'nın 2009 yılının Mayıs ayında Venedik'te yapılması oylandı ve kabul edildi. İkinci madde 2009 toplantısının temasının belirlenmesi idi. Kısa bir tartışmanın ardından "Akdeniz'deki Gençlere Masonluğun Aktaracağı İletiler Nelerdir?" konusu kabul edildi.

Son konu, Birliğe yeni katılımlar ile ilgili idi. Yeni üyelerin ve ülkelerin katılımının Akdeniz Mason Birliği Koordinatörlüğü tarafından önceden yazılı olarak bildirilmesi ve her obediyansın araştırmasını önceden tamamlayarak ilgili toplantıda oylanması görüşü genel kabul gördü. Ancak daha önce kabul gören Portekiz'in birliğe dahil edilmesi doğrultusunda, Antalya'da 7. Toplantı'da görüşülen, Portekiz Kadın Mason Büyük Locası'nın katılımı oylandı, kabul edildi ve Büyük Üstadı toplantıya dahil oldu. Fransa Büyük Doğusu, Birliğin İtalya Büyük Locası'nın daimi genel koordinatörlüğü yerine, gelecek toplantıyı düzenleyecek ev sahibi obediyans tarafından koordine edilmesinin daha doğru olduğunu ve eşgüdümün ilgili sekreterya tarafından yapılması gerektiğini belirtti. Toplantı böylece kapandı. Orada içilen son kadehler, gelecek toplantının şerefine kalktı. Toplantıya katılan bütün delegasyonlar, Türkiye'de geçen yıl gerçekleştirilen Avrupa Mason Birliği (EME) 7. Buluşması'nın organizasyonundaki başarıyı bir kez daha dile getirdiler. Genel toplantı organizasyonundaki başarının ötesinde ritüelik çalışmadaki düzen ve ciddiyet, tüm Türk kardeşlerdeki toleranslı ve sıcak yaklaşımların değeri belirtildi. Tekrar tekrar ÖMBL'nin farklı bakışı ve duruşu teşekkürlerle vurgulandı.

Kardeşler barış içinde Marsilya'dan ayrıldılar.

2.Uluslararası Masonik Buluşma (20-23 Haziran 2008)

Posted by Bornocu Ersan | | Posted in ,



Yunanistan'da karma çalışan "Delphi Uluslararası Masonik Düzeni"nin daveti üzerine, birincisi Fransız Büyük Doğusu tarafından Strasbourg'da düzenlenmiş olan "Avrupa'yı İnşa Etmek, Dünyayı İnşa Etmek" konulu II. Uluslararası Masonik Buluşma toplantısına katılmak üzere, Pek Saygıdeğer Büyük Üstat Metin Ansen, PSBÜ Yardımcısı Cüneyt Kalpakoğlu, Büyük Dışişleri Sekreteri Yardımcısı Gürkan Eliçin, Rafi Sıvacıoğlu ve Elvend Kantar kardeşler, 20 Haziran 2008 Cuma günü Atina'ya hareket ettiler. Büyük Sekreter Aris Yorgiyadis ve Büyük Dışişleri Sekreteri Can Arınel kardeşler daha önce Atina'ya ulaştıklarından, delegasyona orada dahil oldular. Ayrıca iş için Atina'da bulunan Sn. Etoile d'Orient Locası üyesi Erol Meşulam kardeş ile Ankara'da Sn. Yunus Emre Locasında aydınlanmış ve kalfalığa yükselmiş, ancak iş yaşamı nedeniyle çalışmalarına Atina'da devam eden Nicolai Tufar kardeş de ÖMBL delegasyonuna katıldılar.

PSBÜ Metin Ansen havaalanında Yunan kardeşler tarafından karşılandı ve oteline transfer edildi.

20 Haziran 2008 Cuma günü saat 15.00' de kardeşlerce bilinen geometrik noktada buluşuldu. Geometrik nokta Atina'nın en prestijli oteli olan Grande Bretagne Hoteli idi. Kayıt ve açılış resepsiyonunun ardından, otelin mabede dönüştürülmüş toplantı salonuna önce yalnızca Delphi Uluslararası Masonik Düzeni üyesi Kardeşler girerek oturumu açtılar. Konuk delegasyonlar kuruluş tarihlerinin eskiliğine göre aşağıdaki sıra ile törenle mabede alındılar:

Delphi Uluslararası Masonik Düzeni'nin Breziya'daki Locaları , Delphi Uluslararası Masonik Düzeni'nin ABD'deki Locaları, Delphi Uluslararası Masonik Düzeni'nin Romanya'daki Locaları, Yunanistan Karma Büyük Locası, Fas Büyük Locası, İsviçre Kadın Büyük Locası, İsviçre Büyük Doğusu, Yunanistan Büyük Doğusu, İtalya Büyük Locası, Belçika Büyük Doğusu, Romanya Kadın Büyük Locası, Lübnan Büyük Locası, Lübnan Merkezi Büyük Locası, Kongo Büyük Doğusu, Lübnan Sedirler Büyük Locası, Özgür Masonlar Büyük Locası, Fransa Kadın Büyük Locası, CLIPSAS Başkanı Marc Antoine Cauchi Kardeş, Portekiz Lusitano Büyük Doğusu ve Fransa Büyük Doğusu Delegasyon başkanları Doğu'da, diğer kardeşler de sütunlarda yer aldılar. ÖMBL delegasyonuna Kuzey Sütunu'nun Doğu'sunda ve ön sırada yer ayrılmıştı.

Toplantı Delphi Uluslararası Masonik Düzeni'nin Gran Komandörü ve Büyük Üstadı Vasilios Patkas Kardeşin açış konuşmasıyla başladı. Ardından Atina vadisinde Fransız Ritinde ve Fransızca olarak çalışacak "İnisiyatik Labirent" adlı locanın kuruluş ateşinin yakılması törenine geçildi. Oldukça ilginç olan tören, Gran Komandör ve Büyük Üstad Vasilios Patkas Kardeş ortada ve yeni kurulan locanın üyesi olan Kardeşlerde spiral şeklinde onun etrafında ve birbirlerine elleri ile dokunarak, siyah beyaz karelerin üzerinde dönmeleri ile başladı. Spirali oluşturan Kardeşler dönme sırasında birer birer gruptan koparak yerlerine oturdular. Daha sonra Gran Komandör ve Büyük Üstad o ana kadar yerlerinde olmayan 3 sütunun yerlerini belirleyip, sütunların oralara dikilmesini sağladı. Bir gemici feneri ile getirilen ışıktan alev alarak sütunlardaki mumları ve kürsülerdeki şamdanları yaktı. Sonra da Dış Koruyucudan Saygıdeğer Üstada kadar tüm görevlileri tek tek göreve getirdi. Bu görevliler arasında ÖMBL'de bulunmayan, Sancaktar ve Mühürdar gibi görevliler de vardı. Toplantı yeni kurulan Sn. İnisiyatik Labirent Locası Saygıdeğer Üstadı Piperaki Kardeşin locasının kuruluş öyküsünü ve isim bulma sürecini de içeren olağanüstü güzel konuşması ile son buldu.

Kardeşler akşam yemeğinin alınacağı yürüyüş mesafesindeki Ermenion lokantasına doğru yola çıktılar. Açık havada, canlı müzik eşliğinde tipik ve güzel bir akşam yemeği yendi. PSBÜ Metin Ansen protokol masasında yerini aldı. ÖMBL delegasyonu Yunan Kardeşler tarafından bir an olsun yalnız bırakılmadılar. Delphi Uluslararası Masonik Düzeni'nin Büyük Birinci ve İkinci Nazırları Türk kardeşler ile akşam yemeğinde ekmeklerini ve tuzlarını paylaştılar.

21 Haziran 2008 Cumartesi günü, aynı Geometrik Nokta'da, "Avrupa'yı İnşa Etmek, Dünyayı İnşa Etmek" konulu halka açık bir toplantı düzenlenmekte idi. Fransızca -Yunanca simültane çevirinin de olduğu toplantının yapıldığı salonda delegasyonların yerleri yine önceden ayrılmış bulunmaktaydı. Toplantının düzenlemesinde büyük özveri ile çalışan İna Piperaki Kardeş, böyle bir konunun Demokrasi'nin beşiği sayılan Atina'da işlenmesinden duyduğu mutluluğu aktaran kısa bir konuşma yaptı. Daha sonra Delphi Uluslararası Masonik Düzeni'nin Gran Komandörü ve Büyük Üstad Vasilios Patkas Kardeş ve Uluslararası Masonik Buluşma toplantılarının fikir babası, Fransız Büyük Üstadı Jean Michel Quillardet Kardeş açılış konuşmalarını yaptılar. Patkas Kardeş Avrupa Komisyonu Başkanı Jose Manuel Barroso'nun Avrupa'nın ortak değerlerinin güçlendirilmesinde mason kardeşlere görev düştüğünü içeren mektubunu okudu ve bir ilk olan bu mektubun kopyasının katılımcılara dağıtılacağını bildirdi. Quillardet Kardeş laiklik konusuna vurgu yaparak, Avrupa Birliği Anayasa Taslağında yer alması önerilen Hıristiyan değerler vurgusuna nasıl karşı çıktıklarını ve bu amaçla bazı obediyanslar ile birlikte Sn. Barroso'yu ziyaret ederek fikirlerini aktardıklarını anlattı.

Sonraki konuşmacı olan Portekiz Lusitano Büyük Doğusu Büyük Locası ve Üniversite Profesörü Antonio Reis, "Avrupa nedir, Avrupalı Kimliği nedir, Avrupa'nın moral ve entelektüel değerleri nelerdir?" sorularını irdeleyen bir konuşma yaptı. Avrupa'yı "değerleri ortak, kültürleri ise çoğullukçu" bir birliktelik olarak tanımladı.

Barselona Üniversitesi'nden Profesör Joan-Francesc Pont Clemente, ekonomik gelişmenin yurttaşların yararı için kullanılması gereğine vurgu yaparken, kapitalizmin ulusların yararına olmaktan çok, ulusların yararını yıpratan bir konuma geldiğini aktardı.

Kahve molasının ardından Avrupa ve Afrika üzerine çalışmaları da olan Profesör Didier Doucet Kardeş, Avrupa'nın doğu ve güneye doğru gelişmesinin yaratacağı faydalar ve sorunları masaya yatırdı. Avrupa'nın, Akdenize kıyısı olan ülkeler yerine Doğu Avrupa ülkelerini tercih ettiğini gözlemlediğini bildirdi.

Konuşmacı olduğu halde son anda geçerli bir engeli çıkan Fas Tarım ve Balıkçılık Bakanı Aziz Akhannouch yerine, müsteşarı Muhammed Al Kadı, kalıcı tarımsal büyüme, besin güvenliği ve çevre korumacılığının üzerinde yükselen "Yeşil Fas Projesi"nin sunumunu yaptı.

Öğle yemeği için otelin büyük salonuna geçildi ve son derece zarif bir servis eşliğinde güzel bir öğle yemeği yendi.

Yemekten sonra, toplantıya Türkiye'den davet edilen Boğaziçi Üniversitesi'nin eski öğretim üyelerinden, Işık Üniversitesi Mühendislik Fakültesi Dekanı Profesör Yorgo Istefanopulos, Ulu Önder Atatürk'ün "Yurtta Sulh, Cihanda Sulh" deyişi ile başladığı bir sunumda bulundu. Biyoteknolojiden nanoteknolojiye ve robot teknolojisine kadar bilimsel ilerlemenin sıradan insanların yaşamını nasıl değiştireceğini, örnekler ile açıkladı.

Siyaset Bilimci Eddy Caekelberghs, 21. Yüzyılın birlikte yaşayabilmek için geçerli olduğunu savladığı ana kuralını açıkladı; "evrenseli ve kozmopolitliği öğrenmek ve öğretmek."

Tıp Doktoru ve İnsan Hakları Uzmanı Marlene Meimoun-Saffar, sınırları olmayan bir dünya yurttaşlığına hazırlanabilmek için demokratik değerlerin öğretimine işaret etti.

Kongo Yüksek Öğretim Bakanı Henri Ossebi Kardeş, gençliğin eğitimi, tüm bireylerin eğitim hakkı ve toplumsal entegrasyon konularının Afrika aynasından yansımalarını aktardı.

Avrupa Parlamenteri Veronique de Keyser Kardeş, Avrupa'da laikliğin nasıl bir tehdit altında olduğunu örnekler ile anlattı. Çeşitli tarikatların ve Vatikan'ın nasıl etkinlikler gösterdiğini, Avrupa Kurumlarına nasıl sızdıklarını, cinsel özgürlükler, kürtaj, kök hücre araştırmaları, eşcinsellerin hakları ve kadın hakları konusunda nasıl tavırlar alıp, üstelik de etkili olduklarını açıkladı.

Son konuşmacı olarak Fransız diplomat Patrick Dostes "21. Yüzyılın Başlangıcında Laiklik" konulu bir sunu yaptı. Yeni laiklik tanımlamaları ile gündeme getirilen "Cemaatçiliğin" günümüzde büyük bir tehlike olduğunu bildirdi.

Delphi Uluslararası Masonik Düzeni'nin Gran Komandörü ve Büyük Üstadı Vasilios Patkas Kardeşin kapanış ve teşekkür konuşmasının ardından delegasyonların katkılarına geçildi:

Fransız Kadın Büyük Locası, İtalya Büyük Locası, İki Kıyı Fraterneli, Romanya Kadın Büyük Locası, ÖMBL, eski CLIPSAS Başkanı ve Fransız Büyük Doğusu katkılarda bulundular. ÖMBL adına katkıda bulunan PSBÜ Metin Ansen Kardeş, ortaokul yıllarında kendisine "Mason" lakabının takılmasına neden olan anısını aktardı ve Türkiye'deki laikliğin önemine vurgu yaptı.

Toplantı sonrasında kardeşler otellerine dağıldılar ve saat 21.00'de otobüsler ile Gala Yemeğinin düzenlendiği, deniz kenarında bulunan Astir Palace Hotel'e hareket ettiler. Güzel bir müzik yayını eşliğinde, keyifli bir akşam yemeği yendi. Türk kardeşler, meslekte oldukları kadar dans pistinde de başarılı olduklarını kanıtladılar. Gece sabaha karşı 01.30'da sona erdi.

22 Haziran 2008 Pazar günü resmi oturumun açılmasından önce, PSBÜ Metin Ansen Kardeş, Fransa Büyük Doğusu, Delphi Uluslararası Masonik Düzeni ve Portekiz Lusitano Büyük Doğusu Büyük Üstatları ile kısa bir toplantı yaparak, Uluslararası Masonik Buluşma toplantısının 2009 yılında İstanbul'da yapılması konusunda ortak karar alınmasını sağladı.

Saat 09.30'da, çalışmaların kapanışı dolayısı ile düzenlenen resmi oturum açıldı. Delegasyonlar yine oturumun açılmasından sonra Cuma günü mabede girdikleri sıra ile törenle alındılar. Delegasyon başkanları Doğu'da, diğer kardeşler de sütunlarda yer aldılar. PSBÜ Yrd. Cüneyt Kalpakoğlu Kardeş Doğu'ya davet edildi.

Sonrasında giriş sırasına göre yabancı delegasyon başkanlarına söz verildi. Söz alan Kardeşler, Delphi Uluslararası Masonik Düzeni'nin Gran Komandörü ve Büyük Üstad Vasilios Patkas Kardeşi ve organizasyonda görev alan başta Ina Kardeş olmak üzere tüm Kardeşleri kutladılar ve geleceğin dünyasının şekillenmesinde masonlara düşen görevleri vurguladılar. Sıra ÖMBL'na gelince söz alan PSBÜ Metin Ansen Kardeş, Büyük 2. Nazır Thekli Kardeşin yeni aydınlanmış annesi ile tanıştığını ve kendisinin Türkiye göçmeni olduğunu öğrendiğini aktardı. Çırak Kardeşin "İşte yollarımız orada ayrı İdi" demesinin kendisini çok etkilediğini, zira kendi atalarının da Selanik göçmeni olduğunu anlattıktan sonra "hayır yollarımız ayrılmadı, Masonluk sayesinde yollarımız yeniden birleşti" diyerek, Türkiye doğumlu Yunan Şair Yorgo Seferis'in Nobel Edebiyat Ödülünü alırken yaptığı konuşmadan alıntılar yaptı. "Gittikçe küçülen günümüz dünyasında hepimizin hepimize ihtiyacı var. İnsanı aramak ve onu her neredeyse bulup çıkarmak zorundayız" diyerek duygu yüklü sözlerini bitirdi. Bu arada gelecek Uluslararası Masonik Buluşma toplantısının 2009 yılında İstanbul'da yapılacağını bildirdi ve Patkas Kardeşe Türkiye'de özel olarak yaptırılmış, kardeşlik zincirini simgeleyen armağanı verdi.

Toplantının kapanışından önce Delphi Uluslararası Masonik Düzeni'nin Gran Komandörü ve Büyük Üstadı Vasilios Patkas Kardeş katılımcılara teşekkür etti ve organizasyonun yapılmasına katkıda bulunan kardeşlere birer plaket verdi.

Resmi oturumu takiben, saat 13.30'da, kapanış kokteyli ile kardeşçe sohbetler eşliğinde toplantı sona erdi.

Pazar akşamı ÖMBL üyesi kardeşler Aris Kardeş önderliğinde Pire şehrini tanıma olanağı buldular.

23 Haziran 2008 Pazartesi günü kardeşler gönüllerince Atina'yı gezdiler.

Türk kardeşlerin Atina'da bulundukları her saniye Yunan kardeşler kendilerine sevgi ve yoğun ilgi gösterdiler. Bu sevgi ve ilgi, politikacıların aşamadıkları engelleri kardeşlik sevgisinin nasıl aştığının güzel bir örneği oldu.

Akşam 19.30'da kardeşler barış ve mutluluk içinde Atina'dan ayrıldılar.

Türkiye'deki Diğer Büyük Localarla İlişkilerimiz

Posted by Bornocu Ersan | | Posted in , ,



Bugün dünya Masonluğu, geleneksel Masonluk anlayışını benimseyen ve benimsemeyen Büyük Localar olmak üzere ikiye ayrılmıştır. Literatürümüzdeki yaygın kullanımda, bunlardan birincisine "muntazam", ikincisine "gayrımuntazam" Büyük Localar diyoruz. Muntazam-gayrımuntazam ayrımı, Masonluğun temel ilkeleri ekseninde bir ayrımdır. Bir Büyük Locanın hangi temel ilkeleri benimseyeceği ise kendi tercihidir. Dolayısıyla "gayrımuntazam" tabiri her ne kadar bir olumsuzluk çağrıştırıyorsa da, aslında muntazam olmak ya da olmamak birbirine bir üstünlük meselesi değil kurumsal bir tercihtir. Sütçü sütüm kara demezmiş, her kurum da kendi ilkesel tercihinin doğru olduğunu düşünür.

Muntazam ve gayrımuntazam Büyük Localar arasındaki ilişkinin temel bir normu vardır. Muntazam Büyük Localar, gayrımuntazam Büyük Localarla tanışmazlar. Bu durumun sonucu olarak, bu iki ayrı anlayışın Masonlarının Locaların ritüelik çalışmalarında bir araya gelmeleri mümkün değildir. Bundan başka da ilişki kısıtlayan bir evrensel norm mevcut değildir. Tersine, bu iki ayrı anlayışa mensup Masonlar, dünyanın her yerinde, ritüelik çalışmalar dışında, Masonik olan ya da olmayan birçok husus vesilesiyle bir araya gelmektedirler.

Muntazam-gayrımuntazam Masonluk ayrımı Türkiye'ye nispeten geç gelmiş ve dünya örneklerinin aksine, tek bir kurumun içinde yaşanan kavgalı bölünmeyle gerçekleşmiştir. Bu da, Türkiye'deki muntazam-gayrımuntazam Masonluk ilişkilerinin, dünya normlarının dışında bir tansiyonla başlamasına ve sürmesine yol açmıştır. Bu duruma bir de dünya normlarına dair bilgi eksikliklerimiz eklenince ortaya trajik bir tablo çıkmıştır. Dünyanın hiçbir yerinde var olmayan "onlar da Mason mudur?" veya "onlara Kardeşim diyebilir miyiz?" anakronik tartışmaları; Kardeşlerimizin Mason olan eşlerinin (yani Mason hemşirelerimizin) Açık Celselere getirilmelerini men eden yahut Özgür Masonlar Büyük Locası'nın mensuplarıyla haricî alemde yapılan toplantıları yasaklamaya kalkan Büyük Üstatlar; Özgür Masonlar Büyük Locası'nın mensupları tarafından yazılmış kitapların İktisadi İşletmemizde satılmasını yasaklayan Büyük Görevliler Kurulları; Özgür Masonlar Büyük Locası'nın binasına gittiği için haysiyet kuruluna verilmekle tehdit edilen Kardeşler ve daha nice acı örnekler...

Dünyada birbiriyle tanışmayan Büyük Locaların ortaklaşa bina kiraladıkları bir devirde, kabul edilemez bir geri kalmışlık olarak gördüğüm bu duruma, tek kelimeyle, dayanamıyordum. Tabanın da fevkalade rahatsız olduğunu hissettiğim bu meseleye elbette neşter atacaktım. Ancak görev dönemimin ilk zamanlarında başımdaki bin bir türlü soruna yeni bir tanesini ilave etmek istemediğimden, bu konuyu ele almayı görev dönemimin sonuna bırakmaya karar verdim. Böyle karar verdim ama "dayanamıyordum" dedim ya, gerçekten de dayanamadım ve zamanlamanın hatalı olduğunu düşünmeme rağmen, görev dönemimin hemen başında Özgür Masonlar Büyük Locası Büyük Üstadı Metin Ansen Kardeşimle temasa geçtim. Metin Kardeşimin sıcak ve candan kişiliği sayesinde hemen yakın dost olduk. Eskiden de iki kurumun Büyük Üstatları arasında diyalog kurulduğu dönemler olmuştu ama bu diyalog belirli bir örtülülük anlayışıyla gerçekleşirdi. Ben Metin Kardeşimle göstere göstere görüştüm. Özgür Masonlar Büyük Locası'nın davet edildiğim bütün organizasyonlarına katıldım; dergileri için fotoğraf çektirdim; Metin Ansen Kardeşimi bizim organizasyonlarımıza davet ettim. Üstelik bu ilişkiyi Büyük Üstatlarla sınırlı tutmaya da çalışmadım. İki Büyük Locanın arşiv komitelerinin birlikte çalışmalarını teşvik ettim; İzmir'de iki Büyük Loca'ya mensup Masonları bir araya getiren "sinerji" adlı organizasyonu açıktan destekledim. Ayrıca, bütün bu yaptıklarımı Localarımızın ritüelik çalışmalarında anlattım; Kardeşleri de (ritüelik çalışmalarda bir araya gelmemek kaydıyla) benzeri şekilde davranmaya teşvik ettim.

Bu konudaki açıklığım, yıkmaya çalıştığım zihniyete karşı yükselttiğim bir bayraktı aslında. Diğer yandan, neşteri erken vurmuş ve verdiğim genel mücadelede yeni bir cepheyi zamansız açmış olmaktan endişeliydim. Yaklaşımlarımın sessiz çoğunluk tarafından desteklendiğini bilmekle birlikte, sesi yüksek çıkacak bir azınlık muhalefetiyle karşılaşmayı bekliyordum. Bu bile olmadı. Yaptıklarıma hiçbir açık itiraz gelmedi. Konuya dair verdiğim mesajlar çarpıtılarak üretilen dedikodulara ise kimse itibar etmedi. Son bir örtülü muhalefet, 7 Mayıs 2011 tarihli Büyük Üstat seçimine giderken gerçekleşti. Özgür Masonlar Büyük Locası'nın Cumhuriyet Balosu'nda çekilen fotoğraflarım bana karşı propaganda malzemesi olarak kullanıldı; Büyük Loca Toplantısında da bu konudaki yaklaşımlarımdan dolayı birkaç cılız eleştiri aldım. Seçim sonuçları, camiamızın bu konudaki duruşunu net bir biçimde ortaya koydu ve ben, daha görevdeki ilk yılımda anladım ki, dayanamadığım o zihniyet meğer zaten yıkılmış. Burada bana düşen, bir devrin kapandığını resmen ilan etmekti. Bunu da, evvela 2012 yılının sonbaharında Mimar Sinan Dergisi'nde yayınladığım, sonra da 2013 yılı başında Localarla paylaştığım aşağıdaki Büyük Üstat mesajıyla yaptım:

"Sevgili Kardeşlerim,

Masonluk, insan aklının ürünüdür. Masonluğun ritüellerini, temel ilkelerini, değişmez addedilen kurallarını hep insan aklı üretmiştir. İnsan aklı ise üretir ve çeşitlendirir. Dolayısıyla, Masonluğun doğuşundan bugüne geçen asırlar içerisinde birbirinden farklı Masonluk anlayışlarının ortaya çıkmış olması gayet doğaldır.

Anlayışlarına farklılaşan Mason örgütleri arasındaki ilişkilerin mahiyeti, kısmen yerel tercihler, kısmen de dünyadaki gelişmelerle alakalıdır. Muntazam Masonluk anlayışını benimseyen Büyük Locaların konuya ortak yaklaşımı, kendi temel ilkeleri dışında faaliyet gösteren Mason örgütlerinin üyeleriyle, Loca çalışmalarında bir araya gelinmemesidir. Öte yandan, bu kurala uyulduğu müddetçe, bu örgütlere mensup Masonlarla kurulacak ilişkilere getirilen herhangi bir kategorik kısıt yoktur.

Dünya ölçeğinde kabul gören bu yaklaşım, Muntazam Masonluğun Türkiyedeki yegane hakimi ve temsilcisi olan Büyük Locamız tarafından da benimsenmiştir. Yasalarımız, temel ilkelerimiz dışında faaliyet gösteren Mason örgütlerinin üyeleriyle Loca çalışmalarında bir araya gelinmesine izin vermemektedir. Diğer yandan bu durum, ülkemizde bizden farklı temel ilkelerle çalışan Mason örgütleriyle ortak değerlerimizi güçlendirmeye yönelik işbirliklerine mani değildir. Bilhassa, bir asrı aşkın tarihimizin yarısından fazlasının ortak olduğu Özgür Masonlar Büyük Locası ile dostane ilişkiler içerisinde olmamamız düşünülemez. Bu Büyük Loca ile yıllar önce haricîlere dair kritik bilgilerin paylaşılması ile başlayan ve son zamanlarda ortak arşiv çalışmaları ile devam eden karşılıklı ilişkinin, önümüzdeki yıllarda gelişerek süreceğini umuyorum.

Yeri gelmişken, Türkiye'de kadın Masonluğu konusunu da değerlendirmek isterim. Kadınların tekris edilmeleri temel ilkelerimizin dışındadır. Dolayısıyla, kadın Masonluğunu temsil eden Mason örgütleriyle ilişkilerimiz, Loca çalışmalarında bir araya gelmeme kuralımıza uygun olmak zorundadır. Ancak bu durum, Cumhuriyet Türkiyesi'nde Masonluk yolunda yürümek isteyen kadınları yok saydığımız anlamına gelemez elbette. Aksine, bize yakışan, bu varlıktan mutluluk duymak ve kadınlarımıza bu imkanı sağlayan Mason örgütlerine saygıyla bakmaktır.

Sevgili Kardeşlerim,

Muntazam olan ve olmayan Masonluk ayrımı Türkiye'ye nispeten geç gelmiş ve dünya örneklerinin aksine, tek bir kurumun içinde yaşanan kavgalı bölünmeyle ortaya çıkmıştır. Bu da, ülkemizdeki farklı Masonluk anlayışları arasındaki ilişkilerin, dünya normlarının dışında bir gerginlikle başlamasına ve sürmesine yol açmıştır. Tarihimizin kendimize özel şartlarından kaynaklanan bu durum artık geçmişte kalmıştır. Bugünden geleceğe baktığımda, Türkiye'deki farklı Mason örgütlerinin kendi anlayış ve kurallarıyla kendi yollarında yürüdükleri, ancak birbirleriyle dostça ilişkiler içerisinde oldukları; Nazımca söyleyecek olursak "bir ağaç gibi tek ve hür, ve bir orman gibi kardeşçesine" var oldukları bir Türk Masonluğu görüyorum.

Kardeş sevgi ve saygılarımla

M. Remzi Sanver
Büyük Üstat"


Reklam