Dünyayı tek elden kontrol etmeye çalışan illuminati 2018′e kadar “tek ekonomi tek yönetim” operasyonunu tamamlayacakları iddia ediliyor. Peki kim bu dünyayı tek elden kontrol etmeye çalışanlar?
Aralarında komplo teorisyenleri olduğu kadar aklı başında bilim insanlarının da bulunduğu iddia sahiplerine göre dünyayı bankacılık ve finans sektörlerinin dinamosu niteliğindeki ailelerden gelen 12 kişilik bir grup kontrol etmeye çalışıyor. Bu grubun amacı dünyanın ekonomik ve politik olarak tek elden yönetilmesi. İddialara göre bu grup dünyanın hemen hemen her ülkesindeki “hizmetkârları” aracılığıyla 2018 yılına kadar dünyanın ele geçirilmesi için atakta. Bunun sağlanması için de grubun, özellikle son 5 yıldır dünya üzerinde “beyin yıkama” ve “formatlama” operasyonlarına ağırlık verdiği ve bu operasyonların önümüzdeki yıllarda daha da yoğunlaşacağı bildiriliyor. Peki beyin yıkama ve formatlamayı nasıl yapıyorlar tv programları, diziler, filimler, şarkılar ve GDO'lu ürünlerle yapılıyor.Hatırlar mısınız bilimiyorum ama Türkiye'ye GDO'lu pirinçler ülkemize sokulacaktı ama son anda engelledi.
Televizyonlar da pek üzerinde durmadı şöyle bir söyleyip geçildi.Medyanın ne olduğunu biliyosunuzdur. Hükümeti sorarsanız? isadamları 3 bakandan yardım ister ve yardım etmezler demek isterdim ama malesef ki yardım ederler bir anda analizler yanlış olur savcı, hakim değişir.Bir ayrıntı daha söyleyim bu pirinçler ilk olarak Abd'ye gönderildi sokmadılar bari Türkler yesin dediler israf olmasın sonuçta değil mi? Bunları anlattıktan sonra illuminati Türkiye'de ne kadr basarılı ; İddia sahiplerine göre, Türkiye, beyin yıkama operasyonları ile “sürüleştirildiği” ülkelerin başında geliyor. Şimdi şöyle bir etrafınıza bakın ve son gelişmelere bir göz atın. Ekonomide yaşananları, özelleştirmelerde danışmanlık yapan ve şirket evliliklerini sağlayan şirketleri, AKP’nin dünya politikasına entegrasyon için attığı adımları şöyle bir sakin kafayla değerlendirin. Sonra “bu iddialar doğru olabilir mi” diye kendinize bir sorun. Cevap sizin zihninizde... Zihninizde ölçüp tarttıtan sonra yorumlarınızı bekliyorum...
Yalnızca Türkiye’de değil dünyanın birçok ülkesindeki insanların giderek “koyunlaştığı”na ilişkin ciddiyet atfedilen birçok medya organında ardı ardına yazılar yayımlanıyor. Peki koyunlaşan insanlara kim ve/veya kimler çobanlık ediyor?
Bu soruya kimileri “İlluminati” kimileri “ABD” kimileri de “Bir grup bankacı” hatta ve hatta kimileri de “Şeytan” diye yanıt verse de, çobanların kimler olduğuna ilişkin esrar perdesi henüz aralanmış değil.
Buna karşın insanların nasıl “koyunlaştırıldığı” konusunda ise “koyunlaşmaya” karşı çıkanların üzerinde hemfikir olduğu bazı tezler bulunuyor (ki birçoğunun etkisi kanıtlandı).
İşte kurgusal bir çobanın ağzından bu tezlerden bazıları:
“Çocukları, yaptığımız aşılarda kullandığımız bazı kimyasallarla beyin yıkamaya uygun hale getiriyoruz.”
“Bu sürecin devam etmesi için, televizyon ve cep telefonunu kullanıyoruz.”
“Böylece beyinleri bizim istediklerimizi yapacak ya da istediğimiz mesajları alabilecek duruma geliyor. Yani aptallaştırıyoruz.”
“Tabii ki bunun için yine katkılı bazı vitaminleri, ilaçları, bazı içecekleri kullanıyoruz.”
“Büyüklere gelince…”
“Onları da abur cuburla, televizyonla, spor gösterileri ile evlerine hapsediyoruz. Kalabalıklar içinde yalnızlaşan ve evlerine kapanan insanlar da vermek istediğimiz mesajları almaya müsait hale geliyor.”
“Sürekli zihinlerini meşgul ediyoruz.”
“Onlar için parayı en büyük hedef haline getirdik.”
“Bu hedefe ulaşmak için yine televizyon, reklam, bilgisayar aracılığıyla onları teşvik ediyoruz.”
“..Ve sonuçta onlar ve çocukları sürekli borç içinde yaşıyorlar.”
“Tabii bunları yaparken de, korku salmayı ihmal etmiyoruz. Çatışmaları körüklüyoruz, dinleri, etnik ayrılıkları kullanıp birbirlerine düşman ediyoruz.”
“Bu tuzağa gelmem diyenler için ise kolluk kuvvetlerimiz her an alarmda…”
“Liderlere gelince…”
“Onların çoğu savundukları fikirlerin kendilerinin olduğunu sanıyor. Oysa savundukları bizim fikirlerimiz. Uymayan olursa da ortadan kaldırıyoruz.”
Evet, özetle tezler bunlar…
Çoğu hangi ülkeye uyarlanırsa uyarlansın “koyunlaştırmayı” doğruluyor.
"Arapçada rabia, dört demektir. Dört ve dördüncü. Ortadoğu sembolizminde, çok eskilere dayanan Rabia işareti, pagan geleneğinde kullanılmıştır. Eski pagan kültüründe RAB-İN-A, Rabbi reddedim manasına geliır.Yaratılışın 4 enerjisinin (açık olan 4 parmak) düşmüş enerjiye (kapalı baş parmak) biat edişini sembolize eder.
Masonlarda ki işarete bakalım
Masonlarda, 4 parmağın açık bırakılması ve baş parmağın içe doğru bükülmesi ile birlikte, elin kalp hizasında “ceketi baş parmakla, açık parmaklar arasına” almak sureti ile bu hareket yapılır. Mason tokalaşmalarında, 4 parmak dik iken, baş parmak kıvrık ve içe doğrudur. Tamamen. “Rabia işareti şeklindedir.” Hatta bir mason, karşısındaki kişinin mason olduğunu bu özel iletişim yöntemi sayesinde anlar. Baş parmak, karşıdaki kişinin baş parmağı ile işaret parmağı arasındaki deriyi sıkıyor ise, kişinin mason olduğu kanısına varılır.
mason selamlasması
Bu sembolün “masonik” olması, meydana çıkanları mason kılmaz. Benim şahsi kanaatim, kapitalist modernite çağında sembollerin güçlü bir iletişim aracı olduğudur. Yani esasen, geniş kitleleri kuşatan her sembol, büyük bir iletişim aracıdır. Bir mesajı, semboller ile verebilirsiniz. Bu nedenle “eşi Nasa’da” çalışan Mursi’nin, küresel lordlara çaktığı bir selam olarak görebileceğimiz türden bir sembolün yaygınlaştırdığını görüyoruz. Her ne kadar “Mısır’da yaşanan askeri darbeye karşı isek, bu darbe öncesinde, kadınların suratına kezzap döken muhafazakar saplantılarını din sayarak, insanlara müdahale eden ihvancı şizofreniye de karşıyız.” Bu anlamda, karşıtlığımızın en temel nedenlerinin başında da îhvan’ın küresel lordlara olan yakınlığı gelmektedir.
Yerli tohum ekmenin yasak olduğunu biliyor musunuz? Basbakan kızlı erkeklı olayını çıkarırken meclisden tohum ekmenin yasak olduğu kanun gecti.Yerli tohum eken köylü olursa o tohumlar alınıp yok edilcek yok etme masrafınıda o köylü ödeyecek ve 10 bin TL para cezası verilecek
O zaman köylü ne kullancak onun da çözümünü bulmuşlar israilden hibrit tohum alınacak.
1924’de “Milli Mücadele”yi zafere ulaştıran yurtsever meclis, her nevi [yerli] fidan ve tohumun bedava olarak dağıtılmasını yasa haline getiriyor!
Ve ardından da, devlet arazilerinin fidanlıklar oluşturulması (yerli tohum üretilmesi) için Tarım Bakanlığı’na devrini hükme bağlıyor. Nerden nereye geldi bu ülke...
Eski AB'den sorumsuz bakanı egemen bağış dini nasıl kullandığını telefonda yandaş bir gazeteciye gülerek anlatıyor.Konu, Kuran ve Bağış ile Demir “Bakara” suresine atıfta bulunup “makara” yapıyorlar.
Yazılacak pek birşey bulamadı buyurun videoyu izleyelim ;
RedHack AB Bakanı Egemen Bağış’a ait olduğunu iddia ettiği belge. Söz konusu belgelerden en dikkat çekenlerden biri de; Londra’da bulunan Hilton On Park Lane Hotel’de yapılan harcamalar.Harcamaları yaptığı tarih kutlu doğum haftasına gelıyor.
Yavaş yavaş bu insanların ne olduğu ortaya cıkıyor ve çıkmaya devam eder inşallah...
1943 yılında Kahire'de doğdu. Babası Yozgatlı müdderris İhsan Efendi, annesi Rodoslu bir Türk ailesinin kızı olan Seniye Hanım’dır. İhsan Efendi, eğitim için 1924’te geldiği Mısır’a yerleşmiş ve 1951’de Ayn Şems Üniversitesi Şarkiyat Bölümü Türk Dili ve Edebiyatı Kürsüsü’nü kurmuştu.
Ekmeleddin İhsanoğlu, Mısır’da Hıdiviye Lisesi’nden mezun olduktan sonra Ayn Şems Üniversitesi Fen Fakültesi'nde yükseköğrenim gördü. Öğrenciliği sırasında Kahire Milli Kütüphanesi’nde Türkçe yazma ve basma kitapların kataloglamasında çalıştı. 1966’da Fen Fakültesi’nden mezun oldu ve El-Ezher Üniversitesi'nde akademik hayata başladı. Yüksek lisansı sırasında El Ezher Üniversitesi’nde asistanlık ve Ayn Şems Üniversitesi Edebiyat Fakültesi'nde Türk Dili ve Edebiyatı okutmanlığı yaptı. Bilim tarihi çalışmalarının yanısıra Hamid, Tevfik Fikret, Mehmet Akif, Yahya Kemal, Necip Fazıl, Nazım Hikmet gibi şairlerin eserlerini Arapça’ya çevirerek Türk kültürünü Araplar’a tanıtmaya çalıştı;Türk yazarlarından hikayeler içeren bir antoloji hazırladı (1970).
1970 yılında Türkiye’e geldi ve Ankara Üniversitesi’nde göreve başladı. 1972’de eczacı Füsun Bilgiç ile evlendi, üç çocuk sahibi oldu. 1974'te Ankara Üniversitesi Fen Fakültesi'nde doktorasını tamamladıktan sonra, İngiltere'de Exeter Üniversitesi'nde doktora-sonrası çalışmalar yaptı.
1980 yılında İslam İşbirliği Örgütü'nün tavsiyesi ile İstanbul’da kurulan İslâm Tarih, Sanat ve Kültür Araştırma Merkezi (IRCICA)’nin başkanlığına getirildi. Bu görevi 25 yıl sürdürdü. IRCIA bünyesinde Türk ve İslam kültürü konusunda büyük bir ihtisas kütüphanesi ve arşivi kurulmasına öncülük etti.
1984'te İstanbul Üniversitesi Fen Fakültesi’ne girerek profesör oldu. Bu üniversitede Bilim Tarihi Anabilim Dalı’nı kurdu. Üniversite ve IRCICA’daki görevlerinin yanısıra Türk Bilim Tarihi Kurumu'nun başkanlığı ve İstanbul Üniversitesi Bilim Tarihi Müze ve Dokümantasyon Merkezi müdürlüğü görevlerinde bulundu.
İslam İşbirliği Teşkilatı genel sekreterliği Ne İş Yapar?
İhsanoğlu, 14-16 Haziran 2004’te İstanbul’da düzenlenen İslam Konferansı Örgütü (sonradan İslam İşbirliği Teşkilatı adını almıştır) 31. Dışişleri Bakanları Toplantısında, Genel Sekreterlik için Türkiye’nin adayı olarak gösterildi. Malezya ve Bangladeş ile genel sekreterlik için yarışan İhsanoğlu, 5 Haziran 2004'te Genel Sekreterliğine seçildi. Örgütün seçimle gelen ilk genel sekreteri ve ilk Türk genel sekreteri oldu; görevi 1 Ocak 2005’te devraldı.Görev süresi, 18-20 Haziran 2008 tarihlerinde Kampala’da düzenlenen 35. Dışişleri Bakanları Konseyi’nde 5 yıllık bir süre için uzatıldı.
İhsanoğlu, genel sekreterlik görevini Cidde'de düzenlenen törenle 30 Aralık 2013'te Suudi Arabistanlı İyad Medeni’ye devretti.
İsrail’in Kuzey Irak’taki Kürtlerle (PKK dahil) yakın temas içinde olduğu herkesin malumu. İsrail gözünü şimdi de Kuzey Suriye’deki Kürtler’e çevirdi. JÖNTÜRK’ün edindiği bilgilere göre İsrail Başbakanı Benyamin Netanyahu, özellikle istihbarat birimlerine “Kuzey Suriye’deki Kürtler de desteklenecek” emri verdi. Bu emrin duyulmasının ardından da, Kandil dağının “farelerinden” Murat Karayılan, “Türkiye, Suriye’ye girerse biz de karşılık veririz. İç savaş çıkar” diye kükredi.
Evet İsrail’in büyük stratejik planı içerisinde Kuzey Irak’taki Kürtler, önemli yer tutuyor. Nitekim, İsrail yönetimi “Çevre İttifakı” adı verilen plan çerçevesinde Kuzey Iraklı Kürt aşiret liderlerinden Molla Mustafa Barzani ile çok yakın ilişkiler kurdu ve bu ilişkileri sürekli geliştirdi. Mustafa Barzani’nin ölümünden sonra aynı sıcak ilişkiler oğul Mesut Barzani ile de sürdürüldü. İsrail Başbakanı Benyamin Netanyahu, geçen yıl Kuzey Irak’ta bağımsız bir Kürt devletine sıcak baktığını açıkladı.
Kürtler İsrail için hayati önemde
İsrail’in Kuzey Irak’ta yakın ilişkide bulunduğu Kürt gruplar arasında terör örgütü PKK da var. PKK’nın Kandil’deki lider kadrosundan Murat Karayılan’ın 2009 yılında İsrail ile ilişki kurulabileceği yönündeki açıklaması üzerine İsrail istihbaratı bölgede sıkı bir çalışma başlattı. Erdoğan’ın Türkiye-İsrail arasında estirdiği sert rüzgarları da arkasına alan Netanyahu yönetimi, PKK’ye eğitim ve silah desteği vermeye başladı.
Barış Süreci, İsrail’in bu konuda daha fazla etkin olmasını engelledi, ancak hem süreçteki tıkanma hem de Suriye’nin kuzeyindeki gelişmeler, Netanyahu’nun ekmeğine yeniden yağ sürdü.
JÖNTÜRK’ün Tel Aviv’deki kaynaklardan edindiği bilgiye göre, Netanyahu, şimdi de Kuzey Suriye PKK’nın bir tür şubesi niteliğindeki PYD’ye destek verilmesi için düğmeye bastı.
Tam da Türkiye’nin Suriye’nin kuzeyinde hem olası bir Kürt yapılanmasının hem de terör örgütü IŞİD’in ilerlemesinin önünü kesmek için askeri müdahale planları yaptığı sırada…
Evet, Suriye’de müthiş bir satranç oynanıyor; bırakın 20-25 hamle sonrasını bir hamle sonrasını görmeyenin kaybedeceği bir satranç.
…Ve de Karayılan’ın “Karar almaları öyle kolay değil. Bölgesel ve uluslararası konjonktürel durum da var, dengeler konusu da. Türk devleti öyle her dilediğini yapamaz. Bu Türkiye’yi daha ciddi durumlarla karşı karşıya getirir. Açıkça söyleyeyim: Eğer onlar Rojava’ya müdahale ederlerse biz de onlara müdahale ederiz; o zaman Türkiye’nin tümü bir savaş sahasına dönüşür.” şeklindeki çıkışına bu açıdan bakmakta fayda var.
CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu mal varlığı beyannamesini güncelledi. Kılıçdaroğlu'nun 22 Mayıs 2010 tarihinde genel başkanlık koltuğuna oturmasından bugüne malvarlığında herhangi bir değişiklik olmaması dikkat çekti. İşte 3 Mart 2014 tarihi itibariyle Kemal Kılıçdaroğlu, eşi Selvi Kılıçdaroğlu ve oğlu Kerem Kılıçdaroğlu'na ait tüm malvarlığı listesi şöyle:
Ankara Balgat'ta 2003 yılında edinilen, edinim değeri 142 bin lira olan Selvi Kılıçdaroğlu üzerine tapulu konut;
Ankara Akyurt'ta 2003 yılında edinilen, edinim değeri 57 bin 300 lira olan kendisi üzerine konut;
Tunceli'de 2007 yılında edinilen, edinim değeri 75 bin 284 lira olan, kendisi üzerine kayıtlı konut;
Burhaniye'de 2009 yılında edinilen, edinim değeri 300 bin lira olan, kendisi üzerine kayıtlı konut.
Kemal Kılıçdaroğlu'nun ayrıca 1997 yılında üyesi olduğu iki ayrı; Akçalı ve Gökyurt Konut Kooperatiflerinde hissesi bulunuyor.
Oğlu Kerem Kılıçdaroğlu'nun üzerinde Renault Clio marka, 2004 model, edinim değeri 14 bin lira olan ve 2009 yılında alınan bir araç görünüyor.
TABLOLAR DA LİSTEDE
Kılıçdaroğlu'nun kendi üzerine 1992 ile 2004 yılları arasında edindiği 8 tablosu bulunuyor. Nuri Abaç, Fikret Otyam, Güler Çakır, Hüseyin Yüce, Ayatullah Sümer'e ait tabloların toplam edinim değeri; 2 bin 735 lira olarak kayıtlarda yer alıyor.
Selvi Hanım'a ait 1 adet pırlanta yüzük de listede yer alıyor.
Kılıçdaroğlu veya eşi ve oğlunun bankada parası ya da menkul değeri olmadığı gibi borcu ya da alacağı da bulunmuyor. Kaynak: Hürriyet
Silopi ilçesine bağlı Yeni Aksu köyü mevkisinde önceki gün henüz belirlenemeyen bir nedenle çıkan yangına Şırnak Orman İşletme Müdürlüğüne ait ekiplerce, biri arazöz, 3'ü pikap 5 araçla müdahale edildi. Ekiplerin 3 vardiya halinde sürdürdüğü çalışmalar sonucu dün gece kontrol altına alınan yangının, hava sıcaklığının da etkisiyle başka alanlara sıçraması nedeniyle çalışmalar sürüyor. Ekipler, sarp ve kayalık olması nedeniyle bölgeye ulaşmakta güçlük çekerken, Cizre, Uludere ve Şırnak'tan gelen ekipler de söndürme çalışmalarına katıldı. Yeni Aksu köyü civarında yoğunlaşan çalışmalarda ekipler, köylülere ait arı kovanlarının zarar görmemesi için çevrede soğutma çalışması yaptı.
Şanlıurfa Suruç İlçesi'ndeki Amara Kültür Merkezi önünde intihar saldırısı meydana geldi. Olay yerine çok sayıda ambulans sevk edildi. Şanlıurfa kent merkezinden takviye polis ekipleri gönderildi. İstanbul ve Ankara'dan Kobani'ye destek için giden 300 kişilik ESP'li gençlerin hedef alındığı belirtiliyor. Patlamanın nedeni henüz bilinmezken, patlamanın basın açıklaması sırasında meydana geldiği belirtiliyor. GÖRGÜ TANIĞI ANLATTI :
Görgü tanıklarından Garip Çelik şunları söyledi: “Basın açıklaması için gitmiştim. Gençler basın açıklaması yapacaktı. Hangi koşullarda Kobani’ye geçeceklerini anlatıyorlardı. Tam fotoğraf çekmeye çalışırken çok şiddetli bir patlama oldu. Cesetler her yere yayıldı. Cesetlerin altında kaldık o derece şiddetliydi. Tam basın açıklaması yapılırken oldu. Patlama diyoruz ama patlamanın şekli belli değil, canlı bomba olabilir. Bu daha önce tasarlanmış. İntihar saldırısı olabilir, çözemedik. Gerçekten çok büyük bir kargaşa yaşandı. Kamera elimdeydi, insanlar şoka girdiler, sonra yaralılar taşınmaya başlandı.
Çok sayıda kişinin ölümüne sebep olan patlamanın parça tesirli bombadan kaynaklandığı bildirildi. Sürekli kan anonsu yapılırken bölgeye polis ekipleri sevkediliyor. Saldırıyı IŞİD'in düzenlediği ihtimali üzerinde duruluyor. Patlamanın olduğu anlarda kobanidede 2 patlama olmuş.İşidin yaptığına kesin gözüyle bakılıyor. Patlama anı;
Twitter'a erişi yasağı geldi Suruç da ki patlama görüntülerini kaldırmak isteyen hükumet twitter kapattı. halk öğrenmesin görmesin bilmesin diye elinden geleni yapıyor.zaten videoyu tv kanalarında internetde herkes izledi bundan sonra kapatsan ne olacak. ben o görüntüleri yayınlamaya devam edeceğim bloğum kapanana kadar duracak o görüntüleri izlemek isteyen buraya tıklayın Suruç olayını tv kanalarında konuşma yasağı getirildi yıl olmuş 2015 hala ülkemizde bir şeyler yasaklanmaya çalışılıyor.Bu zamana kadar gördüğüm tek şey yasaklananlar bir süre sonra serbest oluyor. mesala ülkemizde kürtçe konuşmak yasaktı.Şimdi herkes rahatça konuşuluyor, devlet kürtçe kanal bile açtı.
Dünyadan örnek vermek gerekirse Amerika da 1965'e kadar zencilere köle olarak görülüyordu şimdi ise ülkenin başında Kenyalı zenci biri var.kim derdi Abd'yi zenci yönetecek diye. Twiter görüntüleri kaldırınca açılacağı söylendi.zorla görüntüler kaldırılacak ve kullanıma açılacak ama bu dünyada ülkemizi küçük düşüren bir olaydır.Dünyaya yasakçı bir ülke olarak lansa edilmemize sebep oldu. Suruç patlaması görüntüsü hakkında 107 varmış bunların yarısı silinmiş diğer yarısı da silindikten sonra açılacak büyük ihtimalle twitterdan takip etmeyi unutmayın :)
Yeni bir Dünya bulan NASA saat 19:00 açıklayacak 2009 yılından bu yana araştırmalara başlayan NASA dünyaya benzeyen gezegen bulunduğunu söyledi.Dünyadan daha küçük olan bu gezegen sıva halinde suyu bulundurabilme özelliğinde ve bu bir yaşam olabileceği anlamına gelebilir. Samanyolunun dış kısmında bulun ve ayrı bir güneş sisteminde bulunuyor. Kepler uzay aracı 2009 yılında bu yana yaşanabilir gezegen arıyordu ve 11 tane bulmuştu fakat bu yeni bulunan gezegen dünyaya çok benziyor.
Dünya merakla NASA'nın açıklamasını bekliyor ama biz savaş içinde boğuşuyoruz şehit haberleri geliyor. Bide bu yandan bakmak gerekirse NASA bu gezegeni buldu. Dünya'nın aynısı olsun ama bu ülkede kim yaşayacak tabi ki amerikan vatandaşları yeni gezegen bulundu bu bizi pek alakadar etmiyor gibi görünüyor. Türkiyeyi savaş sokmanın derdine olan abd bir yandan da dünyadan kurtulmanın peşinde incirliği nasıl alabiliriz diye ortalığı karıştırmak da ALLAH Türkiyeyi korusun.
Yine 2 şehidimiz var hainler karşımıza çıkacak kadar korkaklar bombalı saldırı yaptılar. Licede yol kestiği ihbarıyla olay yerine giden askeri aracın geçişi sırasında yol kenarında duran bomba yüklü araç infilak ettirildi. infilak sonucunda 2 askerimiz şehit, 4 askerimiz yaralandı.
Alınan bilgiye göre, terör örgütü PKK’nın Diyarbakır-Bingöl karayolunu keserek bazı araçların kontak anahtarını aldığı ihbarı üzerine jandarma ekipleri olay yerine hareket etti.
Teröristlerin patlayıcı yerleştirdiği ve yol kenarında kontak anahtarı alınmış şekilde duran otomobil, askeri aracın geçişi sırasında patlatıldı.
İnternette bu bebek hakkında çeşitli haberler dolaşıyor.Yok İsrail'de doğdu yok işidin işgal ettiği bölgede doğdu diyip insanları korkutuyorlar.İşid bu bebekle propaganda yapıp insanları kendine çekmeye çalışıyor. Bu konuya açıklık getirmek istedim.Bebek İsrail de yada işidin işgal bölgesinde doğmadı. 2006 yılında Hindistan da doğdu.Bu tür de doğan bebeklerin olma olasılığı Hindistan olma oranı yüksektir.Hindistan da doğum oranı yüksektir, ölüm oranın da öyle.
Bebek tek göz doğmasıyle birlikte burnu da yoktur.beyninin 2 lopu birleşerek tek lop olmuştur. 1 saat bile yaşaması düşünülmeyen bebek doğumdan sonra birgün hayatta kalabilmiştir.
Amazon orman ilkel kabileyle ilk temas kuruldu uzay çağına gelen dünyada böyle kabileler oldukça fazla ve bunlardan biri Mashco-Piro kabilesi. Peru'daki Amazon ormanlarında dış dünyadan tamamen soyutlanmış halde yaşayan Mashco-Piro kabilesiyle tesadüfen gerçekleşen bir karşılaşma sonucu böyle görüntülenmişlerdi.
İspanyol arkeolog Diego Cortijo, 120 metre uzaklıktan, teleskoplu bir fotoğraf makinesiyle, bu tür, "hiçbir zaman temas kurulmamış" bir kabilenin şimdiye kadar çekilmiş en ayrıntılı görüntülerini elde etmişti.
Antropologlar Şimdi de o kabile ile ilk resmi teması gerçekleştirmeye hazırlanıyor. Peru’da normal şartlarda hem halkın, hem de hükümet görevlilerinin yerli kabilelerle iletişime geçmesi yasak.
Kabile üyeleri modern dünyada sıkça rastlanan birçok zararsız mikroba karşı bağışıklık geliştirmemiş olduğu ve doğal yaşam alanlarının dışından gelen insanlarla iletişime geçtiklerinde hastalanabildikleri için iletişim yasağı uygulanıyor.