9.Derece Ritüeli: "Derecenin Talimatı"

Posted by Bornocu Ersan | 11 Kasım 2015 Çarşamba | Posted in ,



Atölyenin Adı: Seçilmiş Dokuzlar Şapitri.

Başkanın Ünvânı: Pek Muktedir.

Birinci Nazırın Ünvânı: Stolkin veya Müfettiş.

İkinci Nazırın Ünvânı: İkinci Nazır Yoktur.

Müntesiplerin Ünvânı: Seçilmiş Dokuzlar

Hiram'ın Katili: Abiram

Birinci Aday: Yahoben

Düzenli Duruş: Sadakat Duruşu.

İşaret: a) Bütün Kardeşler tarafından yapılan işaret şudur: Sağ el ayası içe dönük olarak alna götürülür ve alın silinir.
   
    b) Pek Muktedir ile Stolkin tarafından yapılan işaret şudur: Pek Muktedir, Stolkin'in kalbine hançerle vurur gibi yaparak Nekam der; Stolkin de sağ elini kalbine götürerek Nekah diye cevap verir.

Geçiş Kelimesi: Begohal-Kol.

Dokunuş: Bir Kardeş diğerine doğru koşar adımlarla yaklaşır, baş parmağı kalkık olan sağ yumruğunu ona uzatır ve Yahoben der. Diğer Kardeş uzatılan başparmağı sağ yumruğunun içine alır, kendi başparmağını kaldırır ve Abiram diye cevap verir.

Kutsal Kelime: Nekam, Nekah.

Yaş: Dört kere iki ve bir fazla.

Darbe ve Alkış: 2+2+2+2+1

Biju:
Altın saplı gümüş hançer.

9.Derece Ritüeli: "Çalışmanın Açılışı"

Posted by Bornocu Ersan | | Posted in ,



Pek Muktedir - (•• •• •• •• •)

Stolkin - (•• •• •• •• •)

Pek Muktedir - Stolkin Kardeş, kapalı ve gereğince korunmakta mıyız?

Stolkin - Pek Muktedir, Kapalı ve korunmaktayız.

Pek Muktedir - Stolkin Kardeşim, burada bulunan Kardeşlerin hepsi Seçilmiş Dokuzlardan  mıdırlar?

Stolkin - (Çekiçle vurur "•") Düzenli Duruşa kalkalım Kardeşlerim. İşaret vererek kendinizi tanıtınız Kardeşlerim. (Bu emir yerine getirildikten sonra) Burada bulunan Kardeşler Seçilmiş Dokuzlardandır, Pek Muktedir.

Pek Muktedir - Oturalım Kardeşlerim. Stolkin Kardeşim Seçilmiş Dokuzlar Şövölyesi misiniz?

Stolkin - Ben bir mağaraya girdim; tek bir ışık beni aydınlattı; oradaki kaynaktan susuzluğumu giderdim.

Pek Muktedir - Mağarada ne gördünüz?

Stolkin - Üstad Hiram'ın katili Abiram'ı uyurken gördüm, elinde bir hançer vardı.

Pek Muktedir - Hiram neyi remzeder?

Stolkin - Hakikati ve onu arayan zekâyı ve onsuz zekânın da bir işe yaramadığını bildiğimiz özgürlüğü.

Pek Muktedir - Abiram size neyi hatırlatır?

Stolkin - Cehalet, hıyanet, ahlâksızlık ve suçluluğu.

Pek Muktedir - İlk göreviniz nedir?

Stolkin - Hiram'ın katillerini aramak ve cezalandırmak.

Pek Muktedir - Onu nerede buldunuz?

Stolkin - Ağzı çalılarla örtülü bir mağarada.

Pek Muktedir - Mağara neyi remzeder?

Stolkin - İnsanın vicdanını.

Pek Muktedir - Mağaranın ağzını örten çalılar neyi ifade eder?

Stolkin - Aydınlığın vicdana kadar işlemesine engel olan cehaletle hurafeleri ifade eder.

Pek Muktedir - Sizi oraya kim götürdü?

Stolkin - Bir yabancı.

Pek Muktedir - Bu yabancı neyi remzeder?

Stolkin - Bizden önce gelenlerin tamamladığı ve bugün bizim faydalandığımız gayretleri.

Pek Muktedir - Mağaraya hangi yoldan gittiniz?

Stolkin - Zor ve tehlikeli bir yoldan.

Pek Muktedir - Hançer çeken kol neyi remzeder?

Stolkin - En sonunda insanı hürriyete kavuşturacak olan hükmün infazını.

Pek Muktedir - Hiram'ın katili öldü mü?

Stolkin - Abiram her darbede yere serildi, ama daima yeniden dirildi.

Pek Muktedir - Hiram öldü mü?

Stolkin - Binlerce defa vuruldu, hergün de bu korkunç cinayet yenilenmektedir, ama Seçilmiş Dokuzlar hazır ve uyanık beklemektedirler; ve Hiram da ölümsüzdür.

Pek Muktedir
- Seçilmiş Dokuzlar saat kaçta arama görevlerine başlarlar?

Stolkin - Gecenin ilk saatinde.

Pek Muktedir - Niçin?

Stolkin - Çünkü insan zekâsı bu saatte kendini belli eder ve cehaletle olan savaş bu saatte başlar.

Pek Muktedir - Kaç yaşındasınız?

Stolkin - Dört kere iki ve bir fazla.

Pek Muktedir - Saat kaçtır?

Stolkin - Seçilmiş Dokuzların yola çıkma saatidir.

Pek Muktedir - Seçilmiş Dokuzlar nasıl yürürler?

Stolkin - Ellerinde yalın hançerle bir kaç hücum adımı atarak.

Pek Muktedir - Kardeşlerim ayağa kalkınız, Düzenli duruşa geçiniz. Stolkin Kardeşim bana dokunuşu veriniz.

(Stolkin yerinden kalkarak Pek Muktedir'in yanına koşar adımlarla gider, baş parmağı kalkık sağ yumruğunu uzatır ve Yahoben der. Pek Muktedir bu parmağı avucunun içine alarak yumruğunu sıkar ve kendi başparmağını kaldırır ve Abiram diyerek cevap verir. Stolkin yerine döner)

Pek Muktedir - Kardeşlerim silâhlarınızı bana yöneltiniz.

(Kardeşler başparmakları kalkık sağ yumruklarını Pek Muktedire doğru uzatırlar Pek Muktedir de aynı işareti yapar)

Hatip - Uygarlığın, nur ve ışığın barbarlığa ve karanlığa karşı davasına.

Stolkin - Fikir hürriyeti davasına.

Pek Muktedir - Eğitim davasına ve cehalete karşı bitmeyen mücadele davasına.

Bütün Kardeşler - (Hep bir ağızdan) Şimdiden ve sözümüzden hiç bir zaman dönmemek üzere gönülden bağlanıyoruz.

Pek Muktedir - Evrenin Ulu Mimarının Yüce Şanına ve Eski ve Kabul Edilmiş Skoç Riti 33. ve Sonuncu Derecesi Türkiye Yüksek Şurası adına Seçilmiş Dokuzlar Şapitrinin toplantısını açıyorum, işaret ve alkış için bana uyunuz Kardeşlerim.

(İşaret ve alkış)

(•• •• •• •• •)


Pek Muktedir - Seçilmiş Dokuzlar Şapitrinin toplantısı açılmıştır. Oturalım Kardeşlerim. Geçen toplantı tutanağını okumak üzere söz Kâtip Kardeşindir.

(Kâtip Kardeş Tutanağı okur)

Pek Muktedir - Stolkin Kardeşim okunan tutanak hakkında Kardeşlere söz veriniz.

Stolkin - Vadileri süsleyen Kardeşlerim, okunan geçen celse tutanağı hakkında söz serbesttir. Söz isteyen yoktur Pek Muktedir.

Pek Muktedir - Hatip Kardeşim kanunî mütalâanızı açıklar mısınız?

Hatip - Okunan tutanağın aynen (vâkî tekliflerle) oya konulmasını teklif ederim.

Pek Muktedir - Hatip Kardeşin kanunî mütalâasını oylarınıza koyuyorum Kardeşlerim.

(Yüksek Şura'dan gelmiş levha varsa okunur ve gündeme geçilir)

9.Derece Ritüeli: "İykaaf"

Posted by Bornocu Ersan | | Posted in ,



Pek Muktedir - Merasim Üstadı Kardeşim görevinize başlayınız.

(Merasim Üstadı adayları kapıya getirir, kapıya 4. derece usulünce vurur)

(••• •)


Muhakkik - Stolkin Kardeş kapıya Ketum Üstad usulünce vuruluyor.

Stolkin - Pek Muktedir kapıya Ketum Üstad usulünce vuruluyor.

Pek Muktedir - Bakınız gelenler kimlerdir.

(Dahili Muhafız kapıyı aralar)

Stolkin - (Dışarıdakilere işittirmek üzere) Kapıya vuran kimdir, ne istiyor?

Merasim Üstadı - Kapıya vuran Ketum Üstadlardır; derecelerinin yükseltilmesini istiyorlar.

Stolkin - Pek Muktedir kapıda Ketum Üstadlar var. Derecelerinin yükseltilmesini istiyorlar.

(Aday bir kişi ise, Stolkin ve Pek Muktedir ona göre konuşurlar)

Pek Muktedir - Onları içeriye alınız.

(Adaylar hücum adımlarıyla girerler ve Mabedin ortasında sadâkat duruşunda dururlar)

Pek Muktedir - Kardeşlerim buraya kendi isteğinizle mi geldiniz?

Adaylar - Evet.

Pek Muktedir - İlk olarak size şunu müjdeliyelim. Kardeşlerimizin yüksek onayına uyarak size şimdiden 5, 6, 7, ve 8. Derecelere mahsus bütün hakları veriyorum. (Bu sırada Pek Muktedir ayağa kalkar ve kılıcını uzatarak tevcihini yapar) Oturalım Kardeşlerİm. Bu derecelerle ilgili bilgileri daha sonra görevli Kardeşimiz size verir. Şimdi dokuzuncu dereceye yükselebilmeniz için bizi dikkatle dinlemeniz gerekir. (Merasim Üstadı, adayları oturtur)

Stolkin Kardeşim, tâkip ettiğimiz gaye nedir?

Stolkin - Üstad Hiram öldü.

Pek Muktedir - Bu sözleri hangi anlamda söylediniz?

Stolkin - Mabedin yapım işleri yüzüstü kaldı.

Pek Muktedir - Niçin?

Stolkin - Çünkü Hiram'ı öldürenler hâlâ yaşıyor.

Pek Muktedir
- Bu sözlerle neyi anlatmak istiyorsunuz?

Stolkin - İnsan karanlıklar içinde yürüyordu. Yavaş yavaş ve zorlukla nurlu bir ışığa doğru yol alıyordu. Ama o öldürüldü; insanlığın zekâsı öldürüldü.

Pek Muktedir - İşitiyorsunuz. Hiram, zekânın sembolüdür; onun yorulmak bilmeyen çalışmalarıyla Mabedin sütunları hergün biraz daha yükseliyordu; ama kötü niyetliler çalışmaları engellemeyi başardılar; bu canavarca bir cinayettir. Stolkin Kardeşim, peşinden koştuğumuz gaye nedir?

Stolkin - Üstad Hiram öldürülmüştür.

Pek Muktedir - Tekrarladığınız bu sözlerle daha neyi açıklamak istiyorsunuz?

Stolkin - Mabedin yapım işleri yüzüstü kaldı.

Pek Muktedir - Niçin?

Stolkin - Çünkü, Hiramın katilleri hâlâ yaşıyor.

Pek Muktedir - Bu sözleri de tekrarlıyorsunuz; ne demek istiyorsunuz?

Stolkin - Mâbed işçileri hiç bir şeyden yılmamalı, cesur olmalıdır.

Pek Muktedir
- Niçin?

Stolkin
- Çünkü Hiramın katilleri yok edilmelidir.

Pek Muktedir - (Adaylara seslenerek). Kardeşim bizlere katıldığınızdan beri, siz de bizimle birlikte, çalışmaların yüzüstü kalmasına ağlıyorsunuz. İnsanlık mutsuzdur; cehalet ona nefes aldırmıyor; kötülükler onu bozguna uğratıyor. Hurafeler tedirgin ediyor; ama sonuna kadar hep böyle ağlayıp duracak değiliz; artık eyleme geçme zamanı gelmiştir; bu işte size de güvenebilir miyiz?

Adaylar - Evet.

Pek Muktedir - Stolkin Kardeşim, bu Masonlar şimdiye kadar bütün görevlerini yerine getirmişler midir?

Stolkin - Bütün Kardeşlerim getirdiklerini söylüyorlar.

Pek Muktedir - Stolkin Kardeşim, adayların cesur kişiler olduğuna inanıyor ve onlara güveniyor musunuz?

Stolkin - Bütün Kardeşlerim onlara inanıyor ve güveniyorlar.

Pek Muktedir - Stolkin Kardeşim, Hiramın öldürülmesine adayların katılmadıklarına da inanıyor musunuz?

Stolkin - Onlardan şüphelenen olmadı.

Pek Muktedir - Onların suçsuz olduklarına güveniyor musunuz?

Stolkin - (Susar)

Pek Muktedir - Hiram'ın katilleri de insan değil mi?

Stolkin - (Susar)

Pek Muktedir - Neden cevap vermiyor, hep susuyorsunuz?

Stolkin - Pek Muktedir ben insanın vicdanına kadar giremem.

Pek Muktedir - (Cesareti kırık bir sesle) Haklısınız; öyle ise ne yapmalı? (Kısa bir sessizlik) Siz bu Kardeşlerde cehalet ve şerefsizlik alâmetleri görüyor musunuz?

Stolkin - Pek Muktedir ben bu adayların cehaletle, hurafelerle, başkalarına kötülük ederek kendi şeref ve değerlerini düşüren Masonlar olmadıklarına inanıyor, onlara güveniyorum.

(Bu sırada önceden bu işle görevlendirilmiş bir Kardeş salon dışına çıkarak kapıya düzensizce vurur)

Muhakkik - Müffettiş Kardeşim, kapıya düzensiz vuruluyor.

Stolkin - Bakınız bu yabancı kimdir?

Muhakkik - (Kapıyı aralayarak) Kapıya vuran kimdir, bizi kim rahatsız ediyor?

Merasim Üstadı - (Dışarı çıkar. Biraz durup içeri döner) Kapıda çok önemli bir haber getirdiğini ve haberini ancak Üstada açıklayabileceğini söyleyen bir yabancı var.

Stolkin - Pek Muktedir kapıda pek önemli bir haber getirdiğini ve bunu ancak size açıklayabileceğini söyleyen bir yabancı var.

Pek Muktedir - Öyle ise yabancıyı bana getiriniz, ama ona daha önce bildiriniz ki amacı önemli bir haber getirmiş gibi görünerek yetkili olmadığı bir yere girmek ise bu davranışı cezasız kalmayacaktır.

(Merasim Üstadı ile birlikte içeri giren yabancı Pek Muktedir'in önüne gelir; kollarını göğsüne çapraz bağlayarak ayakta durur)

Pek Muktedir - Kimsin, nereden geliyorsun?

Yabancı - Adım Miyamin oğlu Faros'tur. Yapu dağında çobanlık ederek geçinirim.

Pek Muktedir - Bize vermek istediğin haber nedir?

Yabancı - Pek Muktedir, kaybolan bir hayvanımı üç günden beri arıyordum. Dağda akla gelmeyen her kovuğa girip çıkıyordum. Sonunda hayvanın izlerini sürerek bir mağaranın önüne vardım. Kapısı çalılıklarla örtülü idi. Karanlık basarken gizlice mağaranın içine baktım; içerde üç adam gördüm. Konuştuklarını dinleyince anladım ki bunlar Mabedin mimarını öldürenlerdir. Bunun için kendilerine sezdirmeden oradan çıktım ve size haber vermek için koşarak doğruca buraya geldim.

Pek Muktedir - O mağarayı yine bulabilir misin?

Yabancı - Bulurum, çünkü geçtiğim yolları iyice belledim.

Pek Muktedir - Pek iyi; hizmetini kabul ediyoruz. Muhakkik Kardeş bu yabancıya iyi bakılsın, yola çıkabilecek bir duruma gelinceye kadar dinlensin.

(Muhakkik yabancıyı alarak dışarı çıkartır ve yerine döner)

Pek Muktedir - (Adaylara seslenir) Bina emini Kardeşlerim ayağa kalkınız. Sizi hemen tecrübeden ve sınavdan geçirmek istiyoruz. Seçilmiş Kardeşler katilleri bulmak için yola çıkmak üzeredirler; siz de onlara katılmaya hazır mısınız?

Adaylar - Evet Pek Muktedir

Pek Muktedir - Hiram'ın kim olduğunu biliyor musunuz?

Adaylar - Cehalet ve istibdadın öldürdüğü insan aklı ve hürriyetidir.

Pek Muktedir - Cahil ve mutaassıp çoğunluğun hürriyeti boğanlardan yana olduğunu biliyor musunuz?

Adaylar - Biliyoruz.

Pek Muktedir - Onların ahlâksızlık ve iftira gibi müthiş silâhları olduğunu biliyor musunuz?

Adaylar - Biliyoruz.

Pek Muktdir - Bu yüzden sizin de iftiraya uğrayabileceğinizi, çoğunluğun hakaretine maruz kalabileceğinizi, servetinizin tehlikeye düşebileceğini de düşünüyor musunuz?

Adaylar - Evet.

Pek Muktedir - Öyle ise, sizi bekleyen görev yerine gidiniz. Ama onları öldürmekten sakınınız ve canlı olarak yakalayıp getirmeğe çalışınız; tâ ki onları yargılayarak, işledikleri cinayetten ötürü hak ettikleri cezaya çarptıralım.

(Merasim Üstadı, Adayları dışarı götürür)

Pek Muktedir - Kardeşlerim, birazdan bu Masonların değerini anlayacağız. Şimdi insanın ruhunu öldüren, zekâyı boğan, çalışmayı köstekleyen adamın yanına gidiyorlar. Abiram, devlet yönetimini baskı altında ezen bir zalim idi. O, insanları zor gücü ile yönetmek isteyen bir bağnazlık sembolüdür. Adaylarımız onun karşısına, ellerinde hançerleriyle dikilecektir. Ne yapmak gereklidir? Geleneklerimiz Masonluğun bu anda adaya yönelttiği korkunç soru konusunda her birinizin ne düşünmekte olduğunu öğrenmekle beni yükümlü kılıyor.

(Kardeşler susarlar) Nereden geldiğimizi, ne olduğumuzu ve ölümün bizleri ne duruma sokacağını kesin olarak bilmiyoruz. Hiçbir şey yeniden başlamaz. Hiçbir şey de son bulmaz. Her şey devamlı bir surette değişip durur.

İnsanın hayatı gecelerin sonsuzluğunda bir anda parlayan bir kıvılcım gibidir; içten gelen bir ses insana «olanı görmek ve ilerisini öğrenmek için acele et» der durur. Uçsuz bucaksız çevreler onun önünde açık ve serilidir; ama onun bunları görebilmesine karşı duran bir engeli nasıl kaldırmak gerekir? İşte Hiramın katili onun önündedir.

Onu öldürmeye hakkı var mı? (Sessizlik) Herbirimiz kendi kendimize şu soruyu sormalıyız: Ben sonsuz gecenin karanlıklarından çıkmış bir noktayım; biraz sonra yine oraya döneceğim. Hiramı öldüren kimse benim de hakikate ermem için bir engeldir. Onu öldürmek benim hakkım mıdır?..

(Sessizlik)

Eğer, aramızdan biri çıkar da «Hiramın katili ölmüş, ya da ölmemiş bana ne, bu konuda hakikati görmekle yalana inanmak arasında bence hiçbir fark yoktur» derse o Mason değildir. (Bir süre sessizlik) Biz, birbirimizi destekleyen, birbirimize yardım eden bir toplumuz; başkalarını hiçe sayarak «onlardan bana ne» diyebilen kişi Mason değildir.

Cehalet baskısı alınlarımızı yere eğmektedir. Masonluk bu baskıdan kurtulabilme gayretinin ifadesidir. Kardeşlerim öz benliğinizi durmaksızın denetleyin.

(Merasim Üstadı, Bu sırada adayları kapıya getirir ve vurur)

(•• •• •• •• •)

Stolkin - Pek Muktedir, Seçilmiş Dokuzlardan biri kapıya vuruyor.

Pek Muktedir - Bakınız; böyle düşünceli bir zamanımızda içeri girmek isteyenler kimlerdir?

Stolkin - Görevden dönen seçilmiş Dokuzlar kapıdadır, Pek Muktedir.

Pek Muktedir - Girsinler.

(Önde elinde kanlı bir hançer tutan aday ve arkasından öteki adaylar koşar adımla girerler ve Mabedin ortasında dururlar)

Pek Muktedir - Elinizde kana bulanmış hançerle buraya girmeye nasıl cesaret ediyorsunuz?

Aday - Pek Muktedir, Hiram'ı öldüren katili öldürdüm.

Pek Muktedir - Yazıklar olsun size; emirlerimizi dinlemediniz. Adaletle ilgili yasal bir işi kendiliğinizden gördünüz; bir katili yargılanmaktan kurtarmış oldunuz. Kendinizde başka birini öldürmek hakkını bulmanın güvencesiyle kendi kendinizi bir katil yaptınız; ve yasaların ağır hükümlerinin hakkınızda uygulanmasına yol açtınız. Böyle birbirini kovalayan cinayetlerle, insanlığın hürriyete kavuşabileceğini mi sanıyorsunuz?

Merasim Üstadı - Bu Kardeşi suçlamakta pek acele etmeyiniz, Pek Muktedir. Arkadaşlarımızdan ayrılmıştık ki Abiram'ı bir mağarada uyuyor bulduk; onu yakalamak istiyorduk, ama ayak sesimizden uyandı, fırladı, elindeki hançerle Yahoben'in üzerine saldırdı, o da kendini savunmak için onun başına vurdu, Nekah diye bağırdı ve saldırgan ölü düştü. Oradaki kaynaktan susuzluğumuzu giderdikten sonra mağaradan çıkarak öteki Kardeşlerimize katıldık ve haberi size ulaştırmak için doğru buraya koştuk.

Pek Muktedir - Görünüşe göre karar vermekte gerçekten acele etmiş oldum. Geçen olayları özellikle canınızı kurtarabilmek zorunluğu ile emrime aykırı davranmanızın gerektiğini öğrenerek rahatladım. Ama, ne de olsa bu olay bizim için bir ders yerine geçmelidir. Kendi ihtiyaç ve isteklerimizin adalet kaidelerinin yerini tutmayacağını, özel çıkarlarımızın toplum çıkarı yerine geçmeyeceğini bilmeli ve aklımızdan çıkarmamalıyız. Şunu da unutmamalıyız ki herhangi bir kişinin elindeki hançer, yerinde kullanılmış olsa bile hiçbir zaman adaletin ve hakikatin yerini tutamaz. Kardeşlerim, sizler Hiramın katilleri ile karşılaştınız. Onları bulduğunuz mağara sizin kendi öz vicdanınızdır; aradığınız zalim katilleri orada bulabilirsiniz; cehaleti ortadan kaldırmak için düşmanınızı orada vurabilirsiniz, zevklerinize olan düşkünlüğünüzü, ihtiraslarınızı, bencilliğinizi de orada bastırabilirsiniz. Biz sizi buraya ara sıra, bazan de başkalarını eğitmek için çağıracağız. Belki de gelmemek için bahaneler bulacaksınız, dışardaki işlerinizden vakit bulamadığınızı ileri süreceksiniz; ama bunun gerçekte asıl sebebi sizin bu konuda gevşemenizden ve bu çalışmaları kanıksayarak ihmal etmenizden gelmiş olacaktır, içinizdeki böyle bir ilgisizlik duygusunu da öldürmeye muktedir olabilecek misiniz?

Zamanınızdan birazını da bize ayırmanızı istediğimiz vakit buraya gelerek iyilik ve doğruluk kaynağından içebilmek için dışardaki tatlı eğlencelerinizden vazgeçebilecek misiniz?

Paranıza ihtiyaç duymak zorunda kalır, ya da insancıl bir işin gerçekleşmesini sağlamak için sizden küçük bir yardım isteyecek olursak, eğlencenize ayırdığınız harçlıktan bir azmi bu işe ayırmayı göze alabilecek misiniz?

İşte sizden beklediğimiz hançer darbeleri bunlardır. Kardeşlerim bu konuda size güvenebilir miyiz?

Adaylar - Evet.

Stolkin - Kardeşlerim Seçilmiş Dokuzlar arasına girebilmeniz için bize söz vermezden önce, görevinizi açıkça bildirmeliyiz.

Siz Masonluğun ilk derslerini almış bulunuyorsunuz. Bunlar sizi iyilik ve güzellik sevgisiyle eğitememiş, akıl ve hikmete uygun bir kişilikle bezeyememiş ise çok yazık. Bugüne kadar Masonluğun öğreti ve öğütlerini incelediniz. Bundan sonra artık mücadele dönemine giriyorsunuz. Bu durum size insanlığın iyiliği için savaşmak zorunluluğunu yüklüyor. Bundan böyle burada yükümlendiğiniz şeyler yalnız kişilik ve şeref, ya da ketumiyet, kalp temizliği ve doğruluk gibi soyut kavramlarla sınırlanmış olmayacaktır.

Bize kesin ve açık sözle bağlanacaksınız. Sizden vicdanınızın sesine aykırı düşecek bir sadakat sözünü hiçbir zaman isteyecek değiliz. Kendi hür iradenizin gereklerinden vazgeçmenizi de isteyecek değiliz; ancak bizim düşünerek, tartışarak, inceleyerek tasdik ettiğimiz ve bir sonuca bağlayarak benimsediğimiz fikirlere karşı kayıtsız kalmamanızı isteyeceğiz. Her türlü fikir ve hareketlerimiz hakkında kendi görüşlerinizi savunabilirsiniz; ancak geçerlilik ve değerden düşürmek amacı ile nizamlarımıza karşı gelemezsiniz.

Pek Muktedir - Eğer Masonluk ülküsüne inancınız ve güveniniz yoksa, buradan çıkıp gidebilirsiniz; sizi biz çağırmadık, siz kendiliğinizden geldiniz. İşlerimizi yürütmek ve başarmak için sayı önemli değildir. Bize sözünün eri sebatkâr kişiler gereklidir. Düşmanlarımızın artık zindanları, cellâtları kalmadı; ama yine de güçlü silâhlarıyla karşımızdadırlar. Onların araç olarak kullanmakta oldukları ahlâk bozukluğuna karşı direnebilecek misiniz? Halkın öfkesine, bağnaz yöneticilerin zalim baskısına, şerefinizin ahlâk dışı şüpheler altında kalmasına göğüs gerebilecek misiniz? Cevap verin.

Adaylar - Evet.

Pek Muktedir - (Bütün Kardeşlere seslenerek) Seçilmiş Dokuzlar Kardeşim ayağa kalkınız, aramıza katılacak yeni seçilmişlerin sadakat sözünü dinlemeden önce, dokuz ışığımızı yakalım ve bu ışıkların anlatmak istediği Şövalyeliğin yol göstericisi büyük faziletleri bir daha analım.

(Bu sırada görevliler şamdanlara yaklaşır; her biri dokuz ışıktan birini yakarken şu sözlerden birini söyler)

Hazine Emini - Halisiyyet.

Dahili Muhafız - Cesaret.

Merasim Üstadı - Fedâkârlık.

Muhakkik - Metanet.

Hasenat Emini
- Sadâkat.

Kâtip - Alicenaplık.

Hatip - Feragat.

Stolkin - Kahramanlık.

Pek Muktedir - (Tek ışığı yakarak) Yurtseverlik.

Şövalyeliğin faziletleri Masonluğun ve yurdumuzun bizden beklediği görevleri bizlere ilham etsin.

Hatip - Dileriz öyle olsun.

Pek Muktedir
- (Herkes yerini aldıktan sonra). Merasim Üstadı Kardeşim, adayları doğuya getirin. Kardeşlerim, bize vereceğiniz yükümlülük sözü bu levhada yazılıdır; lütfen yüksek sesle okuyunuz.

Adaylar - (Adaylardan biri eline verilen kâğıttan okur)

«Evrenin Ulu Mimarı ve Yüksek Seçilmiş Dokuzlar kurulu önünde namuslu bir insan ve hür Mason olarak, şu kılıç üzerine el koyarak söz veririm ki, Seçilmiş Dokuzlardan biri olarak bana emanet edilecek sırları haricîlere veya alt derecedeki bir Masona açıklamayacağım.

Ritimizi, öğretimizin şerefini koruyacağıma; bütün Kardeşlerimi elimde bulunan imkânlarla savunacağıma yemin ederim.

Daha yüksek görev ve ödevleri geciktirmeden başarmaya uğraşacağıma, halkı eğitmek ve aydınlatmak için bütün gücümü kullanacağıma; bu görevleri yerine getirirken, gelirimi ve emeğimi gerektiği ölçüde seve seve harcayacağıma; yanlışlıkları kökten kaldırmaya ve hakikati yaymaya çalışacağıma yemin ederim.

Sözümden dönmek mutsuzluğuna düşersem kendimi küçük görmeye ve her türlü şerefsizliğe boyun eğeceğime söz veririm.»


Pek Muktedir - (Adaylara seslenerek). Kardeşlerim, hepiniz bu yemini yapmaya hazır mısınız? (Adayların teker teker isimlerini söyler. Cevap aldıktan sonra) Pek eski çağlardan kalmış olan bu yemini bozmak gibi bir mutsuzluğa düşerseniz öldürülecek değilsiniz; ama size şimdiden duyurmalıyım ki herhangi bir düşüncesizlik yüzünden yanlış bir yola saparsanız, dış âleminize geri döndürülecek ve kötülük işlerseniz, bir suçlu gibi, aramızdan kovulacaksınız.

(Adayların yanına gider kılıcını adayların sol omuzlarına dokundurur)

Evrenin Ulu Mimarının Yüce Şanına ve Eski ve Kabul Edilmiş Skoç Riti 33. ve Sonuncu Derecesi Türkiye Yüksek Şurası adına ve bu Şûra'dan, (kılıcını sağ omuzlara dokundurur) bana verilmiş olan yetki ile (kılıcı başlarına dokundurur), size Seçilmiş Dokuzlar Derecesini veriyorum.

MÜZİK I

(Pek Muktedir Yerine döner)

Bu derecenin sembolünü hatırlayarak her zaman cesur, sadık ve yurtsever kalmayı biliniz. (Sütunlara seslenerek) Kardeşlerim, yeni seçilmişler şerefine alkış için bana uyunuz.

(•• •• •• •• •) Oturalım Kardeşlerim.

Şimdi bu derecenin işaret, dokunuş ve kelimelerini size öğreteceğim.

Mâbed'e girerken sağ elinizde hançer varmış gibi yukarıda tutarsınız; sonrası için Merasim Üstadı ile yapacaklarımıza dikkat ediniz.

Pek Muktedir - (Hançer ile Merasim Üstadı'nın alnına vurur) Begohal - Kol.

Merasim Üstadı - (Elini alnına götürür)

Pek Muktedir - (Hançer ile kalbine vurur) Nekam.

Merasim Üstadı - (Sağ elini kalbine götürerek) Nekah.

Pek Muktedir - (Baş parmağı kalkık sağ elini uzatır) Yahoben.

Merasim Üstadı - (Bu parmağı avucunun içine alarak yumruğunu sıkar ve kendi başparmağını kaldırır) Abiram.

(Merasim Üstadı yerine döner)

Pek Muktedir - Bizde darbe ve alkış iki, iki, iki, iki ve bir olmak üzere dokuzdur. Geçiş kelimesi Begohal-Kol'dur. Bundan böyle sizi tanımayan bir Atölyenin Seçilmiş Dokuzlar toplantısına katılmak için kendinizi bu işaretlerle tanıtırsınız. Merasim Üstadı Kardeşim, yeni seçilmiş Kardeşlere lütfen yerlerini gösteriniz otursunlar.

9.Derece Ritüeli: "Pek Muktedir'in Hitabesi"

Posted by Bornocu Ersan | | Posted in ,



Pek Muktedir - Kardeşlerim, bu derecenin törenini açıklamam gereksizdir.

Görüp işittiklerinizle derecenin efsanesi üzerinde bir fikir edinmiş oldunuz. Yahoben ile arkadaşlarının çabalarını övmek için kurulmuş intibaını veren bu derece gerçekte, hiçbir çıkar ve karşılık gözetmeksizin temiz bir yurtseverlik duygusu içinde halkın yönetimi ve aydınlatılması işinin önem ve yüceliğini belirtmek amacı ile düzenlenmiştir; bunlar sizin de biraz önce beğenerek benimsemeye söz verdiğiniz görevlerdir. Kardeşlerim Seçilmiş Dokuzlar için Üstad Hiram bedenî, fikrî, ahlâkî, siyasî hürriyetlerin sembolüdür. Fikir özgürlüğü yersiz suçlamalardan, hurafelerden, her türlü bâtıl düşünce ve davranışlardan zihni arındırmak anlamına gelir ki bu da kişinin manen bağımsızlığı demektir. Onsuz ne gerçek zekâ özgürlüğü, ne de insanın kişisel hürriyeti sağlanabilir. Zorbaların çeşitli baskılarını cahil halk üzerinden kaldırmak, sonuçsuz kalmaya mahkûm bir çabadır. İster aşağıdan, ister yukarıdan gelsin, asker ya da sivil olsun, bütün zorbalar bu cehaleti bir silâh olarak kullanır; ve cahil halk çeşitli ihtiraslar, bağnazlık ve riyakârlık sebebi ile köleliğe sürüklenir.

Stolkin - Bunun içindir ki, katillerin başı olan Abiramın temsil ettiği cehalet, insanlığın baş düşmanıdır. Bu öyle bir canidir ki her nerede karşılaşılırsa onu hakikat kılıcı ile yok etmek gereklidir. Mağarayı kaplayan ürkütücü gölge, içinde cehaletin barınabileceği karanlığın sembolüdür. Çünkü cehalet hakikati ifade eden nur ve ışıktan kaçar; cılız ışıklı küçük lâmba, cehaletin insanı akıl ve muhakeme gücünden yoksun düşürerek kendi baskısı altına sokan içgüdüyü simgeler.

Kaynaktan fışkıran su da, geçmişten zamanımıza doğru küçük bir dere gibi akıp gelen geleneklerin sembolüdür ki, en koyu barbarlık çağlarında bile insan kalbinde eski hakikatlerden kalmış olan izleri taşır.

Pek Muktedir - Hatip Kardeşim hitabenizi lütfen okuyunuz.

Hatip - (Aşağıda yazılı hitabeyi ya olduğu gibi veya kısaltarak; ya da bu örneğe uygun bulduğu başka bir şekilde okur)

Kardeşlerim bu derece kahramanlık ve cesaret üzerine kurulmuştur. Bu açıdan Masonluğun kanaati ve öğütü şu iki vecizede özetlenir:

1- Kendi ihtiraslarına karşı dayanıklı olmak.

2- Hakikati yayma ve korumada korkusuz davranmak.

Önce şunu belirtmem gerekir ki Masonluk, düşünce ve hisleri doğru yola sevketmekle görevini bitirmiş olmaz; bunların olumlu bir çaba ile topluma yararlı olmasını da bekler. Bunun için mensuplarını, ilk olarak kendi öz kişiliklerini denetlemekle görevlendirir. Kişi bu denetimi kesin bir kararlılıkla sürdürmezse, gayretleri çok defa kendisini yanlış yollara götürür; iyilik bulmak isterken kötü sonuçlar alır. Bazıları başkalarının öc ve kininden kurtulmuş olmayı bir fazilet sayar; bütün düşünceleri hep teori alanında kalır, çabalarını sözden ileri götüremez. Bu gibiler Üstad olmazdan önce ne idiyseler yine de öyle kalmışlar demektir. Masonlukta ilerlemek ve yükselmek ancak ilkelere bağlı olmak ve onları gerçekleştirmeye çalışmakla mümkündür. Herkes düşünür; duygusuz insan da olamaz. Fazilet ve beceriklilik, düşünceyi ve duyguyu kendini düzeltmeye, insanlığın iyiliği uğruna harcamaya çalışmak, geçici olmaktan kurtararak bir ilkeye bağlı, yapıcı ve şuurlu bir güce dönüştürebilmektedir.

Kimse zulmü, hiyaneti, cimriliği, kıskançlığı, korkaklığı kabullenmek istemez; ama bu kötü huyları önlemek, onlardan kurtulmak için elinden geleni yapmaktan sakınmayan, kendini esirgemeyen insan ne kadar azdır; ve buna karşılık kendi çıkarları söz konusu olunca bu kötülükleri işlemekten çekinmeyenler ise ne kadar çoktur! Görünüşte hakikati ve iyiliği sever sanılan öylelerine rastlanır ki, özel hayatlarında ve günlük işlerinde tamamıyla değişirler; yüzlerindeki kalp yaldızı sıyırarak bütün çıplaklığı ile içyüzlerine bakıldığı zaman hain, kıskanç ve benzeri kötü huylarla bulaşık benliklerini görebilirsiniz. Bunun tek sebebi özel çıkarına yenilmek, daha doğrusu kişisel hareket serbestisini yitirmektir. Masonluğun «Kendi ihtiraslarına karşı kahraman ve güçlü ol» vecizesi ile bize aşılamak istediği fazilet işte budur ve ancak bu fazilete erenlerdir ki, kendilerinin olduğu kadar insanlığın mutluluk ve esenliğine de yararlı olabilirler.

İkinci kurala gelince; Masonluk iyilik ve mutluluğun kaynağı olan bir çalışma demektir. Bu görüşle de zavallıların ve halkın savunucusudur; baskının, zorbalığın düşmanıdır. Bilgisizleri aydınlatmak, muhtaçların ve yoksulların yardımına koşmak görevidir. Ülküsüne erişmek için düzenli ve sürekli bir çaba ile çalışır. Verimsiz ve gereksiz hareketlerden kaçındığı gibi ayaklanmaları andıran kargaşalardan da sakınır.

Kendini yönetemiyecek kadar kanunî bir düzenden yoksun halk yığınlarında yurtseverlik duygusu, yurttaşlık hak ve imtiyazları fikri yeterli ölçüde gelişemeyeceği için yurdun doğru ve anlayışlı aydınlar tarafından yönetilmesi zorunludur. Millet işleri üzerindeki egemenliğin de ancak halkın çıkarını sağlamaya uygun bir yönde kurulmuş olması gerekir.

Herhangi bir sınıf veya tabakanın çıkarlarını halkın yararlarından üstün tutan yönetimler sosyal yıkım demektir. Masonluk akıl ve şuuru, uygarlık ve eşitliği kendine rehber edindiği içindir ki, halka hakikati bildirmek ve yaymak yolundan toplumun mutluluğunu sağlamaya çalışır.

Bu çabada oy avcılığına sapmaz, yalana baş vurmaz, gücünün yetmeyeceği işlere girişmez, ama tuttuğu yoldan da geri dönmez. İşte «Hakikati yayma ve korumada kahraman ve cesur ol» biçiminde özetlenen ikinci vecizenin bize söylemek istediği budur. Bir Mason toplum hayatının her görüntüsünde hak ve hakikat bildiği kanaatinden ayrılmaz; çıkar, varlık ve gösteriş ihtiraslarına, dostluk, arkadaşlık etkisine kapılmadan, şan ve şeref peşinde koşmadan, amacına ve ülküsüne ulaşmaya çalışır. İnsanlığın fikrî ve manevî alanda yükselmesine emek verenler arasında çoğunlukla alçak gönüllülerin, ikinci ve üçüncü derecede önemli sandığımız gösterişsiz kişilerin bulunduğunu bilir. Daha da ileri giderek nice anlı şanlı kişilerin gerçekte adları duyulmamış adsız, sessiz insanların emek ve çabaları üzerinde yükselmiş olduklarını da bilir. Bununla birlikte hak ettikleri üne kavuşmayan bu alçak gönüllü kişiler öğrendikleri hakikatlerin ve topluma yaptıkları iyiliklerin vicdanlarında yarattığı sevinci kendi iç âlemlerinde tadarlar. Yararsız, semeresiz bir hayatın sonu, yüzyıllar boyu sürmüş de olsa, pişmanlık ve yanlızlıktır. Gerçek hayat çalışarak yararlı meyvalar vermek, eserler bırakmakla yaşanmış olur. Unutmayalım ki, her nerede zulüm ve istibdata karşı bir mücadele açılmışsa, orada Masonluk hep ön safta yürümüştür. Zekâsı işlemeyen, eğitimde ve ahlâkî alanda gereği kadar yükselmeyen ananevi temellerden yoksun, fedakârlıkta, toplumun mutluluğunda payı bulunmayan kişiler ilkellikten kurtulmamış demektir. Masonluğun vicdanımızda yerleştirmek istediği ilkelerin en önemlisi bu ilkellikten kurtulmaktır.

Pek Muktedir - Hatip Kardeşime teşekkür ederim. Hepimizi aydınlattınız. Söylediklerinizi unutmayacağız.

İykaaf merasimi bitmiştir Kardeşlerim.

9.Derece Ritüeli: "Çalışmanın Kapanışı"

Posted by Bornocu Ersan | | Posted in ,



Pek Muktedir - Stolkin Kardeş, mazeretler hakkında vadilere söz veriniz.

Stolkin - Mazeretler hakkında söz serbesttir Kardeşlerim Vadiler sessizlik içindedir Pek Muktedir.

Pek Muktedir - Stolkin Kardeşim Masonluğun genel, Atölyemizin özel menfaatleri hakkında söz isteyen var mı?

Stolkin - Kardeşlerim, söz isteyen varsa bildirsin. (Biraz bekler) Pek Muktedir vadiler sessizlik içindedir.

MÜZİK II

Pek Muktedir - Hasenat Emini Kardeşim görevinizi yapınız.

(Yardım kesesi dolaştıktan sonra)

Stolkin - Pek Muktedir yardım kesesi emrinizi bekliyor.

Pek Muktedir - Hatip Kardeş ile birlikte sayılsın ve Kardeşlere duyurulsun.

(Kese sayıldıktan sonra usulüne göre ilân edilir)

Pek Muktedir - Teşekkür ederim. Stolkin Kardeş, saat kaçtır?

Stolkin - Seçilmiş Dokuzların dönüş zamanıdır. Şapitrin dokuz ışığı bu anda parlamaktadır.

Pek Muktedir - Dinlenme vakti gelmiştir, çalışmamıza usulünce son vereceğim. Kardeşlerim ayağa kalkınız ve silâhlarınızı bana yöneltiniz.

(Kardeşler başparmakları kalkık sağ yumruklarını Pek Muktedire doğru uzatırlar)

Hatip - Uygarlığın, nur ve ışığın, barbarlığa ve karanlığa karşı davasına.

Stolkin - Fikir hürriyeti davasına.

Pek Muktedir - Eğitim davasına ve cehalete karşı bitmeyen mücadele davasına.

Bütün Kardeşler - Şimdiden ve sözümüzden hiçbir zaman dönmemek üzere gönülden bağlanıyoruz.

Pek Muktedir - Sadakat duruşuna geçiniz Kardeşlerim. Stolkin Kardeş bana kendinizi tanıtınız.

Stolkin - (Elinde hançer olarak Pek Muktedir'in yanına koşar adımlarla gelir. Pek Muktedir tanıtma işaretini vererek Nekam der. Stolkin karşı işareti yaparak Nekah der)

Pek Muktedir - Bana dokunuşu veriniz, Kardeşlerim.

Stolkin - (Çalışmaya başlarken olduğu gibi dokunuşu verir ve yerine döner)

Pek Muktedir - (•• •• •• •• •)

Stolkin - (•• •• •• •• •)

Pek Muktedir - İşaret ve alkış için bana uyunuz Kardeşlerim.

(İşaret - Alkış)

Evrenin Ulu Mimarının Yüce Şanına, Eski ve Kabul Edilmiş Skoç Riti 33. ve Sonuncu Derecesi Türkiye Yüksek Şurası adına Seçilmiş Dokuzlar Şapitrinin bugünkü çalışmasına son veriyorum.

Ketumiyet kaidesini hatırlayarak sulh ve sükûn içinde dağılalım Kardeşlerim.

MÜZİK III

9.Derece Ritüeli (Tamamı)

Posted by Bornocu Ersan | | Posted in , ,



9.Derece Ritüelinin (Seçilmiş Dokuzlar Şövalyesi) tamamını ilk kez açıklıyoruz

DERECENİN TALİMATI

ÇALIŞMANIN AÇILIŞI

İYKAAF

PEK MUKTEDİR'İN HİTABESİ

ÇALIŞMANIN KAPANIŞI

9.Derece Ritüeli Açıklaması

Posted by Bornocu Ersan | | Posted in , ,



Bütün Rit'lerde, hatta yükselmeyi çabuklaştırmak gibi bir düşünceye kendisini kaptırmış olan Fransız Rit'inde dahi uzun süre yerini koruyan ve bir çok Jüridiksyonda törenle tevcih olunan bu derece, Eski ve Kabul Edilmiş Skoç Riti'nin öğretisi açısından çok önem taşır ve bu Rit'te ilerlemek isteyenin geçirmek zorunda olduğu büyük bir imtihanı ifade eder ve aynı zamanda, daha ilerki derecelerde ele alınacak konuların temelini de atar.

Derece Hiram efsanesinin devamı niteliğinde olmakla beraber, ilk belirtilerini XVI. yüzyılda gördüğümüz "İllüminizm" akımına da bağlanır. Gerçekten Rönesans devrinde fikir ve vicdanlara ambargo koyan mutlakiyetçi idarelere karşı sanat, edebiyat, felesefe hatta din alanlarında başlayan hareket, özellikle alman Adam Weishaupt'ın öncülüğü sayesinde XVII. asırda kendisini kabul ettirmiş ve Weishaupt 1776'da, Ingolsfad şehrinde bir İllüminist Teşkilâtı kurmuştu. Teşkilâtın gayesi, insanın tekemmülü yoluyla ve tam ve katı bir akılcılıkla sosyal hayatı düzenlemekti. 1777'de Münih'te masonluğa kabul edilen Weishaupt "Aufklârung" adını alan Teşkilâtıyla masonluk arasında bir bağlantı kurmaya da çalışmış ve İllüminist Teşkilâtına masonik bir veçhe vermiştir.

Sonraları Goethe, Herder, Martens, Saxe-Gotha ve Saxe-Weimar prensleriyle Mirabeau, Robespierre ve Lavoisier'nin de intisab ettikleri bu teşkilât akılla, muhakeme ile idrak ve izah edilemeyen bilgilerin hepsinin hurafe olduğuna inanır. Hakikate varmanın tek yolu vardır o da aklın emirlerine uymaktır. Akıl bir suçlunun mutlaka cezalandırılmasını emrettiği için, bu cezalandırma faaliyetinden bir yarar gelmese bile, aklın bu emrine uyulacaktır. Bu katı akılcılıkta merhamet, sevgi, dostluk gibi duygulara yer yoktur. Aklın emrini yerine getiren kişi, bu emir neyi gerektiriyorsa onu mutlaka ifa etmek zorundadır. Ancak bu yönü ile İllüminizm, mücadele etmek maksadıyla ortaya çıktığı despotik idareler yerine, yeni bir istibdad kurmuş ve Fransa'daki "terör" dönemi için adetâ nazarî bir temel teşkil etmiştir. İlerde göreceğimiz veçhile Eski ve Kabul Edilmiş Skoç Riti bu gibi sapmalara asla yer vermemiş ve İllüminizmin doğru taraflarını benimsemek ve insan aklına gerekli önemi vermekle beraber, akıl yoluyla idraki mümkün olmayan hakikatlerin de varlığını ve katı, sert bir akılcılığın götürebileceği sonuçlardan kaçınmak gerektiğini kabul etmiştir.

Bu derecede mâbed Kral Süleyman'ın sarayındaki bir odadır ve "Şapitr" adını alır. Duvarlar yer yer kırmızı alevlerle bezenmiş siyah örtülerle kaplıdır. Sütunlar 12 olup, bir kırmızı ve bir beyaz olmak üzere sıralanmıştır. Mâbed sekizi birarada sonuncusu ise ayrık olmak üzere dokuz ışıkla aydınlanmıştır. Bazen sekiz ışık bir sekizgen teşkil edecek surette yemin kürsüsünün etrafına dizilir; sarı mum şeklinde olan dokuzuncusu ise yemin kürsüsü ile doğu arasında bulunan bir sehpanın üzerine konur. Yemin kürsüsü gümüş renginde göz yaşı damlaları ile bezenmiş siyah bir örtü ile örtülür. Kürsünün üzerinde parşömenden bir rulo, bazı ritüellerde ise Kutsal kitap, Anayasalar, Çaprazlama iki kılıç ve bir hançer bulunur. Mabede bitişik bir odada bir "mağara" hazırlanır. Mağaranın içine üstü örtülü bir manken, üzerinde "İntikam" yazılı bir hançer ve bir mum bulunan alçak bir masa, masanın önünde yine alçak bir sandalye, onun yanında içinde su (bazı ritüellerde saf su) bulunan bir kap ve bir bardak bulunur.

Başkan Kral Süleyman'ı temsil eder ve "Pek Muktedir" (bazı ritüellerde Pek Hakîm Üstad veya Üç Defa Münevver veya Pek Hakîm) unvanını taşır. Bir tek Nazır vardır, Stolkin'i temsil eder ve "müfettiş" diye anılır. İykaaf edilecek aday "Yahoben" (Allah'ın oğlu) unvanını alır.

Kıyafet şöyledir: Eşarp soldan sağa doğru kuşanılan geniş siyah ipektendir. Aşağı tarafında dördü ön, dördü arka tarafta biri de tam ortada olmak üzere dokuz kırmızı rozet vardır. Önlük, astarı ve kenarları siyah, kendisi kırmızı damlalarla bezenmiş beyaz renktedir. Bavet kısmında bir hançer tutan kol, ortasında ise kesik bir başı saçlarından kaldırılan bir kol işlenmiştir.

Eldivenler siyahtır. Derecenin bijusu sapı altın, laması gümüş bir hançer olup, eşarbın ucuna asılıdır. Hançerin lamasının bir yüzü beyaz, diğer yüzü siyahtır.

Derecenin birkaç işareti vardır. Birinci işaret şöyledir: bir Kardeş karşısındakinin alnına hançerle vurma hareketini yapar; bunun karşı işareti, kanlı olup olmadığını anlamak istermişçesine elle alnı silmektir. İkinci işaret sağ elle bir hançer tutuluyormuş gibi karşısındakinin kalbine vurma hareketinin yapılmasıdır. Bu sırada "Nekam" denir (anlamı "intikam" dır) Bunun karşı işareti olarak sağ el kalbe götürülür ve "Nekah" denir. (Bazılarına göre anlamı "içeri girdi, nüfuz etti" bazılarına göre ise "saf, temiz olmak"tır)

Bu kelimeler aynı zamanda derecenin mukaddes kelimeleridir.

Dokunuş şu şekildedir: bir Kardeş sağ elini yumruk şeklinde kapatır. Sadece başparmağını dik tutar. Diğer Kardeş sağ eliyle bu başparmağı kavrar ve kendi elinin başparmağını kaldırır.

Bunu yaparken birinci Kardeş "Jahoben" der, ikincisi de "Abhiram" diye cevap verir.

Yürüyüş bazı ritüellere göre sağ el bir hançeri tutarmışcasına havaya kalkık olarak, atılan hızlı adımlardır; bazı ritüellere göre üç çırak, üç kalfa ve üç üstad adımı atılmak suretiyle yürünür.

Mürur kelimesi "Begohol-Chol" (arapçası Buğzu-kül-herşeyden nefret) dur. Bazı ritüellerde soru "Nekam" cevabı "Joaber" veya soru "Abiram" cevabı da "Akirop"tur; bazen de soru "Joaber" cevabı "Abiram"dır.

Darbe ve alkış sekiz acele bir de mesafeli olmak üzere dokuzdur, bazı ritüellerde (2+2+2+2+1) olarak sunulur. Yaş sekiz ve bir fazla veya dört defa iki ve bir fazladır. Esasen dokunuşta da bu sayıyı görebiliriz: birleşen eller 8 (2X4) kapalı ve 1 açık parmağı gösterir. Çalışmalara bazı ritüellere göre şafak sökerken başlanır gece başlarken son verilir; bazı ritüellerde ise seçilmiş dokuzların yola çıkma saatinde başlanır, dönüş zamanında son verilir; diğer bazı ritüellere göre gece saat 1'de başlanır, yine gece saat 12'de son verilir.

Derecenin efsanesi şöyledir. Hiram'ın öldürüldüğünün anlaşılması üzerine, Kral Süleyman katilleri bulup getireceklere büyük mükâfatlar vaad eder. Bir süre sonra Kral Süleyman doksandan fazla üstadla sarayında görüşürken bir yabancının gelip önemli bir sırrı açıklamak istediği kendisine bildirilir. Kral hemen huzuruna getirilmesini emredince, üstadlar bu yabancının huzura çıkmasındaki kolaylıktan dolayı endişeye kapılırlar. Görüşme kısa sürer ve neticede Kral Süleyman Üstadları teskin eder ve yabancının katillerin saklandığı yeri bildiğini ve onları yakalamak isteyenleri bu yere götürmeye amade olduğunu söyler. Bütün üstadların gitmek istemeleri üzerine, Kral Süleyman ancak dokuz kişinin gideceğini ve isimlerin kura ile tesbit edileceğini bildirir. Seçilen dokuz kişiye Kral Süleyman katillerin gizlendikleri mağaraya kadar yabancıyı takip etmelerini emreder. Ancak bu dokuzdan biri olan Jahoben (anlamı Allahın oğlu) yürüyüşün çok yavaş olduğunu görünce sabırsızlanır ve hızlı adımlarla öne geçerek ilk olarak mağaraya varır. Mağara Yafa (veya Japu yahut Yapa) şehrinin yakınında deniz kıyısında bir dağın içindedir. Girişi çalılarla kaplıdır. Jahoben içeri girer ve bulduğu iskemleye oturur, yanındaki kaptan bir bardak saf su içer. Yanan mumun ışığında yerde uyuyan bir insan görür. Bunun aranılan katillerden biri olduğunu anlayınca, oradaki hançeri alır ve önce kafasına sonra kalbine vurur. Hiram'ın katili hışımla uyanır, fakat aldığı yaralar yüzünden sendeler. Jahoben'i görünce yere düşer ve öfke ile "Nekam" diye bağırır. Jahoben katilin kafasını keser, mağaranın kapısındaki bir akar sudan içerek susuzluğunu giderir. O sırada diğer seçilmişler mağaraya gelirler Jahoben'le katilin cesedini görürler ve adının Ab-Hiram olduğunu anlarlar. Arkadaşlarına katili adalet huzuruna çıkmaktan kurtarmak suretiyle Kral Süleyman'ın emirlerine karşı geldiğini söylerler. Kralın bu itaatsizliği cezasız bırakmayacağını düşünürlerse de, Kralın merhamet duymasını sağlamak için ellerinden geleni yapacaklarına söz verirler. Jahoben Kral'ın huzuruna çıkınca Süleyman görevinin sınırını aştığı için kendisini azarlar fakat gayretkeşlik yaptığını düşünerek onu affeder.

Bu efsane açısından bazı konularda çeşitli Mason yazarlar arasında fark bulunduğunu belirtmemiz uygun olur. Bazılarına göre katilin esas adı Abi Ramah olup, kısaltılmış şekli Abiram'dır. Anlamı "Baba katili" veya "babasını inkâr eden"dir. Pike'a göre ise adı Jubelum veya Abai-Khai yahut Akirop'tur. Suç ortaklarının adları Romvil "kara cahil" ve Gravelot "gizli hain" dir. Yine Pike'a göre yabancı, Yafa'lı fakir bir çoban olup Miyamin'in oğlu Faros'tır. 18. yüzyıldan kalan bazı gravürlerde ise dokuzları mağaraya götürenin "yabancı" olmayıp bir köpek olduğu görülmektedir. Bazı ritüellere göre köpek mağarayı beklemektedir.

İykaaf merasimi derecenin efsanesine uygundur. Mabede alınan adaya Hiram'ın katilleri bulunmadıkça bütün Kardeşlerin Hiram'ı öldürmüş olmak töhmetinden kurtulamayacakları anlatılır. O sırada mabede kendisini Miyamin'in oğlu Faros diye tanıtan bir çoban gelip, katillerin gizlendiği mağarayı bildiğini açıklar. Pek Muktedirin kura ile 8 kişinin seçildiğini söylemesi ve 9.'nun kendisi olmaya amade olup olmadığını sorması üzerine, aday bunu kabul eder. Bazı ritüellere göre dışarı çıkarılan aday gözleri bağlı olarak, mağara şekline sokulmuş olan bitişik odaya konur. Aday burada gözündeki bağı çözer, saf sudan içer, hançeri alıp mankene vurur. Diğer bazı ritüellerde bu merasim yapılmaz. Tekrar mabede giren aday hızlı adımlarla başkana doğru koşar ve sağ elindeki hançeri kaldırarak "adalet yerini buldu" veya "Hiram'ın katilini öldürdüm" diye bağırır. Başkan emre aykırı hareket ettiğini söyleyerek onu azarlar. Fakat diğer Kardeşlerin araya girmesi sonucunda adayı affeder. Yemin yaptırılır, derecenin talimatı verilir, şövalyeliğin dokuz fazileti, birer ışık yakılmak suretiyle bildirilir, törenin anlamı açıklanır ve tören sona erer.

Derecenin öğretisini açıklamazdan önce, derecede geçen bazı sembollerin manası üzerinde durmak uygun olur, çünkü bunların anlamını izah etmeden, derecenin ne öğretmek istediğini kavramak pek mümkün değildir.

Bir kere derecenin tek nazırı olan "Stolkin" kelimesi değişik yorumlara yol açmıştır. Bazılarına göre "St" kökü, ibranicede gizli olanı, "setredilmiş" bulunanı ifade eder ve ritüelin bir anlatımı ile uygunluk arzeder. Gerçekten iykaaf töreni başlayınca, başkan Stolkin Kardeşe Hiram'ın katillerinin de insan olduklarını, bu itibarla adayların da katil olabileceklerini hatırlatınca, Nazır Kardeş "ben insanın vicdanına kadar giremem" diye cevap verir. Bu suretle Stolkin Kardeş, içine kimsenin giremediği insan vicdanını temsil eder ve böylece yine aynı vicdanı temsil eden "mağara" semboliyle de bağlantılı bulunur. Diğer bazılarına göre ise "Stolkin" "akan su" anlamına gelir ve mağaranın kapısındaki akan suyu, yani adalete hizmet edenlere verilen mükâfatı veya (başka bir anlatıma göre) bilgisizliğin verdiği susuzluğun giderilmesini temsil eder. Biz ilerki açıklamalarımız bakımından, birinci anlamı tercih etmekteyiz.

İkinci sembol "mağara"dır. Ritüelimizde mağaranın insan vicdanını, ağzını örten çalıların da aydınlığın vicdanlara kadar nüfuz etmesine engel olan cehaletle hurafeleri temsil ettiği belirtilmiştir. Mağaraya inme yerin içine, dünyanın merkezine girmeyi, bir anlamda ana rahmine sığınmayı temsil eder ve çok eski mitolojilerde de arzın içine girme efsanesine yer verildiği görülür. Mağaraya giren kişi, cezalandırılan, ıztırap çeken adeta suçunun kefaretini ödeyen şahıstır. Nitekim Delf şehrinde Apollon mabedini inşa etmiş olan Trofonyus'a Kral, hazinesini içine koyacağı bir bina inşa etmesini emredince, bu binayı inşa eden Trofonyus buraya girecek bir gizli yol da yapmış ve kardeşi Agametes'le buradan geçerek hazineyi soymaya kalkışmıştı. Ancak Kral bunu farkedip bir tuzak kurmuş ve mimarın kardeşi tuzağa düşmüştü. Bunun üzerine Trofonyus yakalanmamak için kardeşinin başını kesip alarak kaçmış, fakat toprak onu yutmuş ve kardeş katilini bir mağaraya hapsetmiş ve orada ölmüştür. Trofonyus'un mağarası vicdan azabını ve çekilen ızdırabı da sembolize eder.

Hristiyan kateşizmine göre de, cehennem büyük bir mağaradan başka bir şey değildir. Ademle Havva'nın en büyük günahı işlemelerine sebebiyet vermiş olan şeytan, Allah tarafından Dünya'ya büyük bir hışımla fırlatılmış ve düşüşün şiddetinden bilinmeyen bir yerde büyük bir çukur açılmış ve şeytan dünyanın merkezine çakılı kalmıştır. İnsanın iyi ve güzel olanı anlaması için kötü ve çirkin olanı bilmesi nasıl lazımsa, sevabın ne olduğunu bilmesi için de günahın ne olduğunun idrakine varması öylece şarttır.

Mağaraya giren, oraya kapanan kimse, bu sayede yani günahın, vicdan azabının ne olduğunu görmek suretiyle, sevabın da ne olduğunu anlar.

İşte bu sembollerden hareket etmek suretiyle derecenin neler öğretmek istediğini açıklamak mümkündür. "Neler" diyoruz çünkü derecede birden fazla öğreti saklıdır.

Bir kere derecede "adalet" fikri işlenmektedir. Bir suçlunun cezalandırılması, dürüst ve namuslu insanların töhmet altında kalmamaları için şarttır. O âna kadar herkesten, hatta kardeşlerimizden bile şüphelenmemiz mümkündür, zira Hiram'ın katilleri de Kardeşlerimizden başkaları değildi. Bu düşünce adaletin niçin mülkün temeli olduğunu da açıklığa kavuşturur. Bir suçlunun cezasız kalması halinde herkes başkasından çekinmeğe, failin bir gün kendisi aleyhine de suç işleyebileceğinden korkmaya başlar. Bu genel huzursuzluk giderek kimsenin kimseye itimad etmemesine yol açar. Onun içindir ki akıllı Melik, mülkünde huzur ve ahengin, vatandaşlar arasında sevgi ve güvenin hükümran olmasını sağlayan kimsedir, bunun için de âdil olmakla, adaletin hüküm sürmesini sağlamakla mükelleftir. Aksi halde âdil Melik, yerini zâlim Molok'a bırakır ve herkesten kendisine tapılmasını istemeye başlar ve bunun için de zora veya tehdide başvurur; sevgiden kaynaklanan saygının yerine korkudan doğan çekingenlik kaim olur.

Derecenin ele aldığı ikinci fikir ölçülü davranmak lüzumudur. En iyi ve halisane bir maksatla, hatta adaleti icra maksadiyle yapılsa bile, ölçüsüz davranan ve kendi yetki sınırını aşan kimse de huzuru bozar. Nitekim hançerin lamasının beyaz tarafı adalet için kullanılması gerektiğini, siyah tarafı ise aynı silahın öç almak ve suç işlemek için kullanılabileceğini remzeder. Mason hırslarına kapılmayacak kadar nefsine hâkim olabilen ve elindeki hançeri sadece adaleti yerine getirmek için kullanabilen kimsedir. Başkasını yenen, onu mağlup eden kişi hasmından daha kuvvetli olduğunu bu suretle isbat etmiş olur; fakat kendisini yenebilen şahıs kudretli olduğunu ispatlamış olur. Mason "kuvvetli" olmak mecburiyetinde değildir; fakat "kudretli" olmak Masonun başta gelen görevidir. Mason bu kudreti hem suç işlemeye kendisini sevkeden çeşitli ihtirasları yenmek, hem de (göze girmek, mükâfatlandırılmak gibi saikler altında olsa bile) ölçüsüz davranmaya kendisini iten âmillere karşı koymak suretiyle isbat eden kimsedir. Bu ölçü hayatın her ânında gösterilecektir: Mason cezalandırırken, tenkid ederken nasıl ölçülü davranmak zorunda ise, mükâfatlandırırken, överken de öylece ölçülü hareket etmek mecburiyetindedir. Ne bir kimseye hakettiğinden fazla ceza vermek suretiyle gaddar ve zâlim olmalı, ne de birisini methederken lüzumsuz yaltaklanmalarda bulunmak suretiyle kendini küçültmelidir. İtalyan şairlerinden Manzoni, Napolyon'un ölümü üzerine yazdığı bir şiirinde kendisinin Napolyon'u tahkir eden bir alçak olmadığı gibi, bir köleye yakışır tarzda övgülerden de kaçındığını belirtmek ihtiyacını duymuştur. Mason ne alçak ne de köledir, her hareketinde ölçülü davranmasını bilen dürüst ve aydın bir kişidir. Kimsenin önünde eğilmeksizin, ona saygısını ve sevgisini göstermesini bilir. Unutmamak gerekir ki derecenin bijusu olan hançerin sapı altın, laması ise bir tarafı siyah, diğer tarafı beyaz gümüştür. Bu hançer hiç kullanılmazsa tek renk hâkim olur, çünkü kullanılmayan maden paslanır ve kararır; ancak aynı hançer ölçüsüz kullanılırsa her yerine kan bulaşır ve yine tek renk hâkim olur. İki renk arasındaki ölçülü ahenk ve denge her iki halde kaybolur.

Yine derecenin bir öğretisi de insanın güvendiği dostların yardımına her zaman muhtaç olduğu düşüncesidir. Gerçekten Jahoben, Kardeşlerinin araya girmesi sonucunda Kral Süleyman tarafından affedilmiştir. Şu halde Mason kibirli olmamalı, günün birinde başkalarının yardımına muhtaç olacağını düşünerek kimseyi kırmamalı, hele Kardeşleriyle tesviye üzerinde buluşmalı, görevi veya derecesi sebebiyle Kardeşlerine karşı mesafeli davranmamalıdır. Bu dayanışma ve birlik dokunuşta da mevcuttur; kenetlenen yumruklarda 8 (2x4) şeklindeki parmaklar, açık tek parmakta birleşmekte böylece hem kesretten vahdete gidildiği, hem de birlikten kuvvetin doğduğu ifade olunmaktadır.

Fakat fikrimizce derecenin en büyük öğretisini yine "mağara" sembolinden çıkarmak mümkündür. Kötülüğün ve iyiliğin, günahın ve sevabın, korkaklığın ve cesaretin tohumları insanın vicdanındadır ve korkaklığın ne olduğunu bilmeyen nasıl cesur olamaz ise, günahın ne olduğunu bilmeyen de öylece sevabın ne olduğunu anlayamaz. Dr. Faust en büyük günahı işleyip ruhunu şeytana sattıktan sonradır ki, sevabı bulmuş ve kurtulmuştur. Dante Cennete çıkmazdan önce Cehenneme gitmiş, orada çeşitli günahkârları görmüştür.

Şu halde hakikî yükselişin yolu, mağaraya kapanmakla bulunur, nitekim vahiylerin çoğu Hz. Muhammed mağaraya kapandığı zamanlar gelmiştir. Fakat 9 dereceli Kardeşin önemli bir görevi daha vardır. Vicdanının sesini dinleyen, doğruyu, güzeli ve sevabı kapandığı mağarada, yani kendi vicdanında bulan Kardeşe bu derece bir görev vermektedir ki, o da barbarlık, dalâlet, cehaletle savaşıp, medeniyet, fikir hürriyeti ve bilginin yaygınlaşmasına aktif olarak katılmaktır.

Bugün Mason bu savaşı doğru bildiğini söylemekle sürdürecektir. Bazen doğruyu söylemek zor olabilir. Çeşitli sosyal sebepler, insanı bundan alıkoyar. Önceden edinilmiş kanaatler, menfaat gruplarınca desteklenen veya karşı çıkılan akımlar, fikrini açıklamaktan çekinmeye insanı sevk edebilir.

Korku ve menfaat insanları köleleştiren iki büyük âmildir. İşte seçilmiş Dokuzlar arasına giren Kardeş, adaleti ölçülü bir şekilde yerine getirmek suretiyle mülkün temelini korumuş ve kendi nefsini yenecek kadar kudretli olduğunu göstermiş olduğu gibi, mağaranın içinde neyin doğru neyin yanlış, neyin iyi neyin kötü, neyin sevap neyin günah olduğunu da anlamıştır. Şu halde bu Kardeş birtakım düşüncelerin esiri olamaz. Medeniyet yolunda, fikir hürriyeti uğruna ve cehaletle mücadele uğrunda savaşacak gücü de kendinde bulur ve bu alanda da "kudretli" olduğunu ispat etmiş olur. Bundan başka bu savaşta başına bir kaza gelecek olursa, Kardeşlerin kendisinin yardımına koşacaklarından ve asıl dostluğun bu gibi zor anlarda kendisini göstereceğinden de emin olur. Masonlar dünyanın her yerinde doğruyu söylemekten çekinmemişlerdir. Nitekim ABD Güney Jüridiksyonu Yüksek Şurası'nın önceki Hakim Büyük Âmiri Henry CLAUSEN 33. Kardeş, bu derece ile ilgili açıklamasına şu sözlerle son vermektedir:

"Biz, hem Mason hem de yurtsever olan kurucularımızın prensiplerine bağlıyız ve Hürriyetlerimizi koruyalım" deriz. Ve Peygamber Muhammed'le birlikte şu sözleri haykırırız:

"Sağımdaki Güneşle, Solumdaki Ay'ın bana Sus! demelerine rağmen, Ben yine konuşacağım"


Şüphesiz ki söylenecek sözler, medeniyet uğruna, fikir hürriyeti uğruna, insanların eğitilmesi uğruna söylenecek olan doğru ve ölçülü sözlerdir. Seçilmiş Dokuzlar arasına katılmış olan Mason, bu sözleri bulmak için kendi vicdanının sesini dinlemiş, kötü ile iyiyi, günah ile sevabı birbirinden ayırmasını bilmiş, korkuyu tattığı için de cesur davranmasını öğrenmiş ve her bakımdan "Kudretli" olduğunu herkesten önce kendisine ispatlamış bulunan bir Kardeştir.

Reklam