14.Derece Ritüeli: "Talimat"

Posted by Bornocu Ersan | 11 Kasım 2015 Çarşamba | Posted in ,



Atölyenin Adı: Büyük Seçilmişler, Tam ve Âlî Masonlar Atölyesi veya Gizli Kubbe.

Başkanın Ünvanı: Üç defa Muktedir.

Görevlilerin Ünvanı:
Özel ünvanları yoktur.

Müntesiplerin Ünvanı: Büyük Seçilmişler, Tam ve Âli Masonlar.

Düzenli Duruş: Sadakat Duruşu.

İşaret: 1) Yemin işareti: Sağ el karnı kesercesine sol kalçadan sağa doğru hızla çekilir.
2) Ateş işareti: Sağ el ayası dışa dönük olarak sol yanağa değdirilir.
3) Hayranlık ve sükût işareti: İki el göğe doğru kaldırılır, baş sola eğilir ve göğe bakılır ve daha sonra sağ elin işaret ve orta parmakları dudaklara değdirilir.

Geçiş kelimesi: El-Hanan.

Dokunuş:
Sağ eller karşılıklı tutulur ve üç defa döndürülür. Her seferinde biri Berith, diğeri Neder der, yine birincisi Schel'moth diye cevap verir.

Kutsal Kelime:
Makobim.

Yaş:
Dokuzun karesi.

Darbe ve Alkış: 3+5+7+9

Halka:
Dış tarafında, ortasında G harfi bulunan bir üçgen, iç tarafında "Faziletin birleştirdiklerini ölüm ayıramaz" yazısı bulunur.

Biju:
Çeyrek daire parçası üzerine açılmış ve tepesinde bir taç bulunan altın pergel. Daire parçasının üzerinde 3, 5, 7 ve 9 rakamları yazılıdır. Pergelin ayakları arasında güneşi gösteren bir madalyon bulunur. Madalyonun arka tarafında, ortasında G harfi ile Alev Saçan Yıldız vardır.

14.Derece Ritüeli: "Çalışmanın Açılışı"

Posted by Bornocu Ersan | | Posted in ,



ÜÇ DEFA MUKTEDİR - Pek Sayın Birinci Nâzır kardeşim, bu Gizli Kubbe altında iyice korunduğumuza güveniyor musunuz?

BİRİNCİ NAZIR - ÜÇ DEFA MUKTEDİR, iyice korunmaktayız ve güven içindeyiz.

ÜÇ DEFA MUKTEDİR - Sizi buraya kim getirdi?

BİRİNCİ NAZIR - Olgunluğa erişmek arzusu.

ÜÇ DEFA MUKTEDİR - Buna ulaşmak için gereken nitelikler nelerdir?

BİRİNCİ NAZIR - Azim, Sebat ve Çalışkanlık.

ÜÇ DEFA MUKTEDİR - Olgunlaşma Locası nasıl bir yerdir?

BİRİNCİ NAZIR - Olgunluğa erişmek için Masonların birbirlerine yardım ettikleri yerdir.

ÜÇ DEFA MUKTEDİR - Varlıklı ile yoksul, burada niçin eşit, dost, ve kardeştirler?

BİRİNCİ NAZIR - Çünkü göklerin uçsuz bucaksızlığında olduğu gibi, sütunun tabanına çizilmiş olan üçgende de eşitliğe zorlayan bir güç vardır.

ÜÇ DEFA MUKTEDİR - Kaç yaşındasınız?

BİRİNCİ NAZIR - Seksen bir yaşındayım ki, bunun kare kökü en mükemmel sayı olan üçün karesidir. İşte bütün varlıklar böylece hep oluş sebeplerine bağlıdır.

ÜÇ DEFA MUKTEDİR - Büyük Skoçyalı ve Tam ve Ali Mason olarak ne gibi yükümlülükleriniz vardır?

BİRİNCİ NAZIR - Sonsuz bir bağlılık sözü altındayım.

ÜÇ DEFA MUKTEDİR - Bu bağlılığın işareti nedir?

BİRİNCİ NAZIR - Aldığım halka.

ÜÇ DEFA MUKTEDİR - Saat kaçtır?

BİRİNCİ NAZIR - Tam öğle vakti.

ÜÇ DEFA MUKTEDİR - Avadanlıklarımızı nerede bulacağız?

BİRİNCİ NAZIR
- Pergelle gönyeyi kullanmasını bilirsek kalbimizde, zekâmızda ve sezgimizde.

ÜÇ DEFA MUKTEDİR - İkinci Nâzır ve Birinci Nâzır Kardeşlerim; Vadinizi süsleyen Kardeşlere toplantıyı esrarlı sayılarla açacağımı lütfen bildiriniz.

İKİNCİ NAZIR
- Vadimi süsleyen Kardeşlerim, ÜÇ DEFA MUKTEDİR toplantıyı esrarlı sayılarla açacaktır, hazır olunuz.

BİRİNCİ NAZIR
- Vadimi süsleyen Kardeşlerim, ÜÇ DEFA MUKTEDİR toplantıyı esrarlı sayılarla açacaktır, hazır olunuz. ÜÇ DEFA MUKTEDİR, vadilere gerekli bildiri yapılmıştır.

ÜÇ DEFA MUKTEDİR - (Çekici ile vurur)   •••

İKİNCİ NAZIR - (Çekici ile vurur)       •••••

BİRİNCİ NAZIR - (Çekici ile vurur)      •••••••

ÜÇ DEFA MUKTEDİR
- (Çekici ile vurur)   •••••••••

ÜÇ DEFA MUKTEDİR - Kalkınız, Sadakat duruşuna geçiniz Kardeşlerim.

EUMYŞ ve EKSR Sonuncu ve 33. Derecesi TYŞ adına büyük Seçilmişler ve Tam ve Ali Masonlar toplantısını açıyorum, işaretler ve alkış için bana uyunuz Kardeşlerim.

Yemin işareti (Dediği yapılır)

Ateş İşareti (Dediği yapılır)

Hayret ve sükût işaretleri (Dediği yapılır)

Alkış (3 + 5 + 7 + 9)

Celse açılmıştır. Oturalım Kardeşlerim. Söz geçen toplantı tutanağını okumak üzere Kâtip Kardeşindir.

KATİP
- (Tutanağı okur)

ÜÇ DEFA MUKTEDİR - Birinci ve İkinci Nâzır Kardeşlerim, geçen toplantı tutanağı hakkında diyeceği olan Tam ve Âli Masonlar varsa kendilerine söz veriniz.

(Söz isteyenler varsa konuşur ve ÜÇ DEFA MUKTEDİR, Hatip Kardeşin mütalaasını aldıktan sonra tutanağı oya koyar)

Tutanak kabul edilmiştir.

(Gelen yazı veya teklif varsa söz Kâtip Kardeşe verilir)

(Eğer bir iykaaf töreni olacaksa Kâtip Kardeş iykaafla ilgili teklifi okur)


14.Derece Ritüeli: "İykaaf"

Posted by Bornocu Ersan | | Posted in ,



ÜÇ DEFA MUKTEDİR - Merasim Üstadı Kardeşim, Adaylar Atölye kapısına geldiler mi? Lütfen bakınız; geldilerse onları usulümüze göre içeriye alınız.

(Merasim Üstadı dışarı çıkar, adayları 9. derece usulüne göre kapıya getirir ve kapıya •• •• •• •• • vurur)

MUHAKKİK - (Kapıya gider) Kimsiniz? Ne istiyorsunuz?

MERASİM ÜSTADI - Olgunluğa ermek için Gizli Kubbe altına girmek isteyen Masonları getiriyorum.

MUHAKKİK - Bekleyin. Birinci Nâzır Kardeşim, Merasim Üstadı, Gizli Kubbe altına girmek isteyen Kardeşleri getirmiştir.

BİRİNCİ NAZIR - ÜÇ DEFA MUKTEDİR, Merasim Üstadı olgunluğa ermek dileği ile Gizli Kubbe altına girmek isteyen Masonları getirmiş; dışarıda izninizi bekliyorlar.

ÜÇ DEFA MUKTEDİR - İçeriye alınsınlar, kendilerini iki sütun arasında bekletiniz.

- MÜZİK I -

(Adaylar iki sütun arasına alınır.)

ÜÇ DEFA MUKTEDİR - Kardeşlerim, ayağa kalkınız, sadakat duruşuna geçiniz.

(Kılıcı eline alır)

(Adaylara hitap ederek)
Kardeşlerim, bu locanın Tam ve Âli Üstadlarınca kabul edilmiş bulunan teklife uyarak, Skoç Ritinin 10, 11, 12, 13. derecelerini size şimdiden veriyorum. Bu derecelerle ilgili bilgiler sizlere dışarda verilecektir. Gidiniz ve size söylenecek olanları dikkatle dinleyiniz.

Oturalım Kardeşlerim.

(Adaylar Merasim Üstadı ile dışarı çıkar, gerekli bilgileri aldıktan sonra 13. derece usulünce kapıya vururlar)

MUHAKKİK - (Kapıyı açar ve eşikte kılıcının ucunu adayın göğsüne dayayarak), Kimsiniz; ne istiyorsunuz?

ADAYLAR - Royal Arche Kardeşleriyiz, arıyoruz.

BİRİNCİ NAZIR - İçeri girsinler.

ÜÇ DEFA MUKTEDİR - Merasim Üstadı Kardeşim adayları yemin kürsüsünün önüne getiriniz.

Kardeşlerim, size vereceğimiz bu derece ilkel Masonluğun "Vasıflandırılamaz" denilen derecelerinin sonuncusudur.

Hiram menkıbesine ve ilk mabedin inşası efsanesine son verir.

Operatif Masonlara has eski derecelerin çalışmalarında bu olgunlaşma derecesine ancak başarılı bir meslek hayatı geçirildikten sonra ulaşılabilirdi. Adayın yeterliliği, kardeşlerin ona besledikleri saygı ve güvenceden başka denemelerden geçirildikten sonra anlaşılmış olurdu. Zamanımızda bu gibi güçlükler bir hayli azalmıştır. Bugün toplum ilişkileriyle birlikte âdet ve alışkanlıklar da değişmiştir. Eskiden Masonluk çabasının başlıca konusu olan hürriyet, artık şimdi her yerde, bütün millî idarelerin ve halkların ortak amacı olmuştur. O kadar ki, bazı Masonlara göre Masonluğun görevi artık sona ermiştir. Ama, bizim görevimiz değişmemiş, her zaman insanlık yararına uygun ve ulaşmaya can attığımız ülküye bağlı kalmıştır. Bu ülkü insanlık tarihinin her döneminde azimle ve olumlu bir düzen içerisinde olgunlaştırmayı gerçekleştirme için düşünülebilen en etkili yoldur.

Kardeşlerim, işte yalnız bu inançta olanlardır ki, şimdi içinde bulunduğumuz bu atölyeye girebilirler.

Siz eğer ne olduğunu anlamak merakını yenemeyerek bu topluma katılmış veya Masonlukta dostlar kazanmak, yeni ilişkiler kurmak, ya da yalnız kendi fikir hürriyetinizi bu yoldan kuvvetlendirmek gibi kişisel hedefler peşinde iseniz, bu düşünceleriniz şimdiye kadar oldukça gerçekleşmiş bulunacağına göre, artık size hiçbir bakımdan yararlı olmayacak bir Atölyeye girmeyi istemekle hem bizi yanıltmış, hem de kendinizi oyalamış olacağınızı bildirmek zorunluğunu duymaktayım. Şu halde bir dost tarafından samimiyet ve ciddiyetle sorguya çekilen şerefli bir kimseye yakışacak şekilde cevap veriniz, iyice düşünerek, tam bir içtenlikle ve bütün kalbinizle bizlere katılmak istiyor musunuz?

ADAYLAR - Evet.

ÜÇ DEFA MUKTEDİR - Merasim Üstadı Kardeşim, Kardeşlerimizi oturtunuz.

Kardeşlerim, 1717 tarihli Ana Tüzüğün basım ve yayımından önceki âdetlerimize göre, Olgunlaşma Locasındaki iykaaf törenlerinde eski çağ milletlerinden bir çoklarının halk topluluklarında olduğu kadar, felsefe ile uğraşan aydınların da uyguladıkları tasfiye töreni yapılırdı. Bu tören ya su ile, ya da hava veya ateşle yapılır ve bizim için inancın veya düşüncenin tazelenmesi, vicdanın temizlenmesi ve benliğimizin yeni bir ülküye bağlanmak yükümlülüğü altına girmesi anlamını taşırdı. Çok defa bu tasfiye işi, iykaaf töreninden önce yapılırdı. Hrıstiyanlık, doğa üstü bir mucize esasını benimsediği için kişinin isteğine önem vermeksizin, aklı bir şeye ermeyen çocukları bile vaftiz eder. Masonlar ise tasfiye törenini eğitimin sonuna bırakarak yeni fikir ve inancın ancak yeteri kadar olgunlaşmış kişilere, kendi arzu ve iradeleriyle verilebileceğine inandığını anlatmak ister. Kardeşlerim, olgunlaşma derecesine alınmanız için ilk şart, bundan önceki dereceleri bildiğinizi ispat etmenizdir. Bu bilgilerin bazıları işaretler ve semboller, dekorlar gibi dış görünüşlerde, bazıları da bu sembollerin anlatmak istediği ahlâkî öğreti ve eğitim ile onların mistik anlamlarındadır. Bu öğretilerin başlıca ilkelerini hatırlatmamız yerinde olur.

Merasim Üstadı Kardeşim; sorularımıza doğru ve tam karşılık verebilmelerini sağlamak için şu kitabı adaya veriniz.

MERASİM ÜSTADI - (Bir ritûel kitabını, ayağa kaldırıp iki sütun arasına getirdiği bir adaya verir)

ÜÇ DEFA MUKTEDİR - (İsterse soruları önceki ÜÇ DEFA MUKTEDİR'e sordurur)

Kardeşim, Mason musunuz?

ADAY - Kardeşlerim beni öyle tanırlar.

ÜÇ DEFA MUKTEDİR - Çıraklık döneminizde ne yaptınız?

ADAY - Nura ve ışığa kavuşunca ham taşı yonttum.

ÜÇ DEFA MUKTEDİR - Siz evrensel hayatın bir parçası; uçsuz bucaksız uzayların bir noktasında belirmiş bir tohumsunuz. Sizin varlığınız şuur altı birçok değişimlere uğradı. Duygularınız uyandı, ilk önce dağınık, sonraları belirli açık fikirleriniz oldu. Sonunda hakikati kavrayabilecek bir yeteneğe kavuştunuz. Gördüğünüz nur ve aydınlık işte budur. İnsanlık buna kavuşabilmek için sayısız yüzyıllar geçirdi. İnsanlığın bugünkü durumu henüz başlangıçta veya ona yakın bir yerde midir, yoksa sona yakın bir aşamaya varmış mıdır, bunu bilmiyoruz; kaderimizin çizgisini kestiremiyoruz, hangi âleme bağlı olduğunu da kavrayamıyoruz. Nereden geldiğimizi, ne olduğumuzu, ne olacağımızı anlayamıyoruz. Yaşama içgüdüsü ile bir insan kendi çevresini ve evrensel şartları inceliyor, düşünüyor, konuşuyor; bir başkası da onun fikrini benimsiyor. İşte ham taş üzerinde çalışmak bunu ifade eder. Masonlar bu çalışmalarda herkesten çok samimiyet ve usullere sadakatle birbirlerini yetiştirmeye ve ideallerini gerçekleştirmeye çalışırlar. Siz de bu çabaya katılmayı istiyorsanız, kendinizi tanıtacak işaretleri Merasim Üstadına veriniz.

ADAY - (Merasim Üstadına çırak işaretini verir)

MERASİM ÜSTADI - Bu kişi Çırak Masondur.

ÜÇ DEFA MUKTEDİR - Ham taşı yonttuktan sonra ne yaptınız?

ADAY - Tam ve mükemmel bir atölyede kalfa oldum. "G" harfini gördüm. Mabedin yedi basamağına çıktım. Batı kapısından girdim. İçlerinde iş avadanlıkları ve işçiye ödenecek gündeliklerin saklandığı küreleri taşıyan tunç sütunların arasından geçtim. Bunları temelleri üzerinde dosdoğru yükseltebilmek için gönye, su terazisi ve şakul kullanmasını öğrendim ve mikâp taşı işledim.

ÜÇ DEFA MUKTEDİR - Kalfa yalnız ham taş ve cansız madde üzerinde çalışmaz. Geometriyi, düzeni, düşünme usullerini de öğrenir. Elinde fennî araçlar vardır. Mikâp taş, tuğla ve kendi iradesine tâbi olmayan doğa üzerinde de çalışır; uygarlık ilkeleri, yani ahlâk kaideleri, toplum şartlarını gerçeğe uygun bir düzen içinde geliştirmekte olan insanın düşünce gücünü yüceltir.

Sizi tanıtacak işareti Merasim Üstadına veriniz.

ADAY - (Kalfa işaretini verir.)

MERASİM ÜSTADI - Bu Kardeş, Kalfa Masondur.

ÜÇ DEFA MUKTEDİR - Kardeşim, Üstad Mason musunuz?

ADAY - Hiramın öldürüldüğünü gördüm. Kaybolan kelime için, kırılan avadanlıklar için, yüzüstü kalan iş için kardeşlerimle birlikte ağladım. Masonluğun temel ilkelerini ve dikkatle saklamakta olduğum sırrı öğrendim.

Bana «onu nerede saklıyorsun» dediler; «Kalbimde saklıyorum» dedim. «Oraya girmek için anahtar var mı?» diye sordular. «Evet vardır ve ben onu ancak fildişi anahtarla açılıp kapanabilen bir mercan kutu içinde saklıyorum» karşılığını verdim. O zaman gönyeden pergele geçtim ve Üstad oldum.

ÜÇ DEFA MUKTEDİR - İnsan zekâsını hakir görülmüş, vurulmuş, öldürülmüş bir durumda gördünüz; çünkü her nevi çabayı yöneten o idi; aslında çetin bir iş olan doğayı anlayabilme zorunluluğundan başka bir engelle karşılaşmamak idi. Oysa daha başlangıçta çeşitli zorluklarla karşılaştı ve doğrudan doğruya işçilerin kötülüğü ve hiyaneti ile çatıştı. İnsanlık kendi öz yapısında vahşi bir miras taşır. Bazılarının kendini beğenmişliği ve vahşeti, kimisinin bilgisizlik ve korkaklığı hep bu yüzdendir. Puta tapınmanın, inanç köleliğine tutulmanın, çalışmayı ve öğrenmeyi baskı altında ezen türlü cinayetlerin kaynağı da odur.

Kardeşim, Üstad işaretini Merasim Üstadına verir misiniz?

ADAY - (Üstad işaretini verir)

MERASİM ÜSTADI - Bu Kardeş, Üstad Masondur.

ÜÇ DEFA MUKTEDİR
- (Adaya hitaben) Kardeşim bu işarete ne ad verirsiniz?

ADAY - Bu bir nefret işaretidir.

ÜÇ DEFA MUKTEDİR - Neden?

ADAY - Hiramın cansız vücudunu gördükleri zaman Üstadların açıkladıkları nefreti gösterir.

ÜÇ DEFA MUKTEDİR - Cinayete ve putperestliğe karşı nefreti gösteren bu işaret, Üstad Masonu tanıtan bir özelliktir. Kutsal kelimeyi söyler misiniz?

ADAY
- (Kutsal kelimeyi söyler)

ÜÇ DEFA MUKTEDİR - Bu sözün anlamı nedir?

ADAY
- Et kemikten ayrılıyor demektir.

ÜÇ DEFA MUKTEDİR - Amacı hakikate erişmek olmayınca, kişinin düşünme gücü zaafa uğrar, tükenir. Çalışmalar akılla yönetilmedikçe toplumun birliği çürümeye yüz tutmuş bir ceset gibi dağılır.

Bir Üstadın nitelikleri nelerdir?

ADAY - Akıl ve hikmet, kuvvet ve güzellik.

ÜÇ DEFA MUKTEDİR - Başlıca aracı nedir?

ADAY - Pergel.

ÜÇ DEFA MUKTEDİR - Gönye ham taşı yontmak için yeterli ise de, insanlığın varmak istediği hedefe ulaşılması bakımından yeterli olamaz. Zamanın ve uzayın sonsuzluğunu, yıldızların birbirinden uzaklığını, evrenin yapısını, bütün varlıkların uyduğu şartları, göklerin uçsuz bucaksızlığındaki hakikati arayarak, geometriyi tanrısal diyebileceğimiz bu yüksek bilimi öğrenecek; matematik orantıların bütün kaidelerini anlayacak ve pergelin nasıl kullanıldığını belleyeceksiniz.

Bu Üstadın adı nedir?

ADAY - MOABON. Bu isim kargaşalık zamanında yahudilerin Tanrı buyruklarını içinde sakladıkları Ahit Sandığını koydukları yerin adıdır.

ÜÇ DEFA MUKTEDİR - Başka yerlerden sürülüp atılan hakikat, Masonun kalbine sığınır. Üstadlar ne üzerinde çalışırlar?

ADAY - Resim tahtası üzerinde.

ÜÇ DEFA MUKTEDİR
- Ücretlerini nereden alırlar?

ADAY - Orta hücreden.

ÜÇ DEFA MUKTEDİR
- Üstadlar nerede seyahat ederler?

ADAY - Yer yüzünün her yerinde.

ÜÇ DEFA MUKTEDİR
- Niçin?

ADAY - Bilmediklerini öğrenmek, bildiklerini öğretmek için.

ÜÇ DEFA MUKTEDİR - Bir kardeşinizi kaybettiğiniz zaman onu nerede bulabilirsiniz?

ADAY - Pergel ile gönye arasında; bu da iyi bir Masonun hiçbir gerekçe ile akıl ve hikmet ve adaletten ayrılmayacağı anlamına gelir.

ÜÇ DEFA MUKTEDİR - Herhangi bir tehlike içinde kalırsanız ne yaparsınız?

ADAY - (Yardım işaretini verdikten sonra)

«Dul kadının çocukları bana yardım edin» derim.

ÜÇ DEFA MUKTEDİR - Niçin dul kadının çocukları diyorsunuz?

ADAY - Muhterem Üstadımız ölünce Masonlar onun anasına saygı ve ilgi gösterdiler. Hiram kendilerini kardeş saydığı için onlar da Hiramın anasını kendi anaları bildiler.

ÜÇ DEFA MUKTEDİR - Hiramın anası bizim de anamızdır. Her Mason, üstadlık derecesiyle yetinebilir; başkalarını zorlamaksızın, tenkid etmeksizin kendi öz eğilimine uyarak üst derecelere yükselmeyi istemeyen bir Mason da Masonluk ilkesine erişmiştir ve bütün kardeşleriyle eşittir. Skoç Masonluğunun önemli bir özelliği de; herhangi bir dereceye yükselmiş olan bir kardeşimizin daha yukarı derecelere ulaşmak arzusunun, o derecelerdeki renkli kordonların çekiciliğine kapılarak, ya da vakti gelmeden daha ilerisini görmek, öğrenmek merakına yenilerek değil de ancak eskileri dinlemek, gelenekleri incelemek ve daha az sayıda bir dostlar çevresinin samimiyetini paylaşmak amacına bağlı olmak şeklinde kendini göstermesidir.

Dördüncü dereceden ondördüncü dereceye kadar olan derecelere Vasıflandırılamaz dereceler denir. Bunları, daha sonra öğreneceğiniz ikinci Mâbed dereceleri, felsefî dereceler, Şövalyelik dereceleri izleyecektir.

Vasıflandırılamaz dereceler eski Masonlarda da vardı. Bugün uyguladığımız yüksek dereceler, bütün sistemlerdeki sembolik derecelerin birbirine benzediği gibi, eski biçiminde kalmıştır.

Bu derecelerden bazısı tevcih yolu ile, bazısı da iykaaf töreni ile Kardeşlere verilir.

Kardeşim, Ketum Üstad mısınız?

ADAY - Defne ve zeytin dalları altında iykaaf edildim. Dudaklarım ketumiyet mühürü ile mühürlendi. Görevin ne olduğunu biliyorum.

ÜÇ DEFA MUKTEDİR - Üstadların sayısı artınca aralarında bir ayıklama ve seçme yapmanın gerekli olduğu anlaşıldı.

Çalışmaları yönetenler arasına bir yenisi alınmadan önce onun değer ve karakteri üzerinde güven sağlamamız gerekti. Bugün bile siyasî ve fikrî sorunlarda ancak kabiliyet ve samimiyetine güvendiğimiz dostlarımızla dertleşmiyor muyuz ? Hatta toplantılarımızda kalp kırıcı tartışmalardan ve kimseye dokunmasa bile bazı lüzumsuz açıklamalardan kaçınmıyor muyuz? Bu sakınma acaba güven ve cesaretimizin azlığından mı geliyor? Bazı olaylarda evet, bazılarında ise hayır. İnsan ne ise odur; onu doğa üstünde bir yaratık sanmamalıyız. Hayale kapılan ve boş fikirlerle uğraşanların yanıldıkları nokta, kendi görüşlerini hiçe indiren hakikati unutmuş olmalarındandır.

Kardeşim, Dördüncü derecenin geçiş kelimesi ve işaretini Merasim Üstadına veriniz.

ADAY - (Kelime ve işareti verir)

MERASİM ÜSTADI - Bu Kardeş, Ketum Üstatdır.

ÜÇ DEFA MUKTEDİR - Bundan sonraki derecelerin kelime ve işaretlerini de size soracak değilim. Masonluk âdetlerine göre hafızayı yormanın gereği yoktur.

Kardeşim, Tam ve Kâmil bir Üstad mısınız?

ADAY - Hirâmın mezarı önünde bu dereceye yükseltildim. Çapraz iki sütun üzerindeki mikâbı saran üç çemberi gördüm. Muhterem Üstadımızın cenaze törenine katıldım.

ÜÇ DEFA MUKTEDİR - Beşinci derecede sembolik menkıbe yeniden başlar. Siyasî baskı altında ezilen yığınların körleşmiş putperestliği ile engellenen hedeflerine ulaşmaktan alıkonulan Masonlar, aklın önderliğini savunacaklarına yemin ettiler.

Zorbalığa ve yobazlığa elbette üstün geleceklerdir. Güçlerini ebedî kanunlarda, duyular âlemini çevreleyen, her şeyin üstünde olan engin bir alanda, mikâb taşta arayacaklardır. Mücadele fikrinin nasıl başladığını görüyorsunuz; zulüm altında ezilenlerin iniltileri böylece sürüp gidemez. Zekâyı öldürenlere karşı insan oğlunun nasıl cesur bir mücadeleye giriştiğini bundan sonra gelen derecelerde göreceksiniz.

Kardeşim, Sır Kâtip misiniz?

ADAY - Sûr Kralı Hiram'ı Melik Süleyman'ın odasına girerken gördüm. Kendisine söz verdiği üç verimli bölge yerine çorak topraklar vermiş olmasından ötürü Süleyman'a kızgındı; bu sebeple Süleyman'ın tehlikede olduğunu sandığım için onu korumak istedim.

ÜÇ DEFA MUKTEDİR - Altıncı derece, Tevrat'ın bu menkıbesi üzerine kuruludur. Tüzüğü de sadakat ve samimiyet üstüne düzenlenmiştir. Bu derece, Masonluk öğretilerini tümüyle açıklamazdan önce, bir eleme daha yapmak için zorunlu bir geçittir.

İdareci ve Hâkim misiniz?

ADAY - İşçileri adalete göre yönetirim.

ÜÇ DEFA MUKTEDİR - Bina Emini misiniz?

ADAY - Ben Üstad Hiramın kalfalarından biri idim; dört arkadaşımla birlikte bu işe yeteri kadar kabiliyetli olduğumuza inanmıştık.

ÜÇ DEFA MUKTEDİR - Yedinci ve sekizinci dereceler Masonluğun ilk dönemlerine özgü izler taşır. Açıkça anlaşılır ki Kâtip, Hâkim ve idareci dereceleri inşaatçı kurumlarının yönetimine, dış yazışmaların yürütülmesine, bu konudaki anlaşmazlıkların çözümlenmesine ve çalışma usulü ile ilgili tüzüklere uygun düşen üç sınıfın eğitiminin yerine geçer. Toplum düzeninde bu üç sınıf üzerindeki incelemeler dış ilişkilerde, yasalarda, yapı ve sanatla ilgili bilimlerde ve halk arasındaki anlaşmazlıkları çözümleme yeteneğini elde etmede gereklidir.

Kardeşim, siz de böylece yetiştikten sonra Seçilmiş Dokuzlardan biri oldunuz mu?

ADAY - Bir mağaraya girdim, bir ışık beni aydınlattı, bir kaynaktan susuzluğumu giderdim.

ÜÇ DEFA MUKTEDİR - Bu derecede ne öğrendiniz?

ADAY - Özellikle kendimdeki ve başkalarındaki cehaleti gidermeyi; kendi güçsüzlüğüme ve başkalarının haksızlıklarına karşı cesur davranmayı öğrendim.

ÜÇ DEFA MUKTEDİR - Mücadele başlıyor; Mason kendisinden ne beklendiğini öğreniyor. Onun eline bir hançer veriliyor; Hirâm'ı öldürenin saklandığı yer kendisine gösteriliyor, o da katili öldürmek için oraya koşuyor. Masonluğu kral katilliği ile suçlamak isteyenlerin kasdettikleri derece işte budur. Bu aklın alamıyacağı bir iftiradır. Çünkü Masonluk ilkelerinin zor kullanmaya karşı olduğu bilinir ve masonluğun kendi ilkeleriyle çelişkiye düştüğü hiçbir zaman görülmemiştir. Korkunç ayaklanmalardan hiçbiri atölyelerimizden başlamış değildir. Böyle bir iddia Masonluğun ruhunu bilmemekten doğmuş ve kasıtlı olarak ileri sürülmüştür. Kaldı ki, dokuzuncu derecede biliyoruz ki, katili öldüren kişiler, Kardeşlerince suçlu tutulmuşlardır. Bu açıkça gösterir ki misilleme, öç alma gibi davranışlar, yersiz zulümlerdir. Bir hançerle silâhlandırılmanızın sebebi ne idi?

ADAY - Hançer bir semboldür, cehalete karşı mücadeleyi remzeder. Biliriz ki cehalet ölümle değil, ancak okuma, yani kitap ve bilimle, doğayı incelemekle yok edilebilir.

ÜÇ DEFA MUKTEDİR - Ama zekâyı arada bir baskısı altına alan kuvvet, ancak hançerin yok edebileceği bir yaratık olamaz mı?

ADAY - Hançer bir zâlime vurabilir; ancak, bir zalimi vurmakla, onun yerine bir başkasının şahsında canlanacak olan zulmü de ezmiş olmak, çok nâdir olarak gerçekleşebilen bir başarıdır.

ÜÇ DEFA MUKTEDİR - Zulüm ancak ona maruz kalan kütlelerin cehaleti yüzünden yerleşebilir. Bunun içindir ki halkı aydınlatmaya çalışmalıyız.

Kardeşim, görüyorum ki Seçilmiş Dokuzlardansınız ve bu dereceyi iyi anlamışsınız. Siz ayrıca 15'ler ve 12'ler Seçilmişi, yani on ve onbirinci derecelere de iykaaf edildiniz mi?

ADAY - Hiram'ı öldürenlerden birinin ölümünden sonra diğer ikisini izlemeye gönderildim. Onları taş yontarken bulduk, Süleyman'a götürdük. Süleyman suçlarının cezasını verdi. Bizler için de, ödül olarak önce Seçilmiş Onbeşler derecesini, sonra da Onikiler Şapitrini kurdu, ki bu ikincisi eski, bilgili, Tam ve kâmil üstadlardan seçilmişti.

ÜÇ DEFA MUKTEDİR - Bu üç Seçilmişler derecesi en eski Ritlerde, York Ritinde ve İngiltere Büyük Locasının çağdaş Ritinde de vardır. Fransız Ritinde bu dereceler ötekilerle karışmış bir biçimde dördüncü derece ile birleşmiştir.

Diğer Ritlerde ise, birçok tâli kollara ayrılmıştır. Ama hepsinde de, Hiram'ın katillerini aramak, bulmak ve cezalandırmak fikri saklı tutulmuştur.

Büyük Mimar Üstad menkıbesi nedir Kardeşim?

ADAY - Hiramın katillerinin ölümünden sonra, Mabed işlerine yeniden başlandı. Süleyman, bu işin yönetimini, Abada'nın oğlu Adonhiram'a verdi ve ona Büyük Mimar Üstad adını verdi. Daha sonraları bu ünvan öteki mimarlara da verildi.

ÜÇ DEFA MUKTEDİR - Seçilmiş üyeler, en sonunda insanların kötü niyetlerinden doğan engelleri görüp anladılar, kurtulma çabası etkisini gösterdi; hür düşünce, Mabedin yeniden inşasına imkân verdi. Bunun ilk aracı bilimdir.

Bu büyük ders karşısında biraz duralım:

Çırak, nur ve ışığa kavuşunca işine cesaretle ve hızla başladı. Kalfa bol gündelik alıyordu. Zekâ Mabedi yükselirken, cinayet herşeyi yarıda bıraktırdı.

O zaman insanlık yasa büründü ve ağlamaya başladı. Yoksa bu iş tıpkı saldırıya hazır bir ordunun davranışı ile birdenbire, etkin bir güçle yeniden başlayabilecek mi idi? Bu bir hayaldi. Sabırsızlananlar, öfkelenenler, hayale kapılanlar bu yolu denediler; ama başarı kazanamadılar. Masonluk bu uğurda başka türlü davranmıştır. Cinayetlerden sonra önce Ketum Üstadlığı kurarak ketumiyete ve göreve önem verdi. Burada dürüst kişileri bir araya toplayarak onları toplum ilişkileri üzerinde eğitti, sonra adalet kanunlarını, daha sonra da yönetim ve yargı usullerini getirdi. İşte bu iş için seçilen, en güçlü, en cesur kişiler oldukları için düşmanı ancak bu sayede yenebilirlerdi.

İlk cani öfke ile ve hançerle vurularak, ötekiler iyice örgütlendirilmiş adalet kurumları eliyle yok edildiler.

Böyle bir ortamda artık denebilirdi ki, zekâ için artık başarıdan başka bir şey söz konusu olamazdı.

Böyle sanmak da belki hayale kapılmak gibi bir şeydir. Eğer hemen gerçek, güvenli, hayalî ve yanlış hesaplardan uzak bir çalışma ile işe başlanmazsa elde edilen başarı temelsiz ve semeresiz kalır.

Öğrenilmesi gereken bilimler matematik, hukukî, içtimaî, ekonomik, kamu ve kişi hakları gibi yine matematik kurallarla öğrenilebilen ve uygulanabilen bilimlere dayanır. Bu nevi eğitim ve öğrenim metodunun önemini anlıyor ve onu bütün insanlara güven verebilen yasal ve âdil bir kurum olarak görüyor musunuz?

ADAY - Evet.

ÜÇ DEFA MUKTEDİR - Kardeşlerim, Masonluk ilkelerinin ışığı altında insanlık tarihini yazacak olan kişi, büyük bir tarihçi ve büyük bir filozof olacaktır. İyi hazırlanmış kurucuların tasarladığı bu doktrin, her aşamada daha başarılı olma çabasıyla olgunlaştırılmıştır. Büyük Mimar Üstad derecesinin talimatı hiçbir zaman bugünkü kadar derin düşünmeye ve iyice anlaşılması için üzerinde durulmaya değer bir nitelikte olmamıştır.

Hiramı öldürenler henüz ortadan kaldırılmış olmasalar bile, yine de etki ve önemleri bir hayli azalmıştır; biz de onları cezalandırabilecek üstün bir adalet düzenini sağlayacak Seçilmiş Onikiler çağına yetişmiş bulunuyoruz. Bununla birlikte bu düzen henüz başarıya erişememiştir. Çünkü bazı idareci örgütler matematiği yeterince bilmemekte, bu sebeple Seçilmişlikten Mimarlığa geçememektedirler. Bu sistemlerin başsızlığa, düzensizliğe, zaafa uğradıkları göze çarpmıyor mu? Boş yere gevezelik eden çıkarcı politikacıların, doğruluk perdesi altında, çevirdikleri dalaveralara aldanan kitlelerce nasıl alkışlandıkları görülmüyor mu? Çürümeye ve çöküntüye sürükleyebilecek olan bu uygunsuz hareketlerden insanlığı korumak gereğini duymuyor musunuz?

(Kısa bir sükût)

Kardeşim EKSR'nin On Üçler derecesi nedir?

ADAY - Royal Arche dediğimiz derecedir ki, sırasıyls Dokuzuncu Royal Arche, Enok Royal Arche'ı ve Süleyman Royal Arche'ı adlarını almıştır.

ÜÇ DEFA MUKTEDİR - Royal Arche Masonu musunuz?

ADAY
- Ne isem ve ne olacaksam oyum.

ÜÇ DEFA MUKTEDİR - Sizi bu dereceye nerede iykaaf ettiler?

ADAY - Yer altında, kaya içinde oyulmuş bir kubbenin altında araştırma yaparken eski mabedin kalıntılarını buldum ve Mikâp bir taş üzerinde Evrenin Ulu Mimarının adını gördüm.

ÜÇ DEFA MUKTEDİR - Tam ve Âli bir Mason oluncaya kadar bu adı kullanma yetkisini size vermiyorum.

İnsanın ruh ve zekâsı hürriyete kavuşunca ilk aradığı şey ne oldu? Tanrı. Onun adı nerede bulunuyordu? Mikâp taşın üstünde.

Skoç Masonluğunun yoktan var edici kaza ve kaderi yöneltici güçte, egemen, kâmil insanların üstünde yüce bir varlık niteliğinde ilkel bir Tanrı inancında olduğu sanıldı. Bu zan, sembolik Masonluk öğretisine tamamıyla ters düşmektedir. Bazı ülkelerdeki ritüellerde kutsal kitap ve dualardan bir hayli bahsedilmiş olabilir; sembollerin ve büyük geleneklerin anlamları kaybolmuş gibi görünebilir; bu görünüş doktrinlerin temel ilkelerinden üstün sayılamaz ve Skoç Localarının bunları uygulamakta şekle bağlı kalmalarına yol açamaz. Tanrı fikri, anlamaya çalışıldığından beri insan zihni üzerinde ağır bastığı kadar, iykaaf törenlerimizde de ağır basmaktadır.

İnsan, Tanrıyı ham taşta, yalın, ilkel duyuş ve sezişlerinde de aramış ve putlaştırma yoluna düşmüştür, insan, mikâp taş üzerinde, bilim ve fennin yardımıyla Tanrıyı bulabilmek için hür fikirli olmalı, metafiziği bilgi ile uzlaştırabilmelidir.

Royal Arche ritüeli, mikâp taş üzerinde bulunan adı heceletir, harfleri okutur, hatalardan, atılganlıklardan, boş fikirlerden onu ayıklar ve inancı harflerin anlamına bağlamamak için de okunan kelimenin telâffuzunu yasaklar.

Royal Arche derecesi hemen hemen bütün ritüellerde Üstad derecesinden sonra gelen derecelerde vardır ve her yerde Tanrı fikrinin geliştirilmesine yönelmiştir.

Kardeşlerim, Yüksek Şura on dördüncü dereceye yükseltilmeniz sebebi ile verdiğimiz bu bilgileri yeterli bulduğu için ondan önce gelen derecelerin fikrî değerleri hakkında sizleri ayrıca bir tez hazırlamak zorunluluğundan kurtarmıştır. Buna karşılık sizden, vakit buldukça Mason öğretilerini okuyup inceleyeceğiniz konusunda söz vermenizi isteyeceğim; ama bu incelemeler yalnız Ritüellerde yazılı olanlarla sınırlı kalmamalı, bunların bilgi derecenizi yükselten mistik anlamları üzerinde olmalıdır. Söz veriyor musunuz?

ADAY - Evet.

ÜÇ DEFA MUKTEDİR - Öyle ise Kardeşlerimin oy'una başvuracağım.

Merasim Üstadı Kardeşim, adayı yerine oturtunuz.

ÜÇ DEFA MUKTEDİR
- Kardeşlerim adayların verdikleri bu sözün samimiyetinden şüphe eden varsa söylesin. Hatip Kardeşim düşünceniz nedir?

HATİP - Kardeşlerimin susmasını, adayların iykaafına muvafakat edildiği anlamına geldiğini kabul ediyorum.

ÜÇ DEFA MUKTEDİR - Birinci Nâzır Kardeşim, bir kimsenin aramıza alınabilmesi için ilk şart nedir?

BİRİNCİ NAZIR - Hür ve iyi ahlâklı olmasıdır.

ÜÇ DEFA MUKTEDİR - Birinci Nâzır Kardeşim, bu şarta herhangi bir istisna kabul ettiğimiz oldu mu?

BİRİNCİ NAZIR - Asla!

ÜÇ DEFA MUKTEDİR - Birinci Nâzır Kardeşim, hür insanı nasıl tanırız?

BİRİNCİ NAZIR
- Herşeyden önce hürriyet şartlarına uygun bir durumda olmalı; esir, köle, uşak olmamak ve aşağılık işlerde çalışmamalıdır.

ÜÇ DEFA MUKTEDİR
- Ücretli uşaklık ayıp mıdır? Bütün şerefli işlerde emek verenler ücret karşılığı çalışmazlar mı?

BİRİNCİ NAZIR - Bütün meslekler saygıya değerdir, ancak bizim mesleğimizde olanlar para karşılığında başkalarının fikir ve isteklerine köle gibi hizmet edenleri kendi arasına almaz. Bizler bu nevi köleliği kaldırmak iddiasındayız; o zamana kadar onlardan ve böyle bir sözleşmeye boyun eğenlerden kaçınırız; çünkü böyleleri bilinç dışı eğilimlerine kapılarak çalışmalarımızı aksatabilirler veya efendilerine sırrımızı açabilirler.

ÜÇ DEFA MUKTEDİR - İkinci Nâazır Kardeşim hür insan kimdir?

İKİNCİ NAZIR - Vicdanını satan adam hür değildir.

ÜÇ DEFA MUKTEDİR - Böyle bir alışverişte bulunanlar var mıdır?

İKİNCİ NAZIR - Evet. Başkalarından aldıkları para ile kendilerinin olmayan fikirleri savunanlar; çıkar ya da üstünlük sağlamak için zâlimlere yardakçılık edenler; halk topluluklarının güvenini kazanabilmek amacıyla yapamayacakları işleri vaad edenler, ahlâk bozucu kitapları yazanlar ve yayanlar; zayıfların, cahillerin acılarından, sıkıntılarından faydalanarak onları sömüren, istismar eden kişiler, vicdanlarını satanlardır.

ÜÇ DEFA MUKTEDİR
- Hatip Kardeşim hür insan kimdir?

HATİP - Bâtıl inançlara esir olan kişi hür değildir.

ÜÇ DEFA MUKTEDİR - Bâtıl inanç neden hürriyete engeldir?

HATİP
- Bâtıl inanç hür fikir ve muhakemeye engel olur; vicdanı baskı altında tutar; kötüyü iyi, iyiyi kötü gösterir. Bâtıl inanç bütün putperestliklerin, bütün zulümlerin sebebi ve temelidir. Sözün kısası hür insan; başkalarının baskısından ya da kendi yetersizliğinden doğan kölelikten kurtulma yetenekleri olan insandır.

Hakikati arayan ve onu uygulayan kişi şereflidir; ancak bu tutumda olanlardır ki böyle bir ahlâka ve görevin gereklerine sıkıca bağlı kalabilirler.

ÜÇ DEFA MUKTEDİR - Hatip Kardeşim, adaylar hür ve iyi ahlâklı kişiler midir?

HATİP - Kardeşlerinin onlara karşı gösterdiği saygı bunu kanıtlıyor. Masonlar bazen bilimsel çalışmalar sırasında müsamahalı davranabilirler, ama aralarına şerefsiz kişilerin karışmasına hiçbir zaman göz yumamazlar.

ÜÇ DEFA MUKTEDİR - Hatip Kardeşim, bu Kardeşler artık Tam ve Âlî Mason mudurlar?

HATİP - Bunun için gereken nitelikler ve başarı gücü kendilerinde yeterince vardır; ama henüz Tam ve Âlî Mason değildirler, onlar kutsal kubbe altına girmişler, mikâp taş üzerindeki harfleri bulmuşlar, ancak kelimeyi okuyamamışlardır.

ÜÇ DEFA MUKTEDİR - Kelimeyi okuyamamışlarsa, geriye kalan neye yarar?

Merasim Üstadı Kardeşim, bu Masonların üzerindeki alâmetleri çıkarın ve kendilerine çırak önlüğü veriniz.

(Adaylara çırak önlüğü takıldıktan sonra)

ÜÇ DEFA MUKTEDİR
- Kardeşlerim, işe yeniden başlayacaksınız. Doğayı incelediniz, gerekli fen kurallarını buldunuz; bu kadarı ile ancak yolunuzdaki gözle görülebilen engellerden kurtulmuş oldunuz; ama hakikate sadece tepki ve inkâr yolundan varılamaz. Yükselecek olan mabed, bilgi ile hakikat arasında sağlam bir dengenin kurulmuş olmasını gerektirir.

Varlığın başlangıcı ve sonu hakkında açık bir fikir edinmedikçe ne bilimden, ne ahlâktan ne de kaderimizi yöneten yasalardan bir sonuç elde edebiliriz. Bir sonuca varamayınca da bütün çalışmalarımız boşa gider, bütün bilgiler çocukça bir özenti olmaktan ileri geçemez.

- MÜZİK II -

14.Derece Ritüeli: "Tasfiye, Kurban"

Posted by Bornocu Ersan | | Posted in ,



ÜÇ DEFA MUKTEDİR - Kardeşim, görevim sizi hakikati aramaya yöneltmektir. Buradan ayrılmazdan önce Tam ve Alî bir Mason sözü ile sizi bize bağlamamız gerekiyor; ta ki burada ettiğiniz yeminin gereğini yerine getirmeye menfaatleriniz kadar şerefiniz de kefil olsun. Biliyorsunuz ki biz her nevi çalışmalarımızda eski âdetlerimizi korumaktan sevinç duyarız. Görünüşte bunlar şimdiki âdetlerden çok uzaktır ve değerlerini anlamayanlar için çocukça şeylerdir. Siz samimiyetle andınızı dile getirin; kalbinizi temiz ve iyilik duygularına açık tutun, eski kuşakların coşku ile tattığı ve talimatına gönülden bağlandığı remizlerin derin anlamını düşünün. Halk inançlarında olduğu kadar fikrî eriştirme törenlerinde de bütün bilgilerden üstün bulunan ahlâk olgunluğu ve şerefini ifade ve remzeden âdetlerimiz çok saygıya değerdirler.

Merasim Üstadı Kardeşim adayları tasfiye yerine götürün; her türlü ruh ve zekâ kirliliklerinden kendilerini temizlesinler.

(Adaylar su dolu bir tunç kabın yanına götürülür, elleri suya sokulur, ıslak elleri bir havlu ile kurutulur. Daha sonra içinde günlük yakılmakta olan buhurdanlığın önüne yaklaştırılır, elleri günlük dumanına tutulur)

ÜÇ DEFA MUKTEDİR - Merasim Üstadı Kardeşim, adayları kurban yerine götürünüz. Kardeşlerim kalkınız ve Sadâkat duruşuna geçiniz (Mâbed de ayrı bir Kurban Kürsüsü yoksa, adaylar Doğuya çıkan basamakların önüne, getirilir)

ÜÇ DEFA MUKTEDİR - Birinci Nazır Kardeşim. Adaylara geleneklerimizin son hazırlığını da yaptırınız.

BİRİNCİ NAZIR - (Adayların yanına gider. Elindeki malayı her adayın alnına sürer)

Düşünceleriniz temiz,

(Malayı adayın dudaklarına sürer)

Sözleriniz yararlı,

(Malayı adayın kalbine götürür)

Duygularınız dürüst olsun!

(Birinci Nâzır yerine döner)

ÜÇ DEFA MUKTEDİR - Merasim Üstadı Kardeşim, adayları yemin kürsüsüne götürünüz. Birinci Nâzır Kardeşim, bu Masonların bize hür fikir gücünü, samimî bir dostluğun zevkini, Tam ve Âlî Masonlara has fazileti getireceklerine inanıyor musunuz?

BİRİNCİ NAZIR - Hepimizin buna inancı tamdır.

ÜÇ DEFA MUKTEDİR - Öyleyse kendilerinden usulüne göre söz alalım. Hatip Kardeşim, yemin örneğini lütfen okurmusunuz?

HATİP - "Bundan önceki yeminlerime bağlılığımı yeniden bildirir, bu derecenin sırlarını saklayacağıma yemin ederim. Kardeşlerime candan bir dostlukla bağlanacağıma, fikir hürriyetini kazanmak ve bu hürriyeti korumak isteyen herkese yardımcı olacağıma; aralarında herhangi biri bana karşı haksızlık ederse, onu yumuşaklıkla karşılayacağıma, mutsuz olduğunda ona yardım edeceğime, Hakikati bulmak ve sadece ona bağlı kalmak için bütün kuvvetimi kullanacağıma söz veririm".

ÜÇ DEFA MUKTEDİR - Bu yemini etmeye hazır mısınız?

ADAYLAR
- Evet.

ÜÇ DEFA MUKTEDİR - (Adaylar birden çoksa) Kardeşlerim; adı okunacak Kardeş sol elini kalbinin, sağ elini de Kutsal Kitapların üstüne koyup "Yemin ederim" desin.

Sadâkat duruşuna geçiniz Kardeşlerim.

KATİP - (Adları teker teker okur)

ADAYLAR
- Yemin ederim.

ÜÇ DEFA MUKTEDİR
- Masonları birleştiren bağ yalnızca temiz bir dostluk bağı olmaktan uzaktır. Eğilimlerinde ve gayelerinde de görüş birliği bulunmalıdır. Siz bizi, fikir hürriyetine karşı olabilecek her türlü saldırıdan korumaya söz verdiniz. Çalışmalarımızda da, bize yardımcı olmak zorundasınız. Gidiniz, yokluğunuzda başkalarının elde ettiği değerlerden faydalanınız, ama emeğinizin ürününü de onlara ekleyiniz.

Merasim Üstadı Kardeşim görevlerini tamamlamaları için adaylara yardımcı olunuz.

(Merasim Üstadı adayları dışarı çıkarır)


ÜÇ DEFA MUKTEDİR - Oturalım Kardeşlerim.

14.Derece Ritüeli: "Delta"

Posted by Bornocu Ersan | | Posted in ,



(Atölye dışında Merasim Üstadı adaylardan birine Üstad kordonunu takar. Ortasında ibranî harfleriyle YHV yazılı bir üçgeni göğsüne iliştirir; yeşil bir ipi beline iki defa doladıktan sonra uçlarını omuzdan ve Üstad kordonunun üstünden öne doğru sarkıtır)

(Bu sırada ÜÇ DEFA MUKTEDİR, adaylar içeriye girdiklerinde bütün Kardeşlerin ayağa kalkarak hayret işaretini vereceklerini bildirir)

(Adaylar dışardan kapıya vururlar: 3 + 5 + 7 + 9= 24)


BİRİNCİ NAZIR - Kapılar açılsın.

(Adaylardan Delta'yı taşıyanı salona girerken "El-Hanan" der. Salonun ortasına doğru yürür, öteki adaylar onun peşi sıra gider, ortada dururlar, Mabetteki Kardeşler hayret işareti vererek onları ayakta karşılar)

ADAY - ÜÇ DEFA MUKTEDİR, bana hakikati arama görevini vermiştiniz. Bu görevi vicdanımın bütün kuvvetiyle yerine getirmeye çalıştım, ancak insanlar arasında bir «kelime» bulabildim ki, herkes ona hayret ve korku içinde titreyerek bakıyordu.

ÜÇ DEFA MUKTEDİR - Bu kelime, onları korkutan meçhul'dur. Mason kalbinde ise, tasfiye edilmiş düşüncenin sembolüdür. Siz bu kelimeyi dokuzuncu arche'ta görmüştünüz. Orası bütün nurların can attığı, ama yine de erişemediği hakikatin merkezidir. Oturalım Kardeşlerim.

(Boynunda kordon taşıyan aday yalnızca ilerler. ÜÇ DEFA MUKTEDİR adayın yanına gider. Diğer adaylar oldukları yerde kalırlar)

ÜÇ DEFA MUKTEDİR - Siz en yüksek sembolü Delta olan inançları incelediniz ve anladınız ki hepsi iyi ve haklı duygulardan başlıyor, ama gitgide, aklı yolundan saptırıyor. Siz Deltayı kordona takmakla, temiz fikre bağlı olduğunuzu gösterdiniz. Bütün insanlığın duygusu da sizinki gibidir; ama sizin inançlı yolunuz, hakikatin dışına sürüklenmekten sizi koruyacaktır. Siz de, başkalarının yanlış inançları karşısında kendinizi savunabileceksiniz. Sağlam duygunuz bu başarının karşılığıdır. Ancak karşılaşacağınız zor ve önemli sorunu biliyor musunuz? Bu sorun doğrudan doğruya kendinizindir. Masonca duygularınız belki de yanlış inançlarınızın kendi alışkanlıklarınızın esiridir. Bunlardan kurtulun. Boynunuzdaki kordonu bana veriniz Kardeşim. (Aday boynundaki kordonu çıkarır, ÜÇ DEFA MUKTEDİR'e verir)

ÜÇ DEFA MUKTEDİR - (Adaydan aldığı kordonu bir köşeye fırlatıp atar)

(ÜÇ DEFA MUKTEDİR, aşağıdaki bölümü muhakkak ezbere yapmalıdır)

Hür ve cesur Mason Kardeşim, şimdi beni dinle; (kürsüsünü göstererek) Bu kürsü mikâp taşı, yani bilim ve fenni remzeder. Eskilerde bu kürsü Kutsal Sehpa idi. Bizim için kendi eşitlerine hakikati ve bilimi açıklamaya yarayan bir yerdir. Haydi insanlık inancının en değerli sembolünü de oraya koyarak bu kürsünün temellerini destekleyiniz.

ADAY - (Deltayı kürsünün ilk basamağına koyar)

ÜÇ DEFA MUKTEDİR - (Adaya 14. derecenin kordonunu ve önlüğünü taktıktan sonra)

Ey Tam ve Ali Mason! Masonluğun şeref ve nuru olunuz. Verdiğim bu alâmetler sizin sadâkatinizin kefili olsun.

(ÜÇ DEFA MUKTEDİR yerine geçer ve adayları da oturtmasını Merasim Üstadına söyler)


ÜÇ DEFA MUKTEDİR - Hatip Kardeşim, mikâp taş üzerinde hangi adı okudunuz?

HATİP - (Susar)

ÜÇ DEFA MUKTEDİR - İkinci Nazır Kardeşim, mikâp taş üzerinde okuduğunuz ad ne idi?

İKİNCİ NAZIR - (Susar)

ÜÇ DEFA MUKTEDİR - İçinizden kimse bu adı okuyamadı mı? Bu adı kim okuyacak. Izdırabımıza kim son verecek? Aradığımız Tanrının ne olduğunu bize kim söyleyecek? Bu boşluğun üzüntüsüne sonsuzluğa kadar mahkûm muyuz?

BİRİNCİ NAZIR - (Sert bir sesle) Evet.

ÜÇ DEFA MUKTEDİR - Her tarafımızı çevreleyen bu boşluk, bu uzay nedir?

BİRİNCİ NAZIR - Sonsuzluk.

ÜÇ DEFA MUKTEDİR - Zaman dediğimiz bu sürekli hareket nedir? Nerede başlıyor, nerede bitiyor?

BİRİNCİ NAZIR - Sonsuzlukta!

ÜÇ DEFA MUKTEDİR
- Dünyanın maddesi nedir; nereden gelip nereye gidiyor?

BİRİNCİ NAZIR
- Sonsuzluktan gelip sonsuzluğa gidiyor!

ÜÇ DEFA MUKTEDİR - Sonsuzluk, hep sonsuzluk! Uzay, zaman, hayat, hep sonsuz... Bunlar anlaşılır şeyler değildir ve bunlara bir sınır getirme düşüncesi de abestir, çünkü «sınırın ötesinde ne var» diye de sorulabilir. Gözlerimiz, aklımız, düşüncelerimiz, benliğimiz dışında boşuna uğraşıp, derinlemesine incelemelerde bulunmuş, ama hiçbir müsbet sonuca erememiştir. Biz kendi benliğimizin içinde kendi beynimizin nasıl çalıştığını anlamaya kalktığımız zaman derin bir sıkıntıya düşeriz. Bu konuda direnecek olursak en sonunda aklımızı kaybederiz. Bu kadar gayret karşılığında bâri birşey anlayabilsek ama bu da mümkün olmamaktadır.

Bütün yargılarda, bütün kanaatlerde, bütün duygularda bir takım anlaşılmazlıklarla, bilinmezliklerle çarpışmadan iki düşünceyi birbiri ile uzlaştıramıyor. Bütün bilim ve fen'nin her dalında yetersizliğimizi itiraf etmekle yetiniyoruz. Hatip Kardeşim, mikâp taş üzerinde bulduğunuz harfler Tanrının adını verir, bu harfler nelerdir?

HATİP
- ÜÇ DEFA MUKTEDİR, siz onları söylediniz. Uzay sonsuz, zaman sonsuz, bütün görüntüleriyle hayat sonsuz, bütün gelişmelerinde zekâ sonsuz, her şeyde ve her fikirde karşılaştığımız hep sonsuzluğun ya en büyüğü, ya da en küçüğü!

ÜÇ DEFA MUKTEDİR
- Evet, işte birçok harfler ki, bir araya getiremiyor ve sırasına bile dizemiyoruz, putperestliğe düşmeden hiçbir şey söyleyemiyoruz. Tanrı ile alışverişleri bulunduğuna insanları inandırmaya çalışan peygamberler puta tapmışlar; kendi hayallerine ya da özel anlayışlarına göre birer Tanrı uydurmuş olan hayalperestler de puta tapınışlardır. Çok eski zamanlardan beri ya madde, ya da maddeden başkasını düşünmeksizin, bir damanın beyaz ve siyah taşları gibi, karşılıklı oyun kazanan ve durup dinlenmeksizin bir yenisine, başlayan materyalist ve spiritüalist filozoflar da puta tapmakta. Tanrıyı iyi, doğru, güzel, her şeye muktedir, her şeyi görür ve bilir gibi insana has faziletlerle ya da daha ileri vararak, noksanlıklarla adlandırıp ona tapınan saf kişiler de puta tapmakta. En sonunda kendilerini tanrılaştırarak kendilerinden başka bir varlık olmadığını söyleyen, ya da "Tanrı yoktur" diyenler de puta tapmakta.

Bilinmeyen veya tarif edilemeyen varlıklar arasında sıkışıp kalan bir kişi, karanlık bir odada kalıp da çevresinde kendinden başka birşey bulunmadığını zanneden kimseye benzer.

Kardeşlerim, bu sözlerimle size Mason doktrinini anlatmakta ve açıklamakta olduğumu sanmayın. Hayır; bu söylediklerim sırf bir düşünce olmaktan ileri gitmez. Bir kişinin kendi öz fikri olabileceği gibi belki de yanlış bir görüş, ya da zamanın silip ortadan kaldıracağı bir inanıştır.

Mason öğretisine gelince, onu da söyleyeyim: Mikâp taşın altında, doğada, bilim ve fen alanında siz Tanrıyı tanıtan ve bildiren unsurları buldunuz. Kelimeyi okuyamadınız. Size bunu Tam ve Âli bir Masonun okuyabileceğini söylediler. Masonluk düşüncesi şudur ki; siz kendi aklınıza dayanarak, kimsenin yardımı olmaksızın onu kendi kendinize okuyabileceksiniz. İşte ülkümüzün büyüklüğü ve yüceliği bundadır. Bu derecenin hiçbir şeyle ölçülmez sırrı da budur. Siz onu yaratıcı, kaza ve kaderi düzenleyici, enerji, ahenk, doğa, ya da kanun diye nasıl isterseniz okuyabilirsiniz. Yeter ki bunu samimiyetle okumuş ve aklınızla tartmış olun. Kutsal kubbe altında bulduğunuz harfleri kullanınız, ama onları okumaya çalışırken bilim ve fennin size ilham ettiği, size aşıladığı hakikatlerden hiçbirini ihmal etmeyiniz.

Hâtip Kardeşim biraz önce sıraladığım adlardan herhangi birini Tanrıyı açıklama niteliğinde kabul edebilir misiniz?

HATİP
- Bir takım sesler duydum, sözler işittim ki bunlar insana has bir çerçeve ile sınırlı kalmakta ve hepsi de "bilmiyorum" anlamına gelmektedir.

ÜÇ DEFA MUKTEDİR - İkinci Nazır Kardeşim, Masonluk bu seslerden birini kendi özel öğretisi olarak benimser mi?

İKİNCİ NAZIR
- Hayır.

ÜÇ DEFA MUKTEDİR - İkinci Nazır Kardeşim, öyle ise Masonluğun öğretisi nedir?

İKİNCİ NAZIR - Tanrı vardır.

ÜÇ DEFA MUKTEDİR
- Tanrının varlığını doğrular mısınız?

İKİNCİ NAZIR
- Evet.

ÜÇ DEFA MUKTEDİR
- Bunun ötesinde ne denebilir?

İKİNCİ NAZIR
- Hiçbir şey.

ÜÇ DEFA MUKTEDİR - Birinci Nâzır Kardeşim, bu açıklayamamak durumu, insanın cesaretini kırmaz mı?

BİRİNCİ NAZIR - Ancak zayıfların cesareti kırılır. Masonlar ise ruh sükûnetini çalışmada ararlar. Sıkıntılara birlikte katlanırlar, iyilik yapmada ve sevdiklerinin dostluklarında en büyük ferahlığı bulurlar.

ÜÇ DEFA MUKTEDİR
- Tam ve Âli Mason'un son tarifini verdiniz. Evet, eğer bizlerde ilk bilgi olmasaydı, kişisel yargılarımız sonsuz bir güçlükle karşılaşırdı.

Eğer ummak ve sevmek hislerinden mahrum olsaydık, anlamada maruz kaldığımız güçlükler bizi hiçliğin boşluk ve umutsuzluğuna sürüklerdi.

Dayanılmaz bir duygu bize güven aşılıyor, karşı durulmaz bir cazibe bizi evrene, bütün varlıklara, sırrına akıl erdiremediğimiz sonsuzluğa bağlıyor; bütün bunlar ölümsüz oldukları için biz de onlarla birlikte sonsuzluğa katılmış oluyoruz.

İşte bu düşünce bize azap veren korkulu rüyadan uyanmamızı sağlar. Bu düşünce uzayın boşluğunda parlayan bir ışıktır. Tam ve Âli Mason bütün hakikatleri bulmaya çalışacak, ele geçirdiği fildişi anahtarla Kutsal Kubbeyi açacak, orada bulacağı kardeşlik duyguları, kendisini manevî gevşeklikten kurtaracak, sevgisini, cesaretini ve kendine güvenini arttıracaktır.

14.Derece Ritüeli: "Tevcih"

Posted by Bornocu Ersan | | Posted in ,



ÜÇ DEFA MUKTEDİR - Kardeşlerim, şimdi sizler büyük Mason ailesinin yeni bir derecesine katılmış oldunuz. Biz başkalarından daha iyi olduğumuz iddiasında değiliz; kardeş sevgimiz yalnız kendimize dönük olmayıp, bütün insanlara açıktır. Ancak «tavsifi imkânsız» Masonluğun bu son derecesine gelince esaslarımızı korumak ve daha verimli kılabilmek için, onları genç Masonlara anlatma bakımından kendimizi daha çok görevli sayarız. Sizler de bu görevinizi yerine getireceğinize yemin ettiniz. Biz şu fikirdeyiz ki, sırf ahlâkî bir sorun hakkında tam bir hürriyet içerisinde, şeref ve haysiyet üzerine yapılan bir taahhüt kadar sağlam ve bozulmaz bir söz tasavvur dahi edilemez.

Masonlukla ilgili herhangi bir konuda sizlerden fedakârlık isteyen bir ilgi ve yakınlık beklendiği zaman, bunu unutmayın.

"Şerefli, akıllı, samimi insan" işte size vermek üzere olduğum unvanın eş anlamları bunlardır.

Birinci Nâzır ve İkinci Nâzır Kardeşlerim derecenin tevcihinde yardımıma geliniz: Kalkınız, Sadâkat duruşuna geçiniz Kardeşlerim (Birinci Nâzır ve İkinci Nâzır, ÜÇ DEFA MUKTEDİR'in yanına gelirler ve üçü de kılıçlarının uçlarını birbirine değdirerek bir piramit kurarlar)

ÜÇ DEFA MUKTEDİR - EUMYŞ, EKSR Sonuncu ve 33. Derecesi TYŞ adına ve ondan aldığım yetkiye dayanarak sizlere Kutsal Kubbenin Büyük Skoçyalıları, Büyük Seçilmiş ve Tam ve Ali Masonlar adı altında Ondördüncü dereceyi veriyorum. Ritimizin âdetleri uyarınca her iki yarım küredeki Olgunlaşma Localarında Ondördüncü dereceli Kardeşler için tanınmış olan hak ve imtiyazları da size tanıyorum.

- MÜZİK III -

Nazır Kardeşlerim, yerlerinize dönünüz.

(ÜÇ DEFA MUKTEDİR, Birinci Nâzır ve İkinci Nâzır yerlerine dönerler)


ÜÇ DEFA MUKTEDİR - Birinci Nâzır Kardeşim, bizi birbirimize bağlayan yemin örneğini okuyunuz.

BİRİNCİ NAZIR - "Birbirimize sadakatla bağlı kalacağımıza, bütün sıkıntılarımızda birbirimizin yardımına koşacağımıza, düşüncede hürriyet; muhakemede uygunluk; duyguda dürüstlük; ilişkilerimizde samimiyet; hayat boyunca bütün işlerimizde doğruluk ve Masonlukta tekâmüle erme yolunda olacağımıza yemin ederiz".

ÜÇ DEFA MUKTEDİR - Sağ elinizi uzatarak "yemin ederiz" deyin Kardeşlerim.

BÜTÜN KARDEŞLER - Yemin ederiz.

ÜÇ DEFA MUKTEDİR
- Oturalım Kardeşlerim.

Birinci Nâzır Kardeşim, adaylara derecenin talimatını veriniz.

BİRİNCİ NAZIR - (Talimatı verdikten sonra) Adaylara gerekli talimat verilmiştir ÜÇ DEFA MUKTEDİR.

ÜÇ DEFA MUKTEDİR - Teşekkür ederim Kardeşim.

14.Derece Ritüeli: "Halka"

Posted by Bornocu Ersan | | Posted in ,



(Bu bölümün uygulanması isteğe bağlıdır)

ÜÇ DEFA MUKTEDİR - Kardeşlerim, eski âdetlerimize uyarak, sizin bu derceye eriştiğinizi bundan böyle parmağınızda taşıyacağınız bir halka ile de tanıtmak istiyorum. Onu ömrünüz boyunca taşıyabileceğiniz gibi sizden sonra da eşiniz, kızınız veya bir dostunuz da taşıyabilir; Tam ve Ali birer Mason olduğunuzun delili olarak ve size yemininizi hatırlatmak üzere bu halkalara Büyük Skoçyalı damgası vurulmuştur.

Büyük Skoçyalılar, yeni Kardeşlerimizin çevresinde ittihat zincirini kurunuz.

(Kürsüden iner, ittihat zincirine katılır)

«Faziletin birleştirdiklerini ölüm ayıramaz».

(ÜÇ DEFA MUKTEDİR halkaları adayların parmaklarına geçirir)

ÜÇ DEFA MUKTEDİR - (Adaylara) Kardeşlerim, siz de ittihat zincirine katılınız.

(Adaylar zincire girdikten sonra) Yeni Kardeşlerimizle anlaştık ve birleştik. Şimdi zinciri bozup yerlerinizi alınız.

Oturalım Kardeşlerim.

ÜÇ DEFA MUKTEDİR - Hâtip Kardeşim, derecenin menkıbesini anlatmak üzere söz sizindir.

HATİP - Sevgili Kardeşlerim. Bugüne kadar şahidi olduğumuz davranışınız, gayretiniz ve ketumiyetinizle tekemmülün son bilgisini hak ettiniz ve "Tam ve Âli Mason. Büyük Skoçyalı" adı ile anılan son olgunluk derecesine erdiniz. Sizleri seçmekle yerinde bir iş yaptığımız için mutluyuz. Bundan önceki derecelerden her birinin sırlarına ererek JABULUM, YOHABER ve STOLKİN Kardeşlerin parlak Delta üzerinde oyulmuş olan Kutsal Adı buldukları döneme kadar geçen Mason tarihini biliyorsunuz. Bu Deltanın, önceleri kil ve çömlekçi toprağından yapılmış olup şimdi KAAN dağı denilen ve YOZAFAT dolaylarında bulunan SİYON dağı yöresinde, MASELDAMA tepesinde Enok'un Tanrı adına kurduğu mihrabın altına gizlice saklanılmış olduğunu hatırlıyorsunuz. Menkıbemizin başındaki bu ayrıntılara girişmek için değerli vakitlerinizi harcamamz faydasızdır, sizler kaza ve kaderin, daha doğrusu Tanrının seçtiği üç kardeşin Kutsal Adı nasıl bulduklarını Sûr Kralı Hiram'la birlikte bulunan Süleyman'ın sarayına nasıl götürdülerini ve buluşlarının ödüllendirilmesi için kendilerine «Royal Arche Şövölyeliği» payesinin verildiğini, kelimeyi koymak için bir yer buldukları zaman onun ne demek olduğunun kendilerine açıklanacağına söz verildiğini ve "O zaman Tanrı sizlerin Büyük Skoçyalı, Tam ve Âli Mason Derecesiyle onurlandırılmanızı uygun görecektir" denildiğini hatırlarsınız.

Kardeşlerim, görüyorsunuz ki, Kudüs Mabedi tamamlandığı vakit Masonlar büyük bir şeref kazandılar ve kardeşlerini seçmekteki titizlikleri dolayısıyla her yerde saygı ile karşılanan bir müessese kurdular. Bu müesseseye ancak değerli ve şerefli kişiler girebiliyordu. Siz de işte öyle girdiniz. Büyük Skoçyalı, Tam ve Ali Masonlar üye seçmek konusunda böyle davrandıkları için de hiçbir zaman aldanmadılar; değerlerini ispatlamış ve hak etmiş olanlardan başkasını aralarına almadılar.

Bu becerikli, yetkili mimarlardan pek çoğu Mabedin inşasını bitirdikten sonra Kudüs'ten ayrıldı; yüksek sanatlarının en olgun eserlerini meydana getirmek üzere komşu milletlerin bölgesine yayıldı. Bunlar ancak hür erkekler arasından seçtikleri güvenilir kişilere sanatlarının sırrını öğrettiler; onların bu temkinli davranışlarına rağmen, Masonlar yeryüzünde lüzumundan fazla çoğaldı, bu yüzden sırları dışarıya sızdı ve kazanmış oldukları saygınlığı kaybettiler; ama Büyük Skoçyalılar, Tam ve Ali Masonlar, mesleğin en son misterlerini saklamada büyük titizlik gösterdiler; bu sırları kendi aralarında bozulmaz mühür altında korudular, hiç kimseye ileri dereceleri vermediler. Daha aşağı derecelerdeki Kardeşlerimiz işlerinde ve sözlerinde o kadar az çekingen davrandılar ki tedbirsizlikleri ve sır tutamamaları yüzünden kelimelerden ve işaretlerden bir çoğu çevremiz dışında yayıldı. Bu yolsuzluklar bize bağlı Masonları üzdü, önlemek için çekilen zahmetler, harcanan çabalar faydasız kaldı; Masonluk çığrından çıkmaya başladı; iykaaflar hızla çoğaldı; dereceler arasındaki bekleme süresi gözetilmiyor, derecelerin birden verildiği görülüyor ve sonunda eğitim ve yetiştirme yerine eğlenceler tercih ediliyor, uydurma âdetler artıyor, terk edilmemesi gereken eskisi yerine yeni doktrin çeşitleri geliyordu. Bu ayrılıklar tartışma ve ihtilâflara yol açıyor, en sonunda çalışmada laubali davranışları yüzünden eski Masonluk ilkeleri unutuluyordu. Bereket versin ki bizler Büyük Skoçyalıların, Tam ve Âli Masonların sırlarını bilmekte ve bunları korumakta idik.

Bu derecelerin düştüğü duruma öteki derecelerin de uğramasına meydan vermemek için bütün gücümüzü kullanmalı; çabamızı değerlendirmek ve eski olgunluğumuzu elden kaçırmamak için ketumiyete ve ölçülü davranmaya önem vermeli, Evrenin Ulu Mimarı'nı tanımanın biricik aracı olan fenni öğrenmeye çalışmalıyız.

Bu büyük kelime, eski üstadlara açıklanmıştı. Süleyman onu, işçilerin kendisine saygılı olmalarını, Mabedin inşasına candan bağlılık ve çaba ile emek vermelerini sağlamak için seçmişti. Çünkü bu hakîm Kral Kutsal Kelimenin büyük güç ve etkisini anlamıştı; Evrenin Ulu Mimarı'nın Musa'ya göründüğü kızgın fundalıkta gerçek adının bu olduğunu, başka bir peygamberin bu adı bilmediğinin kendisine açıklandığını, adanmış topraklarda Davut'tan kalma plân ve resme göre yapacağı Mabette de kendisine ancak bu adla duada bulunulmasının emredilmiş olduğunu da biliyordu.

Kutsal Kelime Mabedin inşa işleriyle o kadar ilgili idi ki, Hiram Abi öldürüldüğü sıralarda üstadların tanışma aracı olarak kullanılmakta idi. Süleyman, Hiram'ın sır tutma gücüne ve onu hiç kimseye açıklamamış olduğuna güvendiği için, kime olursa olsun, bu kelimeyi açıklamamak kararını aldı. Bunun üzerine, biraz önce denildiği gibi semboller, sözlü olarak ya da dokunarak verilen işaretler değiştirilmiş, fakat Masonluğun başlıca unsurlarından olan Gerçek Ad'ın yazılı bulunduğu Delta, Enok harabelerinde Royal Arche Şövölyelerinin eliyle bulununcaya kadar, ötekilerin bilgisi dışında kalmıştı. Süleyman ile Sûr kralı Hiram bu değerli emaneti Kutsal Evin Mihrabında sakladıktan sonra buraya Kutsal Kubbe adını verdiler ki, çok yerinde bir addır; çünkü bu taban üzerinde Deltadan başka bir şey bulunmuyordu. Bu sütun Mabedi tutan sütunların üçüncüsü idi; durumunu ve niteliğini halk bilmezdi. Bu sütuna Güzellik sütunu denilirdi: Çünkü o, evrenin en güzel ve en şerefli yerinde bulunmakta idi.

Meraklı ve araştırıcı yabancılarla bundan önceki derecelerin Masonları bu Kutsal Kelimenin konulduğu yeri bulamıyorlardı, çünkü Royal Arche ve Tekemmül Masonları arasında büyük bir sır olarak saklanıyor, kelimenin sırrını derin bir saygı ile seyre gelen "Büyük Skoçyalı Tam ve Ali Masonlar" bir başkasının kutsal kubbeye girmemesi için şuurlu bir uyanıklık gösteriyorlardı.

Bu Büyük Ad'ın saygısızlıklardan gereğince korunması hususunda hakîm Kralın düzenlediği ve Büyük Skoçyalıların birbirlerine nakletmek suretiyle ve büyük bir sadâkatle korudukları tedbirlerden daha başkasını düşünmek imkânsızdı. O zamandan beri bu Ad Tam ve Kâmil Masonlar arasında yerleşen ve yeminlerle birbirlerine bağlanan «Kardeşler Birliği»nin mührü ve parolası olmuştur.

Mabedin inşası İsa'nın doğumundan üç bin yıl önce, altı yıl, altı ay ve altı günde tamamlandı. İlk taşını son derece muhteşem, büyük bir törenle Süleyman koymuştur. Yapı işi bitince Süleyman bütün Masonları peşpeşe üç gün içinde huzuruna çağırdı. İlk günü Büyük Skoçyalı, Tam ve Ali Masonlara ayırmıştı, hepsini Kutsal Kubbe altına topladı; bu sırada Royal Arche Şövalyeleri birinci kemerin girişini koruyorlardı; yine bu sırada Büyük Üstad Mimarlar, Kral dairesinde bulunuyordu. Süleyman bu Kardeşlerin en uygunlarına Olgunlaşma derecesini verdi ve onlardan barış içinde birbirlerine bağlı olarak ölmüş önderleri gibi şefkat ve yardım işlerine önem vereceklerine, yine onun gibi bütün iş ve davranışlarda akıl ve hikmeti, adaleti ve nasafeti başta tutacaklarına, sırları en derin bir sessizlik içinde koruyacaklarına ve bağlılıkları hususunda gösterdikleri çaba ve sebatlarıyla kanaat uyandırmış olanlardan başkasına bu sırları açıklamayacaklarına, gerektiği zaman menfaat gözetmeksizin birbirlerinin yardımına koşacaklarına, hainliği, vefasızlığı, adalete aykırı davranışları cezalandıracaklarına açıkça yükümlülük sözü aldı. Onları kutladı, Ölümsüzün mucizeler yarattığı Ahit Sandığını onlara gösterdi; birçok kurbanlar kestirdi; onları kutsal sofraya oturttu, her birine faziletlilerle birlik olduklarının sembolü olarak birer altın yüzük verdi; en sonunda da birçok hediyelerle mücehhez bulunduktan sonra Kudüste kalmak, ya da diledikleri başka bir yere göç etmek konusunda kendilerini serbest bıraktı.İkinci günü Süleyman, Seçilmişlere, Bina Eminlerine, Nazır ve Hâkimlere, Sır Kâtiplerine, Ketum Üstadlara ve Üstadlara Mabedin avlusunda bir kabul töreni düzenledi. Ötekilerin verdiği yükümlülük sözünü bunlardan da istedi; eski Üstadların, onlara örneğini gösterdikleri fazilet ilkelerinden hiçbir zaman ayrılmamalarını öğütledi, kendilerine Ustad ve Mimar derecesini ve bu dereceye has bütün alâmet ve sembolleri verdi, sırları saklamakta sıkı ağızlı davranacakları ve bunları ancak lâyık olanlara açıklayacakları konusunda yemin ettirdi; birçok hediyeler verdikten sonra, Kudüs'te kalmak ya da başka yerlere gitmek hususunda kendilerini serbest bıraktı.

Üçüncü günü Süleyman, kalfalarla, çıraklara Mabedin doğusunda, Hiram Abi'nin kabri önünde bir tören düzenledi. İlk önce çırakları, koruyucu olarak dışarıda bıraktı, en yetişkin kalfaları Ustad derecesine çıkardıktan sonra, çırakları kemer altına alarak, onları da kalfalık derecesine yükseltti, hepsine aralarında her zaman birlikte kalacaklarına, menfaat ve karşılık beklemeden yardımlaşacaklarına, derecelerine has işaretleri ve sembolleri saklayıp ancak kendileri gibi faziletli kişilere açıklayacaklarına yemin ettirdi, onlara armağanlar dağıttı; diledikleri yere gidebilmek serbestliğini tanıdı, yurtlarına dönmek isteyenlere yeteri kadar yolluk ödenmesini Bina Eminlerine emretti.

Fakat bu kadar fâzıl, hakîm bir hükümdar ve Tanrı buyruğu ile seçilmiş bir kral olan Süleyman, günün birinde Tanrı'nın sesine kulaklarını tıkadı. Bütün evrenin beğendiği göz kamaştırıcı bir Mâbed inşasını başarı ile bitirdiği için kendini yer yüzünün en büyük hükümdarı gibi görerek bundan övünç duydu, gururlandı. Tanrının yardımını unuttu, eğlenceye daldı, keyifli olduğu kadar sakıncalı da olan eğlencelerin zevkine kapıldı. Gerçek Tanrı'yı bıraktı. Molok Putuna, kutsal Mabedin mihrabından başka bir yerde yakılması yakışık almayan tütsüler sundu. Bu acıklı davranışlar bütün Masonları kedere boğdu. Bununla beraber eski geleneklerini korumak gayretiyle, çocuklarına kutsal ve tam bir birlik fikrini aşılayarak onları eğitmekten geri kalmıyorlardı. Öğütler ve iyi örneklerle yurttaşlarını bölünmekten ve dinsizlikten korumaya çabalıyor, ama başarılı bir sonuca varamıyorlardı. Bu gibi sebepler yüzünden atalarının başına Tanrı'nın ceza olarak indirdiği tufan ve benzeri büyük belâları acı acı hatırlatıyor, tepelerinde dolaşan yıldırımların büyümekte olduğunu ve o pırıl pırıl mabedin birgün yıkılacağını, Kudüs'ün bir harabeye çevrileceğini, çocuklarının ve karılarının kendi günahları yüzünden en ağır tutsaklık işkencesi altında inletileceklerini anlatmaya çalışıyor, ama yine de Büyük Skoçyalıların bu uyarıları etkisiz kalıyordu. Onları bu dalâletten kurtaramayan faziletli Masonlar, doğdukları ülkeyi bırakmak zorunda kaldılar; kimi Atina'ya kimi Roma'ya ve çoğunlukta olan bir bölümü de Skoç ve Skoçyalıların bulunduğu Kaledonya'ya geçtiler; böylece gittikçe yaklaşmakta olan acıları ve uğursuzluğu görmekten kaçındılar.

Öte yandan doğru yoldan sapanların suçları son haddi aşınca; Tanrı Bâbil Kralı Buhtunnasır'a, Kudüs'ü kuşatma fikrini ilham etti, o da bütün Yahudi ülkesine Nabuzaradam adlı komutanın emri altındaki ordu ile yayılmayı başardı; bu komutan kutsal kenti ele geçirince surlarını yerle bir etti, Mabedi temellerine kadar yıktı, bütün halkı Kralları Sedesias ile birlikte esir etti; kutsal yılın dördüncü ayı olan temmuzun dokuzuncu günü, esirleri zincire vurarak Bâbil'e yolladı, Mabedin bütün varlığına el koydu.

Bu olay Mabedin açılışından 476 yıl, altı ay ve on gün sonra meydana gelmişti. Kudüs'te kalabilen Büyük Skoçyalılar, Tam ve Âli Masonlar büyük bir cesaretle saldırıya karşı koymaya çalıştılar, ama sayı ve kuvvet bakımından çok üstün olan saldırganlarla başa çıkamadılar. Bu Masonlar varlığa, hazinelere pek az önem veriyorlardı; bütün düşünceleri Kutsal Kubbenin altında toplanıyor ve burasının bulunup ortaya çıkacağından korkuyorlardı. Gösterdikleri mukavemet ve cesaretle orada nöbet tutan askerleri korkutup kaçırınca, Masonlar Kutsal Kubbe altına girdiler, Levi'nin oğlu Goath'ın ölüsüne rastladılar ki, bu adam Tam ve Ali bir Mason olarak tanınmakta idi.

"Goath" Mâbedin düşman eline geçtiği sırada, geceli gündüzlü kandillere bakmak ve Tarifi İmkansız Sembolü göz altında tutmak göreviyle yükümlü olarak Kutsal Kubbenin bekçisi idi. Bu adam 400 yıl önce üstadların kullandığı Kutsal Kelimeyi başkalarına vermektense ölümü göze alan Hiram Abi gibi olup kendisine emanet edilen hazinenin bulunarak barbarların eline düşmesine göz yummaktansa, Mabedin yıkıntıları altında gömülmeyi göze almıştı.

Tam ve Ali Masonlar kubbe altına girer girmez «Tanrıya hamdolsun onu bulduk» diye bağrıştılar. Bu sırada gösterdikleri sevinci anlatmak pek zordur; hemen işe koyuldular; Kutsal Kelimeyi okunmayacak ve dinsizlerin bulamayacağı gibi sildiler; kanun levhalarını ihtiva eden altın plâkayı ve öteki değerli, hazineleri kubbenin altına koydular, akik taşından oyulmuş mikâp taşı taşıyamayacaklarını gördükleri için onu kırdılar; kaidesini devirdiler ve bunların hepsini 27 ayak derinlikte kazdıkları bir kuyuya attılar; Goath'ın üzerindeki Levi'lerin tanınmasına has ince ketenden rahiplik elbisesini çıkardılar ve Jabulum; Yohaber ve Stolkin'in kutsal Enok harabelerinde buldukları mermer levhanın altına sakladılar. Büyük Adı zihinlerinde saklamaya ve ancak gelenekler yolu ile gelecek nesillere aktarmaya karar vererek oradan memnunlukla ayrıldılar. İşte kelimeyi harf harf hecelemek ve birden telâffuz edip söylememek âdeti o zamandan kalmıştır. Mâbed Keyhüsrevin emri üzerine yeniden kurulduktan sonra bu âdet bir usul olarak yerleşmiştir.

Baş Rahip kelimeyi küçük bir Tam ve Âli Masonlar topluluğundan kurulu ittihat zinciri ortasında heceler ve orada bulunanların bunu duymaması için elden geldiği kadar çok gürültü çıkarmalarını halktan isterdi. Bu sakınca yüzünden yazmak ve söylemek âdeti kayboldu; öylesine ki kelimeyi tamamlayan harfler bile belirsiz bir biçim aldı, bunların söylenmesi ancak Büyük Skoçyalı Tam ve Âli Masonların yetkisi içinde kaldı.

ÜÇ DEFA MUKTEDİR - Menkıbenin basitliği ve saflığı onu ilk defa duyan Büyük Skoçyalıları hayrete düşürmüş olsa da, biz öyle umuyoruz ki, elverişli ve uygun zamanlarında bununla uğraşacaklar ve kazanacakları her derecenin felsefesini arayıp bulacaklardır.

14.Derece Ritüeli: "Çalışmanın Kapanışı"

Posted by Bornocu Ersan | | Posted in ,



ÜÇ DEFA MUKTEDİR - Birinci Nâzır Kardeşim mazeretler için söz veriniz.

BİRİNCİ NAZIR - (Gereğini yaptıktan sonra) Söz isteyen yoktur, ÜÇ DEFA MUKTEDİR.

ÜÇ DEFA MUKTEDİR - Kardeşlerim çalışmamıza son vermek üzereyim, ancak içinizden bir teklifi veya dileği olan varsa bildirsin.

(Söz isteyen olursa usulünce söz verilir)

ÜÇ DEFA MUKTEDİR - Hasenat Emini Kardeşim, bağış ve yardım kesesini lütfen dolaştırınız.

- MÜZİK IV -

(Kese dolaştırılır ve Hâtip'in önünde sayılır ve usulünce ilân olunur)

ÜÇ DEFA MUKTEDİR - Birinci Nâzır Kardeşim nereden geliyorsunuz?

BİRİNCİ NAZIR - Hint'den, Mısır'dan, Bâbil'den, Kudüs'ten, İskenderiye'den, insanın düşündüğü her yerden.

ÜÇ DEFA MUKTEDİR - Sizi buraya getiren nedir?

BİRİNCİ NAZIR - Bilmek arzusu.

ÜÇ DEFA MUKTEDİR - İkinci Nâzır Kardeşim, nerede çalıştınız?

İKİNCİ NAZIR - Mabedin temellerinde ve Gizli Kubbenin altında.

ÜÇ DEFA MUKTEDİR
- Orada ne buldunuz?

İKİNCİ NAZIR
- Bir kaideye oturtulmuş ve dört köşe yontulmuş bir akik taşla örtülü kelimeyi buldum.

ÜÇ DEFA MUKTEDİR
- Kelime ne idi?

İKİNCİ NAZIR
- Onu kimse okuyamadı.

ÜÇ DEFA MUKTEDİR
- Birinci Nâzır Kardeşim, buraya nasıl girebildiniz?

BİRİNCİ NAZIR - 3, 5, 7, 9 ile kılıcın sivri ucu kalbimde ve demir boynumda olarak.

ÜÇ DEFA MUKTEDİR
- Size ne yaptılar?

BİRİNCİ NAZIR - Beni tasfiye ettikten sonra, "arayınız" diye gönderdiler.

ÜÇ DEFA MUKTEDİR - Ne buldunuz?

BİRİNCİ NAZIR - Tamam olmayanı tamamlamak sanatını.

ÜÇ DEFA MUKTEDİR - Bu sanatı nerede buldunuz?

BİRİNCİ NAZIR - Üstadın kordonuna bağlı Delta'da.

ÜÇ DEFA MUKTEDİR - Onu ne yaptınız?

BİRİNCİ NAZIR
- Düşüncemi esir eden bâtıl inançlardan kendimi kurtardıktan sonra Deltayı Masonluk talimatının ilkeleri içine koydum. (Şölen verilmeyecekse bundan sonra gelen cümle okunmaz)

«O Zaman birlik işaretini aldım ve Büyük Skoçyalılar Şölenine katıldım.»


ÜÇ DEFA MUKTEDİR - İkinci Nâzır Kardeşim, bizi aydınlatan söndürülemeyen, 27 ışıklı kandil neyi ifade eder?

İKİNCİ NAZIR
- Biz onları koruduğumuz sürece onların da bizi aydınlatacaklarını ve aydınlattıkları sürece de hep bilim ve fenni yayacaklarını ifade eder.

ÜÇ DEFA MUKTEDİR - Bu kubbeye niçin çalışmaya başlarken Gizli, çalışmayı kaparken Kutsal denilir?

İKİNCİ NAZIR
- Korunması bize ısmarlanan emanetten ötürü.

ÜÇ DEFA MUKTEDİR
- Kaç yaşındasınız?

İKİNCİ NAZIR
- Dokuzun karesi kadar.

ÜÇ DEFA MUKTEDİR
- Birinci Nâzır Kardeşim, saat kaçtır?

BİRİNCİ NAZIR
- Gece yarısıdır.

ÜÇ DEFA MUKTEDİR
- •••

İKİNCİ NAZIR
- •••••

BİRİNCİ NAZIR
- •••••••

ÜÇ DEFA MUKTEDİR
- •••••••••

ÜÇ DEFA MUKTEDİR
- Sadâkat Duruşuna geçelim Kardeşlerim.

EUMYŞ, EKSR Sonuncu ve 33. derecesi TYŞ adına on dördüncü derece çalışmasını kapatıyorum.

İşaretler ve alkış için bana uyunuz Kardeşlerim

(Yemin İşareti)

(Ateş İşareti)

(Hayret ve Sükût işareti)

(Alkış. 3, 5, 7, 9)


Atölye kapanmıştır. Sulh ve sükûn içinde ve ketumiyet vaadini hatırlayarak dağılalım Kardeşlerim.

- MÜZİK V -


14.Derece Ritüeli (Tamamı)

Posted by Bornocu Ersan | | Posted in , ,



14.Derece Ritüelinin (Büyük Seçilmişler, Tam ve Ali Masonlar Atölyesi veya Gizli Kubbe) tamamını ilk kez açıklıyoruz.

TALİMAT

ÇALIŞMANIN AÇILIŞI

İYKAAF

TASFİYE, KURBAN

DELTA

TEVCİH

HALKA

ÇALIŞMANIN KAPANIŞI

14.Derece Ritüeli Açıklaması

Posted by Bornocu Ersan | | Posted in ,



Süleyman tarafından inşa ettirilen birinci Mabede ilişkin efsaneler zincirinin son halkasını teşkil eden 14. dereceye bütün Ritlerde büyük önem verilmiştir.

Bazen «6. Jak Kutsal Kubbesinin Büyük Skoçyalısı», bazen «Tekemmülün Büyük Skoçyalısı» bazen de «Büyük Seçilmiş Eski Mükemmel Üstad ve Âli Mason» adı verilen bu dereceyi, bizim İç Tüzüğümüz «Tam ve Âli Mason» diye adlandırmaktadır.

Derecenin efsanesi şöyledir: Hatırlanacağı veçhile 13. derecede Enoch tarafından arzın derinliklerinde inşa edilen dokuz kemerin sonuncusunda Telâffuzu imkânsız Kelimenin üzerinde yazılı olduğu Delta bulunmuş, fakat bu Kelimenin okunuş tarzını gösteren ve mermer sütun üzerine hakkedilmiş bulunan yazılar Tufan sırasında mahzeni basan sular tarafından silindiği için, Kelime yine de okunamamıştı. Ancak Kelimenin okunuş biçimi Allah tarafından Musa'ya da açıklanmış ve Musa bunu altın bir Plâka üzerine hakkederek, kutsal bir Mahfaza içine koymuştu.

Mabed tamamlandıktan sonra, Süleyman bu Mahfazayı Mabedin Kutsal Kubbesinin altına koyar, bekçiliğine de Levi Kabilesini tayin eder ve üç gün süren bir bayram tertipler. Birinci gün Seçilmiş Üstadları Kutsal Kubbenin altında kabul eden Süleyman en gayretlilerine Tekemmül derecesini verir, hepsinin parmağına birer altın yüzük takar, kurbanlar kestirir, kıymetli hediyeler verir ve büyük bir ziyafetle hepsini ağırladıktan sonra, Kudüste kalmak veya diledikleri yere gitmek hususunda kendilerini serbest bırakır.

İkinci gün Süleyman Mabedin içinde Seçilmişleri, Bina Eminlerini, Nazır ve Hâkimleri, Sır Kâtiplerini, Ketum Üstadları ve Üstad Masonları kabul eder, onlara Büyük Mimar Üstad derecesini verir, birçok hediyeler verdikten sonra da Kudüs'te kalmak veya istedikleri yere gitmek hususunda kendilerini serbest bırakır.

Üçüncü gün Kalfaları Mabedin içindeki Hiram Abi'nin mezarının yanında, Çırakları ise Mabedin dışında kabul eden Süleyman, Kalfaları Üstadlığa, Çırakları da Kalfalığa yükseltip, bunları da Mabede aldıktan ve hepsine değerli hediyeler verdikten sonra, onları da Kudüs'te kalıp kalmamakta serbest bırakır.

Ancak Mabedi bu şekilde bitiren ve ibadete açmış olan Kral Süleyman, yaşının da ilerlemiş olması sebebiyle, fazla gururlanır, kendisini zevk ve safaya kaptırır, Allahın emirlerine kulaklarını tıkar, hatta Molok putuna kurbanlar kestirir, âyinler yaptırır. Bu durum İsrailoğullarının da aynı yolu takip etmelerine yol açar. Kudüs'te kalmış olan ve eski âdetlerden ve Allahın yolundan ayrılmayı içlerine sindiremeyen Masonlar, Kudüs'ü terkederek bir kısmı Atina'ya, bir kısmı Roma'ya, bir kısmı da o tarihlerde Skotlar veya Skoçyalılar tarafından meskûn bulunan Kaledonya'ya (bugünkü Skoçya'ya) hicret ederler.

Ancak Süleyman'la ondan sonra gelen Kralların ve halkın davranışları değişmediğinden Allahın cezası gecikmez. Bâbil Kralı Buhdunnasır Kudüs'ü kuşatır ve bütün ülkeyi istilâ eder. Kudüs zaptedilir, surları yıkılır, Mabed yağma ve tahrip edilir, İsrailoğulları esir edilerek Bâbile yollanır. Bâbilliler Mabeddeki Kutsal Kelimeyi hâvi Mahfazanın saklandığı Mukaddes Kubbenin bekçisini öldürürler. Bir anlatışa göre Mahfazayı alıp giderlerse de, karşılarına bir arslanın çıkması üzerine bunu bırakıp kaçarlar ve yetişen Büyük Seçilmiş Tam ve Âli Masonlar Mahfazanın anahtarını arslanın ağzında bulup alırlar. Bir diğer anlatışa göre bekçiyi öldüren askerler, Mabedin üzerlerine yıkılması üzerine Mahfazayı alamadan kaçmak zorunda kalırlar.

Mahfazayı bulan Masonlar Ma-hac-ma-ha: ra-bay yani (Allah'a hamdolsun onu bulduk) diye bağırırlar ve bir daha böyle bir tehlikeyle karşılaşmamak için altın delta üzerindeki yazıları kazıyarak Mukaddes Kelimeyi okunmayacak hale getirirler. Mukaddes Kanunları 27 ayak derinliğindeki bir çukura saklarlar, öldürülen bekçi Levi'nin oğlu Caath'ın cesedi üzerine mermer bir taş koyarak ve Kutsal Kelimeyi bundan böyle kulaktan kulağa heceleyerek söylemeğe ve böylece gelecek nesillere aktarmağa yemin ederek dağılırlar. Ondan sonra her yıl Mabedin yıkıntıları arasında toplanırlar ve bir ittihad zinciri teşkil ederek kelimeyi kulaktan kulağa fısıldamak suretiyle bunu yeni Masonlara iletirler ve kelimeyi heceleyerek senede bir defa açıklamak imtiyazı, bu olaydan sonra, Büyük Seçilmiş Tam ve Âli Masonlara tanınır.

Mabed «Gizli Tekemmül Kubbesi» veya kısaca «Gizli Kubbe» diye anılır. Duvarlar ateş renginde kırmızı olup, yer yer beyaz sütunlarla bezenmiştir. Işıklar 24, yani 2 kere 12 olup, 9'u Başkanın önünde ve doğuda, 7'si I. Nazırın, 5'i II. Nazırın 3'ü de Kâtibin önündedir.

Başkanın oturduğu mahallin önündeki bir kürsüde günlük yakılır. Ayrıca kuzeyde ve doğuya doğru bir Dilek Masası bulunur. Bu masaya ikişerden 6 sıra, yani 12 ekmekle içinde kokulu zeytinyağı veya süt, şarap ve undan meydana gelen bir karışım bulunan altın veya gümüş bir kap konulur. Yine kuzeyde ve batıya doğru kurulan kurban kürsününün üzerinde bir balta ile bir büyük bıçak bulunur.

Batıya «Bakır Denizi» adı verilen içi su dolu bakır bir tas konur. Bundan başka Doğuda üçgen şeklinde bir kaideye oturtulmuş kübik taş vardır ve bu taşın her yüzünde tetragrammanın birer harfi yazılıdır. Bazen bunun yerine, aynı harflerin üzerinde yazılı bulunduğu şeffaf bir Delta bulunur.

Atölyenin başkanı Süleyman'ı temsil eder ve Üç Defa Muktedir diye anılır. Sağında Sur Kralı Hiram'ı temsil eden bir görevli oturur. Birinci Nazır Adonhiram, İkinci Nazır Moabon diye anılır. Önlük beyaz olup astarı erguvani, kenarları mavidir. Üst taraftaki üçgenin (bavetin) ortasında bir taş resmi, onun ortasında da bir halka bulunur. Önlüğün ortasında, üzerinde bir taç bulunan, bir pergel vardır. Eşarp boyundan geçirilir ve erguvan rengindedir, bir tarafında bir yıldız, bir tarafında da bir akasya dalı bulunur. Eşarbın ucunda derecenin bijusu (üst tarafı taçlı pergel) sallanır.

Yaş bazı ritüellerde 7x7, yani 49; bazı ritüellerde ise 9x9= 81'dir.

Alkış ve darbe 3, 5, 7 ve 9 yani toplam 24'tür.

3, her zaman ve her yerde asal sayı addedilmiştir. 1 göğü, 2 arzı, 3 de gökle arzın birleşmesinden meydana gelen canlıyı, özellikle insanı, yani Allah'ın (gök) topraktan (arz) yarattığı «insan»ı temsil eder. Bunun içindir ki, üç sayısı ve üçgen şekli en mükemmel sayı ve şekil sayıldığı gibi, Budizm'den Taoizme, Mısır dininden Hıristiyanlığa kadar üç (trinite) hâkim kavramdır. İslâmda da üç harf (Elif, Lâm, Mim) esrarını korumaktadır ve koruyacaktır.

5, ilk çift sayı (2) ile ilk tek sayı (3)'ün toplamıdır. Bundan başka ahengin, dengenin, merkezin de sembolüdür. Aynı zamanda kol ve bacakları açılmış insanı da temsil eder. Beş duyu ve maddenin gözle görülebilen beş şeklini, İslâmdaki 5 vakti ifade eder.

7, haftanın günlerinde, gezegenlerde, notalarda, gülün yapraklarında görülür. Eski devirlerde Apollo törenleri ayın 7. günü yapılırdı. Thebe şehrinin kapıları, Niobe'nin öldürülen erkek ve kız çocukları 7'şer tane idi. Kabe'de 7 defa tavaf olunur. 7 rakamı 4 ile 3'ün toplamıdır: 4, dört kardinal noktayı, yanı kareyi, 3 ise üçgeni ifade eder ve bu iki şeklin birleşmesi en mükemmel geometrik şekli verir ve felsefî taşın sembolünü teşkil eder.

9, 3'ün karesi, bütün âlemleri kapsayan bir semboldür. Tamam olmayı ifade eder. Gerek mitolojide gerek şamanizmde ve gerek Türk-Moğol halklarında 9 çok büyük rol oynar.

Masonlukta insanın ölümsüzlüğünü temsil eder. Yazılış şekline bakarsak yukarıdan aşağıya doğru gelen bir tohumlamayı andırdığını görürüz. Nitekim tohumun insan olabilmesi için 9 ayın geçmesi gerekir.

İşte 3, 5, 7 ve 9 böylesine misterli sayılardır ve 14. derecedeki Kardeş bu misteri bilmek ve çözmek zorundadır.

İşaret üçtür: Yemin işareti: sağ el sol kalçaya götürülür ve yatay vaziyette sağa doğru hızla çekilir. Ateş işareti; sağ el, ayası açık olarak, sol yanağa getirilir. Hayret ve susma işareti; eller hayranlık alâmeti olarak avuçlar açık vaziyette göğe doğru kaldırılır, sonra sağ elin iki parmağı dudaklara getirilir.

Dokunuş şöyledir: iki Kardeş sağ ellerini sıkıp üç defa çevirirler. Her seferinde biri Berith, diğeri Neder der, yine birincisi Schel'moth diye cevap verir.

Berith'in manası birlik, sadakattir; Neder taahhüt, vaad anlamına gelir; Schel'moth ise saf, lekesiz, noksansız demektir.

Bazı ritüellerde Mukaddes Kelime Jabulum, Mürur kelimesi de Schiboleth'tir. Diğer bazılarında ise Mukaddes Kelime «Odur, ölmüştür» anlamına gelen Makobim, Mürur kelimesi ise «Allah'ın lütfü, inayeti» demek olan El-Hanan'dır.

İykaaf merasimi şu şekilde cereyan eder: Bazı ritüellerde aday bütün madenlerden tecrit edilir, gözleri bağlanır, ayağına terlik giydirilir ve 9 Kemerin altından geçirilerek Mabedin kapısına getirilir ve kapıya 1.'den 13. derece usulüne göre sırası ile vurulur. Bazı ritüellerde ise bu işlemler yapılmaz ve doğrudan doğruya 13. derece usulü ile (oo ooo) kapıya vurulur.

Mabede alınan adayın önceki bütün dereceler hakkında bilgi sahibi olup olmadığı araştırılır. Bazı ritüellerde Kurban Kürsüsünün önüne götürülüp diz çöktürülür ve göğsüne bir bıçağın ucu, boynuna da balta değdirilir. Bundan sonra Bakır Denizinin bulunduğu kürsünün önüne götürülüp elleri bileklerine kadar suya batırılır, daha sonra elleri buhurdanlığın üzerinde tutularak kurutulur.

Bunu müteakip aday Yemin kürsüsüne getirilip yemini icra ettirilir ve I. Nazır elindeki mala ile karışımı, bazı ritüellerde adayın sol gözüne, dudaklarına ve kalbine, bazı ritüellerde ise alnına, ağzına ve kalbine sürer.

Bunun üzerine aday Mabedin dışına çıkarılır ve 3, 5, 7, 9 darbelerini vurarak, Deltayı hamilen tekrar içeri alınır. Merasimin bu ikinci safhasında Deltada yazılı olan harflerin okunamayacağı, yani Allanın mevcut olduğu fakat Allah sırrına nüfuz etmenin mümkün olmadığı kendisine bildirilir ve içinde «Virtus iunxit, mors non separabit» (fazilet birleştirdi, ölüm ayıramaz) yazılı olan bir halka adayın parmağına geçirildikten sonra tören sona erer.

Derece, tekemmül derecelerinin sonuncusu ve en esrarlısı sayılır ve DEİST bir mana taşır. Bu dereceye gelen Mason, insanlar arasında husumet yaratan değil, aksine bütün insanların üzerinde birleşebilecekleri ve ittifak edebilecekleri bir Allah kavramı ile karşı karşıya getirilir. Bu kavramın manasını her Mason kendi vicdanında bulacak ve bu sayede gerçek bilgiyi elde edecektir.

Görülüyor ki, 13. derecenin ana teması, bu derecede de tekrarlanmaktadır. Bilginin iki kaynağı vardır; bunlardan biri beşerîdir ve insan zekâsı ve çalışkanlığı ile elde edilir; ikincisi ise ilahîdir, bir revelation, bir vahiydir. Bir insan bu kaynaklardan sadece biri ile yetinirse, tam bilgili olamaz, tekemmül etmiş sayılamaz. Bu itibarla Tam ve Âli Mason, akıl ve zekâsı ve çalışkanlığı ile beşerî bilgilere, vicdanının sesini dinleyerek de ilahî bilgilere erişebilmiş olan kimsedir. Bu iki kaynak birleşmedikçe tekemmüle erişilmiş hatta bilgili olunmuş olmaz. Bilginin sağlam temeller üzerinde yükselebilmesi için ilahî kaynaktan gelen vahiye, yani imana ihtiyaç vardır. Onun içindir ki iykaaf merasimi sırasında Üç Defa Muktedir adaya «haydi insanlık inancının (yani imanın) en değerli sembolünü (yani Telâffuzu imkânsız Kelimenin üzerine kazılı olduğu Deltayı) oraya (yani bilgiyi remzeden Başkanlık Kürsüsüne) koyarak temellerini destekleyiniz» der.

Bu sözler, derecenin bizlere neler öğrettiğini de ifade etmektedir. Bu derecedeki Masonlar, sınır tanımayan büyük bir ailenin fertleri olmuşlar, parmaklarına geçirilen halka, çok geniş bir ittihat zinciri gibi hepsini fazilet yolunda birleştirmiştir. Aynı Allah kavramı etrafında ve aynı bilgi yolunda doğudan batıya, kuzeyden güneye birleşen bu Mason ailesi sayesinde, bütün insanların (aralarındaki menfaat çekişmelerini bir yana bırakarak) aynı bilgi, ahlâk ve faziletten meydana gelen bir birlik haline gelmeleri mümkündür. 14. derece masonlarını birleştiren Tekemmül, onların vicdanlarının içinde Allah kavramını bulmuş olmaları sayesinde vücut bulmuştur. Bu adetâ, vicdanları aydınlatan bir Nur, bir Işıktır. Bu ışığı kendi vicdanlarında bulan Seçilmişler, bütün insanların da aynı ışıkla aydınlanmasına, herkesin Allah kavramını kendi içinde bulmasına yardımcı olmalıdır. O zaman din kavgalarının biteceğini, insanların birbirlerini «din kardeşi» sayabileceklerini görebiliriz. Kimsenin Telâffuz edemediği Kelimeyi çeşitli alanlarda buluruz. Bu Kelime toplum hayatında hürriyettir. PİKE Kardeşin dediği gibi «Gerçekte kim olursa olsun, Hiram hürriyetin sembolü ve en ileri safhasında insanlığın, belki de hayalî, prototipidir; o, kaderinin gerçekleşmesine doğru olan gelişmesinde insanın ne olabileceğinin ve ne olmak gerekeceğinin timsalidir, yani büyük bir akla, asil bir ruha, kudretli bir gerçekleştirme kabiliyetine ve her bakımdan yüksek ahlakî bir mükemmeliyete malik bir insan»...
Aynı kelime, fert hayatında, «görev»dir ve görev doğumdan ölüme kadar bizimle beraberdir.

Kelime ahlâk sahasında fazilettir ve bu faziletin birleştirdiği insanları ölümün dahi ayıramayacağı, yani fâzıl insan ölse dahi, faziletinin yaşamakta ve yol göstermekte devam ettiği açıklanmaktadır. Kelime din ve iman alanında Allah'tır. Nasıl okunacağı önemli değildir. Ne olduğunu bilmeye de hiç gerek yoktur, sadece onun varlığına inanmamız, onu vicdanımızda bulacağımızı, onsuz bilgili olamayacağımızı bilmemiz ve bütün hareketlerimizde içimizde yanan bir meşale gibi bize nurlu yolu gösterdiğine itikad etmemiz kafidir.

İşte bu bilgidir ki bizi birleştirir ve tek bir aile haline getirir. Hürriyetleri hakim kılmak görevini yapmak, faziletli olmak ve Allah'ın varlığına inanmayı saglamak hedefini güden ve bu taahhütlerinin sembolü olarak da parmağında aynı halkayı taşıyan büyük bir aile...

Reklam