Matrikül Hareketleri ve Masonluk Fiyatı

Posted by Bornocu Ersan | 11 Kasım 2015 Çarşamba | Posted in , , , , , , , , , , ,



Tekris:

Yeniden Üyeliğe Dönüş:

Şeref Üyesi İlan Edilen Kardeşler:

Ebedi Maşrıka İntikal Edenler:

İstifa Edenler:

Harici Aleme İade Edilenler:

İstifa Etmiş Sayılanlar:

Ertelemeler:

Red Edilenler:

31 Mart 2012 tarihi itibarıyla üye sayısı 14.746 Kardeş iken,

Dağılım

İstanbul:  8441
Ankara:  3815
İzmir:      2490

31 Mart 2013 tarihi itibarıyla üye sayısı 15.113 Kardeş olmuştur.

Dağılım

İstanbul:  8653
Ankara:  3911
İzmir:      2549

Bu dönem içinde üye sayısındaki artış oranı % 2,49 olmuştur.

Vadilere göre

İstanbul:  % 2.51
Ankara:  % 2.52
İzmir    :  % 2.37

Aynı dönemde Büyük Sekreterliğimize Localar vasıtasıyla 1060 adet harici ile ilgili başvuru yapılmış ve 1060 adet Engelsizlik Levhası verilmiştir.

Bu arada, yeni tüzüklerimizin Büyük Sekretere verdiği yetki dahilinde, Loca Genel Tüzüğü Madde 52(8) uyarınca Engelsizlik Levhası veriliş tarihinin üzerinden bir yılı aşkın süre geçtiği halde işlem görmemiş 523, Loca Genel Tüzüğü Madde 57(2) uyarınca İşleme Devam Levhası veriliş tarihinin üzerinden iki yıl geçtiği halde dosyası neticelenmemiş 186, toplam 709 adet atıl dosya re'sen kapatılmıştır.

Büyük Locamıza bağlı olarak çalışan 220 Muhterem Locadan İstanbul Vadisinde 25, Ankara Vadisinde 9 ve İzmir Vadisinde 6 olmak üzere sadece 40 Locada bu şekilde bekleyen dosya görülmemiştir. Üyelik işlemlerini titizlikle sürdüren bu Muhterem Localarımıza teşekkürü bir borç biliriz.

2014 Yılı Gelir tahminine esas alınan Aidat ve Ödenti Miktarları:

Üye Aidatı:                        550,00 TL
Giriş Ödentisi:                 2.500,00 TL
Terfi Ödentisi:                    250,00 TL
Geçici Loca Ödentisi:    25.000,00 TL
Berat Ödentisi:              35.000,00 TL
Üye Burs Katkı:                 175,00 TL/Ay/Kişi

Almanya'da Masonluk

Posted by Bornocu Ersan | | Posted in , ,



Üstadı Muhterem, Sevgili Kardeşlerim;

Bir yandan dünya çapında ünlü şairler, düşünürler ve kompozitörler, diğer yandan dünyaya dehşet saçan politikacıların ülkesi olan Almanya, birçok bakış açısından farklılıkların ve karışmışlıkların kesiştiği ülkedir.

Alman halkı da bu farklılıklardan ve karışmışlıklardan çok etkilenmiştir.

Doğal olarak böyle farklılıkların ve karışmışlıkların olduğu bu ülkede Masonluk da çok değişik biçimlerde gelişmiştir.

Alman Masonluğunun beşiği Hamburg’dur. 1737 yılında, halen Birleşik Alman Büyük Locaları (Vereinigte Großlogen von Deutschland) matrikülünde 1 numara ile kayıtlı bulunan, adı kurulduktan sonra “Absalom zu den drei Nesseln” olarak değiştirilen “Loge d’Hambourg” kuruldu. Kurucu üyeleri, mutlakiyet sisteminin modasının geçtiğine inanan, yeni uyanmaya başlayan özgürlük ruhunu yaşama geçirmek ve o zamanki devrimci düşünceleri tartışmak isteyen, genç idealistlerdi. 1737 yıllarındaki mutlakiyet sisteminde tartışmalar, yalnız gizli olarak konuşulabilen fikir ve vicdan özgürlüğü üzerine olurdu. Localar yeni fikir akımlarının temellerinin atılmasına izin verilen ve koruyucu işlevi gören sığınaklardı. Bizdeki Selanik Localarında, İttihat ve Terakki mensuplarının toplanmaları gibi.

Masonluk Hamburg’daki kuruluşundan sonra çok hızlı bir biçimde Alman devletlerine ve şehirlerine yayıldı.

Alman Masonluğu’nun tarihi, siyasal ve aydınlanma tarihinde olduğu gibi, bir yanlışlıklar ve dağınıklıklar tarihidir. Ancak bütün bunlara rağmen bu tarih, eski kardeşlik örgütünün sarsılmaz ideallerine olan inancın doğru ve kesin tanığıdır. Günümüz Almanya’sının topraklarında yüzyıllarca, sayıları 400’e varan, küçük derebeyliklere ve prenslikler vardı. Her prens kendi ordusunu, kendi devlet tiyatrosunu ve kendi locasını kurma hırsı içindeydi. Alman Masonluğu bu separatist eğilime karşı kendini koruyamadı ve münferit prensliklerde değişik Masonik öğreti türleri oluştu, çok sayıda değişik sistem ve büyük loca ortaya çıktı. Protestan kuzeyde İsveç Ritine benzeyen Hıristiyan karakterde, güneyde ise daha çok hümanist doğrultuda gelişti.

İlk kez ikinci dünya savaşının sonunda Alman Masonluğu için yeniden başlama ve birleşme koşulları oluştu. Bu birleşmeyi ve günümüzdeki Alman Masonluğunu daha iyi anlayabilmek için daha önceki büyük localara değinmek gerekir.

Almanya’da 19. yüzyılın sonunda 13 anılmaya değer Büyük Loca vardı.

Üç Dünya Küresi İçin Milli Ana Büyük Loca
(Große National-Mutter Loge, Zu den drei Weltkugel)


Bu Büyük Locanın tarihi, Braunschweig ile sıkı ilişkileri olan Hamburglu kardeşlerin II. Friedrich’i 1738 yılında tekris etmeleri ile bağlantılıdır. Büyük Friedrich henüz veliahtken 14 Ağustosu 15 Ağustosa bağlayan gece tam gizlilik içinde, Braunschweig’da locaya dönüştürülmüş bir odada, loca donanımlarını da beraberinde getiren Hamburglu Kardeşler tarafından tekris edildi. Tekris İngiliz ritüeline göre yapıldı. Veliaht önce Çırak, daha sonra Kalfa ve Üstat oldu. Ritüelin güzelliğinden ve sembollerin derin anlamlarından etkilenen veliaht, sabaha karşı Braunschweig’den ayrılırken Baron von Oberg ve Baron von Bielfeld’i Loca kurmak için henüz veliahtken orada yaşadığı Rheinsberg şatosuna davet etti. Bu Locayı önce Baron von Oberg ve daha sonraları da çoğunlukla veliaht yönetti.

Büyük Friedrich’in sarayında görevli, Etienne Jordan 1740 da “Üç Büyük Dünya Küresi” adlı Locayı kurdu. Büyük Friedrich’in ordusu ile birlikte sefere gitmesi üzerine saray Locası Kardeşleri bu yeni Locaya geçtiler.

1744 yılında bu loca kendini “Üç Büyük Dünya Küresi İçin Milli Ana Büyük Loca” (Große National Loge zur Drei Welt Kugel) olarak beyan etti ve daha başka localar da kurdu. Bunlar arasında daha sonraları 1765’de “Royal York Dostluğu” (Royal York zur Freunschaft) adını alarak Büyük Loca olacak olan Loca da vardı.

Bu Büyük Locaya “Titiz Gözlem” (Strikte Observanz) Locası yüksek derece sistemi olarak girdiyse de 1780’de tekrar çıkarıldı. “Titiz Gözlem” Locası (Strikte Observanz) 18. yüzyılda yüksek derecelerde çalışan ve kökü Templier Şövalyelerine dayandığı ileri sürülen ve günümüz değerlendirmelerine göre şüphesiz bir gayri muntazam kuruluştu.

Üç Büyük Dünya Küresi İçin Milli Ana Büyük Loca da 1782’de kendini bağımsız ilan ederek yüksek derecelerin yalnız bilgi edinmek için uygulandığı değişik bir sistem kabul etti. 1796 yılında kraliyet koruması altına girdi. En üstte 7 üyeden oluşan “İç Vadi” (Innere Orient) denilen bir yönetim sistemini aldı.

Bu Büyük Loca daha sonraları üç Johannis Bir İskoç ve üç İç Vadi derecesi içeren bir derece sistemi geliştirdi. Bu Büyük Loca günümüzde 8 derece üzerinden çalışmaktadır.

Nasyonal Sosyalistlerin masonluğu yasaklamasından önce, Nazilere uyum sağlama amacı ile adını “Milli Hıristiyan Tarikatı” (Nationalen Christlichen Orden) olarak değiştirdi, ancak 1935 yılında kendi kendini feshetme şansızlığından kurtulamadı. Bu Büyük Locaya 1933 yılında 177 Loca, 22.700 kardeş kayıtlıydı. 2. dünya savaşından sonra yeniden kuruldu ve 1970 yılından beri Alman Birleşik Büyük Localar’ına (Vereinigte Großlogen von Deutscland, VGLvL) bağlıdır.

Almanya Masonları Taşra Büyük Locası, Mason Tarikatı
(Große Landesloge der Freimaurer von Deutschland, Freimaurerische Orden)


Prusya ordusunun tıbbiye şefi Kellner von Zinnendorf 1770 yılında bu Büyük Locayı kurdu. İsveç’ten “Ekleftik Aktdini” (Eklefftischen Akten) temin ederek bu sistemi bir ritüel reformu biçiminde uygulamak istedi kabul edilmeyince Berlin, Potsdam ve Stettin Localarının katılımı ile kendi Büyük Locasını kurdu. 1773 yılında Londra tarafından tanınan bu büyük loca 1786 yılında İngiltere’den ayrıldı. Bu Büyük Loca devamlı olarak önemli gelişmeler kaydetti ve 1782 de von Zinnendorf’un ölümünde toplam 62 Johannis loca kayıtlıydı. Ayrıca Avusturya, Şilezya, Pomeranya, Aşağı Saksonya, Rusya ve Mecklenburg vadilerinde de kendine bağlı locaları vardı.

1932 yılında bu Büyük Locaya bağlı 22.300 üye ve 173 loca vardı. Nazi’lerden korunmak için diğer Büyük Localardan daha önce adını “Alman Hıristiyan Tarikatı” (Deutschchristlicher Orden) olarak değiştirdi. Ancak bu uyum sağlama gayreti işe yaramadı ve 1935 yılında kendi kendini feshetme zorunda bırakıldı.

Bugünkü adı ile “Alman Masonları Taşra Büyük Locası, Mason Tarikatı” (Große Landesloge der Freimaurer von Deutschland Freimaurerischen Orden) “Birleşik Alman Büyük Locaları” nın (Vereinigte Großlogen von Deutschland VGLvD) üyesidir.

Prusya Büyük Locası Royal York Dostluğu
(Royal York zur Freundschaft)


1760 yılında Yedi Yıl Savaşların’da esir düşen Fransız subayları tarafından Berlin’de “Aux trois Colombes” Locası kuruldu. York Dükü Eduard August’un tekrisinden sonra adı “Royal York de l’Amitié” olarak değişti. 1768 yılında Londra’daki ana locadan patent alarak adını “Brandenburg Devletlerinin Taşra Locası” (Provinzialloge der Brandenburgische Staaten) olarak değiştirdi.

Yasaklanmadan kısa bir süre önce, 1932 yılında 104 loca ve 11.500 kardeş kayıtlıydı.

Batı Almanya’da 1945 yılında tekrar kurulan bu Büyük Locanın eski üye Locaları Alman Birleşik Büyük Locasına (VGL v.D) bağlandılar.

Günümüzde 3 Prusya Büyük Locasından biri olan bu Büyük Loca hukuki varlığını sürdürmekle beraber Almanya Eski Hür ve Kabul Edilmiş Masonlar Büyük Locası’na (Grossloge der Alten Freien und Angenommenen Maurer von Deutshland) bağlı bir Loca olarak yasal varlığını sürdürmektedir.

Hamburg Büyük Locası
(Goße Loge von Hamburg)


Daha önceki adı “Hamburg ve Aşağı Saksonya Taşra Locası” (Provinzialloge Von Hamburg und Niedersachsen)

1737 yılında İngiltere’den yapılan girişimlerle Hamburg’da “Loge d’Hambourg – Société de Maçons Libres de la ville de Hambourg” kuruldu. Loca ilk kez 1741 yılında "Absolom" daha sonra ise "Absolom zu den drei Nesseln" adlarını aldı. 1740 yılında Mathias Lüttman Londra’da loca kayıtlarına geçirtti; böylece İngiliz Taşra Büyük Locası oldu ve Lüttman da Hamburg ve Aşağı Saksonya Taşra Büyük Üstadı oldu.

Friedrich II’nin tekrisinden başka bu Büyük Locanın tarihinde ikinci bir önemli olay ise, 1771 yılında Lessing Kardeşin Hamburg vadisinde çalışan “Üç Gül” (Zu den drei Rosen) locasında tekrisidir. Lessing, bilindiği gibi, yazıya döktüğü Masonik düşünceleri ile dünya masonluğuna oldukça büyük katkılarda bulunmuştur.

1811 yılında Napolyon istilası sırasında "Grand Orient de France" tarafından taşra locası olarak ilhak edilmekten korunmak için bağımsızlığını ilan etti. İngiltere bu girişimi anlayış ve toleransla karşıladı. “Mayıs çiçeği Emanuel” (Emanuel zur Maienblume) locasından Tiyatro Müdürü olan Friedrich Ludwig Schröder Büyük Üstad oldu. Yürürlüğe koyduğu Ritüel ona Alman Masonluğu’nun reformatörü unvanını kazandırdı. İngiltere tarafından tanınmaya devam etti. 1900 yılında Settegast da kısa ömürlü olan Büyük Locası ile Hamburg Büyük Locasına katıldı.

1932 yılında tüm dünyada Hamburg Büyük Locasında 56 Loca ve 5000 Kardeş üyeydi. Bu Büyük Loca büyük bir saygınlığa sahipti. Taşra locaları dünyanın en kuzeyindeki Hammerfest kentinden, en uzak kent olan Şanghay’a kadar yayılıyordu. Günümüzdeki Güney Afrika ve Güney Amerika’daki önemli localar bu büyük locaya bağlıydılar. Almanya’daki ağır koşullardan ötürü 1935 yılında Şili’de Valparaíso kentinde temsilci bir kurul kurarak, burada çalışmalarına devam etti. 1945 yılında tekrar örgütlendi. Son büyük üstadı Rahip Wilhelm Hintze 1949 yılında kuruluş akdini Frankfurt Pauls Kilisesinde Birleşik Alman Büyük Locasına (VGL A.F.u.A.M) bıraktı. Büyük Üstat Rahip Wilhelm Hintze Birleşik Alman Büyük Locasının VGL’nin (A.F.u.A.M) onursal büyük üstadı olarak kabul edildi.

Eklektik Mason Birliği Ana Büyük Locası
(Große Mutterloge des Eklektischen Freimaurerbundes)


1741 yılında VII. Karl’ın taç giyme töreninde Frankfurt’da kuruldu, 1743 yılında Londra’dan patent aldı. Bu büyük loca çok çalkantılı bir süreç yaşayarak 1783 yılında Wilhelmsbad Konvanın’da eski ana ilkelerden vazgeçerek tüm diğer sistemlerdeki en iyileri seçme kararını aldı. 1933 yılında bu eklektik (seçkinler) birliğine kayıtlı 24 loca ve 3500 kardeş vardı. Üçüncü Alman İmparatorluğunun (Hitler Almanyası) başlangıcında kendini feshetti.

Fesihten önce kendine bağlı eski üye Localar 1949 yılında, çok sayıdaki eski localar ve büyük localar gibi, Birleşik Alman Büyük Locasına VGL ( A.F.u.A.M.) bağlandı.

Hannover Krallığı Büyük Locası
“Großloge des Königreiches Hannover”


1755 yılında kuruldu. 1801 yılında Hamburg’dan Schröder Ritüelini aldı. 1810 yılında Napolyon istilası sırasında “Vestfalya Büyük Doğusu’na (Großorient von Westfallen) bağlandı. 1828 yılında “Hannover Krallığı Büyük Locası” (Großloge des Königreiches Hannover) adına aldı. 1856 yılında İngiliz kralı V. Georg himayesine aldı. 1866 yılında Hannover Krallığı Prusya’ya bağlandı ve Büyük Loca da bağımsızlığını yitirdi ve Berlin’deki “Royal York Dostluğu” (Royal York zur Freundschaft) Büyük Locasına bağlandı ve tarihe karıştı.

Saksonya Taşra Büyük Locası
(Große Landesloge von Sachsen)


Polonya Kralı Güçlü August’un oğlu Graf von Rutowsky 1738 yılında Dresden’de ilk locayı kurdu. 1811 yılında birçok Saksonya locası, “Saksonya Taşra Büyük Locası” nı (Große Landesloge von Sachsen) ilan etti. Yüksek dereceler yoktu. Her ne kadar ritüel özgürlüğü varsa da genel olarak Schröder ritüeline göre çalıştı. 1932 yılında “Saksonya Taşra Büyük Locası”nın (Große Landesloge von Sachsen) 44 üye locası ve 7200 kayıtlı üyesi vardı. Bu Büyük Loca da adını 1933 yılında kendi kendini feshetmeden önce “Saksonya Alman Hıristiyan Tarikatı” (Deutschchristlicher Orden) olarak değiştirmişti.

Bayreuth Güneşi Büyük Locası
(Großloge “Zur Sonne” in Bayreuth)


Bu Büyük Loca Büyük Friedrich’in, Brandenburg - Bayreuth Sınır Kontu olan eniştesi tarafından 1741 yılında kuruldu. Önce şato locası olarak, 1744 yılında ise şehir locası olarak çalışmaya başladı ve “Bayreuth Güneşi Büyük Locası” (Großloge Zur Sonne” in Bayreuth) adını aldı, kendini ana Loca ilan ederek Ansbach ve Erlangen’de şube localar kurdu. 18. Yüzyılın bilinen karışıklıkları başladı ve 1764 yılında loca yüksek deceler sisteminde çalışan “Strikten Obserserwanz”a geçti. 1764 den 1779 a kadar uykuda kaldı ve 1791 yılında Berlin’de bulunan bu büyük loca “Prusya Büyük Locası Royal York Dostluğu” (Royal York zur Freundschaft) büyük locasına bağlandı. 1807 yılında bu büyük locanın taşra locası oldu, ancak 1810 yılında bağımsızlığını ilan etti ve Feßler ritüeline göre çalışmaya başladı. 1810 yılında Bayreuth Bavyerya’ya bağlanınca “Bayreuth Güneşi Büyük Locası” (Große Provinzialloge Zur Sone) adı ile yaşamını sürdürdü. Katolik kilisesinin saldırıları karşısında üyelerinin %50 si Katolik bakış açısına göre tövbekâr oldu. İsviçreli büyük devlet hukukçusu Johann Caspar Bluntschli büyük üstat olarak anayasasını reformize etti. Norveç, Romanya ve hatta 1920 yılında Çekoslovakya’da şubeler kurdu.

1932 yılında bu Büyük Locaya 45 loca ve 4000 kardeş üye idi ve feshedilmeden önce “Gesellschaft zur Pflege deutscher Kultur” (Alman Kültürünü Koruma Derneği” adını aldı. 1945 yılındaki tekrar kurulmasından sonra kendine bağlı Localar Birleşik Alman Büyük Locasına (VGL A.F.u.A.M.v.D) bağlandı.

Lebzig Alman Kardeşlik Zinciri Büyük Locası
(Großloge Deutsche Bruderkette in Lepzig)


1833 de hiçbir büyük locaya bağlanmak istemeyen beş Locanın özgür iradesi ile kurulan “Lebzig Alman Kardeşşlik Zinciri Büyük Locası”na (Großloge Deutsche Bruderkette in Lepzig) 1924 yılında üç Loca daha katıldı. Üye Localar ritüel konusunda özgür bırakıldı. 1932 yılında 2200 kardeş üye idi. Bu büyük loca 1932 yılında lağvedilmeye zorlanmadan önce “Alman Katedralinin Hıristiyan Tarikatı” (Christlicher Orden deutscher Dom) adını aldı.

Doğan Güneş Mason Birliği Büyük Locası
(Freimaurerbund zur aufgehende Sonne)


Bu Mason Birliği Büyük Locası 1905 yılında özgür düşünenlerin birliği olarak kuruldu ve daha sonra locaya dönüştürüldü. 1000 üyesi bulunan bu locanın masonluk anlayışında din yoktu. Bu nedenle diğer büyük localar tarafından muntazam olarak kabul edilmedi. Bölünmeler oldu ve bir grup temel koşul olan monizmi (vahdetiye) ret ederek muntazam localara geçtiler. Pasivizm anlayışından dolayı bu büyük loca birinci dünya savaşında hızlı bir biçimde yükseldi ve 1921 yılında “Grand Orient de France” tarafından tanındı. Bunun sonucu olarak fikir ayrılıkları oluştu ve kardeşlerin bir bölümü intizama döndüler. Başka bir önemli grup 1930 yılında ayrıldı ve “Alman Sembolik Büyük Locası”nı (Symbolische Großloge von Detschland) kurdu.

1933 yılında feshedildi. İkinci dünya savaşından sonra Hamburg’da bu Büyük Locaya bağlı Localar yeniden kuruldu ve Birleşik Alman Büyük Locasına (VGL A.F.u.A.M. v. D.) bağlandılar.

Alman Sembolik Büyük Locası
(Symbolische Großloge von Detschland)


1930 yılında yaklaşık 600 kardeş “Alman Sembolik Büyük Locas”nı (Symbolische Großloge von Detschland) kurdular. Ancak bu Büyük Loca diğer Alman Büyük Locaları tarafından tanınmadı. Weimar Cumhuriyeti Büyük Localarının aksine “Alman Sembolik Büyük Locası” (Symbolische Großloge von Deutschland) uluslararası Masonluk ilişkilerine önem verdi ve pasivizm temel anlayışı ile çalışarak daha çok sosyal sorunlara eğildi. İlk büyük üstadı Leo Müffelmann idi. 1932 yılında 26 loca ve 1200 kardeş Sembolistlere katıldı, ancak Leo Müffelmann 15 Nisan 1933 tarihinde “Alman Sembolik Büyük Locası”nın (Symbolische Großloge von Detschland) Almanya’daki bütün şubelerini kapattı. “Alman Sembolik Büyük Locası” (Symbolische Großloge von Detschland”) tüm dokümanlarını 1931 yılında Alman kardeşlerin şube loca kurdukları Filistin’e götürüldü. Bu Alman locası, Filistin’de “Siloah kaynağı” (Zur Quelle Siloah) adı ile sürgünde çalışmasına devam ederek Masonik nuru yaymaya devam etti ve 1949 yılında “Birleşik Alman Büyük Locası”nın (Vereinigte Großloge von Deutschland’ın (VGLvD) Frankfurt Pauls-Kirche de kuruluş toplantısı sırasında büyük üstat Theoder Vogel tarafından teşekkür edilerek onurla karşılandı.

“Siloah kaynağı” (Zur Quelle Siloah) locası günümüzde de Kudüs’de İsrail Büyük Locası’na 26 matrikül numarası ile bağlı olarak çalışmalarını Almanca sürdürmektedir.

Barış Büyük Locası, Darmstadt
(Die Große Freimaurerloge “Zur Eintracht” in Darmstadt)


Eklektik birliğin 1844 yılında kabul ettiği Hıristiyan prensiplerinden dolayı ayrılan Localar 1846 yılında bu Büyük locayı kurdular.

1932 yılında 10 Loca ve 900 Kardeş bu Büyük Locanın üyesiydiler.

1933 yılında kendi kendini feshetti.

1945 yılında tekrar kuruluşundan sonra, 1949 yılında kendine bağlı Localar Birleşik Alman Büyük Locasına (VGL AF u. AM) bağlandılar.

Kaiser Friedrich Akde Sadakat Büyük Locası
(Großloge Kaiser Friedrich Zur Bundestreu)


Aynı zamanda Seetegast Locası olarak da bilinen bu Büyük Loca 1892 yılında Herrmann Settegast tarafından Berlin’de kuruldu. Settegast 1889 yılında Prusya Büyük Locası Büyük Üstadı olarak yüksek dereceleri kaldırmak istedi, başaramayınca istifa etti. Hamburg Büyük Locasına bağlı olarak Berlin’de bir Loca kurma girişimleri kabul edilmeyince Settegast mahkemeye başvurdu. Duruşma kendi lehine sonuçlandı. Mahkeme kararı ile o güne kadar üç Prusya Büyük Locasının tekelinde olan Berlin’de Loca kurma yetkisi bu mahkeme kararı ile son buluyordu.

Settegast kendi Büyük Locasını kurdu, ancak muntazam olmasına rağmen diğer Prusya Büyük Locaları tarafından tanınmayınca 1900 yılında kapanarak Hamburg Büyük Locasına bağlandı ve tarihe karıştı.

Masonluk 280 yıllık tarihinde dünyanın birçok ülkesinde her zaman itibar gördü.

İmparatorlar, krallar, prensler, piskoposlar ve bilim, sanat, ekonomi ve politika dünyasının önemli kişileri de bu kardeşlik kuruluşuna katıldılar. Ancak yine de her zaman Masonluğa çeşitli saldırılar oldu. İngiltere’de 1717 yılında kuruluşundan itibaren Kardeşler politik ve dini yönden Locaların kurulduğu her yerde kovuşturuldular.

Almanya’da baron Karl Philip von Pfalz 21 Ekim 1737’de devlet görevlilerine Mason Localarına girmeyi yasakladı. Bu Almanya’da ilk Mason yasağıydı. 1738 yılında İsveç’te Mason toplantılarına katılanlara ölüm cezası öngören bir kraliyet fermanı yayınlandı. Fransız kralı XV. Louis tüm tebaasına Masonlarla ilişkiyi yasaklamış ve çevresindeki Mason olan asilleri uzaklaştırmıştı. Polonya kralı II. August Masonlar için genel bir yasak koymuş ve İspanya kralı V. Philipp de aynı yolu izlemişti. Bu sıralarda Portekiz’de Mason Localarına üye olanlar küreğe mahkum edilmiş ve hatta zaman zaman yakılarak idam edilmişlerdi. Normalde özgürlükten yana olan Hamburg Senatosu bile, devlet hizmetinde çalışanların Loca toplantılarına katılmalarını yasak etmişti.

Bu yasaklamalara kilise de katılmış 28 Nisan 1738 de Papa XII. Clemens Masonluğa karşı ilk fermanını yayınlamıştı. Bunu diğer papalar da izledi. Kilisenin yasağı tam olarak şu görüşe dayanıyordu: “Bu gibi toplantılarda her dinden ve her kesimden insanlarının bir araya gelmesi Katolik dininin saflığına büyük zararlar verir”

Tarihte hiçbir zaman Masonlar Nazi Almanya’sında olduğu kadar acımasızca kovuşturulmamışlardır. İmparatorluk zamanında Masonluk saygınlıkla karşılanmış, yalnız İmparator II. Wilhelm kendisi Mason olmamış babasının ve dedesinin başlattıkları geleneği bozmuştur. O zamanlar Alman İmparatorluğundaki Masonların sayısı 80.000 den fazlaydı.

Birinci dünya savaşı kaybedilip imparatorluk çükünce, Alman halkı çaresizliğe düşmüş, ulusun bu talihsizliği ve yarınına güvenememesi genel bir toleranssızlık atmosferi yaratmış ve dolayısıyla kör taassubun oluşmasına neden olmuştu.

General Erich von Ludendorf gibi politik peygamberler bu ulusal felaketi kendi beceriksizliklerinde değil de, daha çok Alman halkının kahramanca savaşına karşı çeşitli düzenbazlıklar yapan karanlık güçlerde aramıştır. Bu ilkel nasyonalist propaganda, Yahudileri, Cizvit tarikatı mensuplarını, komünistleri ve Masonları hedef almıştır.

O zaman “Devlet üstü güçler” korkutucu öcü gibi halka empoze edilmiş ve enternasyonalizmin her türlüsü ile savaşılmıştır.

Nazi Almanyası'nın yöneticileri Erich von Ludendorff ve karısının bu asılsız iddialarını daha sonraki Masonlara karşı yürüttükleri soruşturmalarda kullanmışlardır.

Erich von Ludendorff’un antimasonik yazılarından birkaç örnek:

“Almanya’daki Masonluk kuzeydeki üst tabakaya karşı yapılan Fransa’daki kanlı Masonik ihtilali desteklemiştir”.

“Yahudi-Mason sloganı olan Özgürlük, Eşitlik ve Kardeşlik, halkları köleleştirip esareti, halklar ve kardeşler arası düşmanlığı yaratmıştır”.

“İmparator II. Wilhelm de, Çar gibi Mason değildi, her ikisi de tahtlarından oldular”.

“Masonluğun temelinde gördüğümüz gibi, başka ulusları, başka halkları ve bireyleri ve dolayısıyla Almanları baskı altına alarak Yahudileştirmeyi hedef alan, onları geleneklerinden ayırıp onların gururlarını ayaklar altına almayı amaçlayan bir Yahudi ahlak anlayışı vardır”.


Hitler de Lüdendorff’un bu “Devlet üstü güçlere” karşı savaşını devralıp devam ettirdi.

Nasyonal Sosyalistler Masonlara karşı resmen savaş açtılar. Nazilerin ideolojik yapılarına hümanizm, hukuk devleti ve her şeyden önce tolerans gibi ahlak değerleri hiç de uygun değildi. Naziler, 1933 den sonra, dünyada Almanya’ya karşı çalışan sözde Yahudi – Mason ittifakına karşı savaş şiddetini arttırdılar. Birçok Mason binalarını antimasonik müzelere dönüştürdüler ve Masonluk karşıtı gezici sergiler düzenlediler. 1933 den sonra Mason Locaları kendi kendilerini feshetmeye zorlandılar.

Bu fesihler sırasında locaların taşınmazları devlet hazinesine aktarıldı, eşyaları yağmalandı, kardeşler kovuşturuldular, işkence gördüler ve öldürüldüler.

Bu arada adını bir tarikat adına dönüştüren Hamburg Büyük Locasının 30 Temmuz 1935 günü yaptığı Fesih Konvanının tersimatı çok çarpıcı bir örnektir. Bu tersimattan bir pasaj: “Burada hazırlanan ritüelden sonra Büyük Üstat Bröse, Weckerstr’deki o güzel Loca binasında Gestapo yetkililerinin de bulunduğu Konvanını açtı. Büyük Üstat Bröse orada bulunanları içten sözlerle selamladı. Büyük Üstat Bröse, Büyük Locanın derhal feshi için teklifte bulundu ve aynı zamanda tartışmaya izin vermeyeceğini açıkladı. Fesih kararı açıklamasını üç çekiç darbesi izledi. Bu çekiç darbelerinden Kardeşler çok etkilendiler ve kendilerini korkunç bir boşlukta hissettiler. Bazı Kardeşlerin gözlerinden yaşlar geldi”.

O zamanlar Alman basınında, araba üzerinde bağlanmış başkent caddelerinde dolaştırılan bir öğretmenin resmi yayınlandı. Çünkü o bir Berlin Locasını, Üstadı Muhterem olarak yönetmişti. Almanya’nın kuzey sahillerinde dünyaca ünlü kaplıcaların bulunduğu bir kasabada, SA görevlileri, boynunda kartondan bir levha asılan saygın bir esnafı kasaba sokaklarında iteleyerek ve hırpalayarak halkın gözünden düşürmek için gezdirdiler. Kartondan yapılmış levhada “Ben bir Mason domuzuyum” yazıyordu.

Locaların fesih ve kapatılması 1935 Ağustosunda tamamlandı. Nasyonal Sosyalist basın “Tamamen İmha” başlıklı haberler verdi.

Alman Birleşik Büyük Locaları
(Vereinigte Großlogen von Deutschland, VGLvD)


1933 ile 1935 yılları arasında Alman Masonluğu Nasyonal Sosyalistlerin yok olma tehditleri ve oyunları karşısında herhangi bir güçten yoksundular. Yeni hâkim güçlerin kötü niyetleri karşısında kısmen uyum sağlama çabaları da gösterildi. Bu çabalar da Nazi’lerin düşmanca davranışlarını önleyemedi. Bu deneyimlerden yola çıkılarak, ikinci dünya felaketinden sonra güçlü bir genel temsil fikri çoğunluk kazandı. Ancak bir engel vardı, Almanya işgal kuvvetleri tarafından bölünmüştü. Olağanüstü bir enerji ile Bavyeryalı Dr. Theodor Vogel birleşme için ilk önemli adımı attı. Yapılan toplantılarda Alman Masonluğu’nun kaderini belirleyen önemli bir karara varıldı; Bir tek Masonluk vardı. Geçmişteki birçok mason kuşakların özlemi olan birleşme ortamı hazırdı.

Böylece, sonunda 19 Haziran 1949 tarihinde, “Almanya Birleşik Büyük Locası”nın (Vereinigte Großloge von Deutschland” VGLAF u. AMvD) Frankfurt Pauls Kilisesinde kurulma aşamasına gelindi. 1933 yılından 1949 yılına kadar Kudüs’te sürgünde bulunan “Sembolik Büyük Loca” (Symbolische Großloge) ve aynı zamanda Şili’de Valparaíso kentindeki temsilci bir kurul tarafından korunan Masonik nurlar özgür bir kardeşlik zincirinin kurulması için getirildi ve tekrar tutuşturuldu.

10 Büyük Locaya bağlı 174 üye Loca bir araya geldiler. Kuruluş sinyali çok etkili oldu. Nihai birleşme için İngiliz Birleşik Locasının tanıması gerekiyordu. Bu tanıma 5 Aralık 1956 yılında gerçekleşti. Londra’da düzenlenen Büyük Üstatlar konferansında her iki büyük loca “Almanya Birleşik Büyük Locası “ (VGL, Vereinigte Großloge von Deutschland) ve “Almanya Masonları Taşra Büyük Locası” (GLL F.v.D, Große Landes Loge der Freimaurer von Deutschland) temsil edildiler. Her iki Alman Büyük Locası temsilcileri gelecek için birleşmeye çağrıldılar. Her iki Büyük Loca 27 Nisan 1958 tarihinde “Almanya Birleşik Büyük Locaları, Alman Masonları Kardeşliği” (Vereinigte Großlogen von Deutschland, Brüderschaft der Deutschen Freimaurer) adı altında birleştiler. İlk kurulan Birleşik Alman Büyük Locası karışıklıkları önlemek için önce “Taşra Büyük Locası” (Große Landes Loge) adını aldı ve daha sonra bu ad “Almanya Eski Hür ve Kabul Edilmiş Masonlar Büyük Locası” (Großloge der Alten Freien und Angenommenen Muarer von Deutschland, GL A.F.u.A.M.v.D) olarak değişti.

1958 yılında hazırlanan anayasa Alman Masonluğunun Magna Charta’sını oluşturdu. Şimdiye kadar Büyük Üstatlık görevini yürütmekte olan Theodor Vogel’in görevi konvanda tekrar teyit edildi. 1970 yılında o zamana kadar beklemekte olan “Üç Büyük Dünya Küresi İçin Milli Büyük Loca” (Große National-Mutter Loge, Zu den drei Weltkugel) ve şimdiye kadar taşra locası olarak işlevini sürdürmekte olan Amerikan Kanada ve Britanya Büyük Locaları da Birleşik Alman Büyük Locaları VGLvD üyesi oldular.

Alman Masonluğunda Felsefi Dereceler

Günümüzde Alman Masonluğundaki felsefi derecelerde çalışan Dört Yüksek Derece Sistemi vardır. Günümüz Almanyası'nda çalışan Mavi Localara Johanniis Loge denmektedir. 24 Haziran 1917 tarihinde, bir Büyük Loca kurmak için Yuhanna gününde bir araya geldiler ve Hazreti Yahya’yı (Vaftizci Yahya) koruyucu pir olarak seçtiler. O zamandan bu yana ilk üç derecede çalışan Localara Johannis Loca denmektedir. Çalışmalarında Hristiyan öğeleri benimsemiş olan Almanya Masonları Taşra Büyük Locası’na bağlı Localarda atlarda Yunhanna incili açık durur. Bu Localarda ilk üç derecedeki Kardeşlere de Yuhanna çırağı, Yuhanna Kalfası ve Yuhanna Üstadı denir.

Üç Büyük Dünya Küresi İçin Milli Ana Büyük Loca
(Große National- Mutter Loge “Zu den drei Weltkugel”)


Bu büyük Locaya bağlı localarda ilk üç dereceden sonra, kardeşler terfi yoluyla aynı Büyük Locanın yüksek derecelerine devam edebilirler. 4. derecede çalışan Locaya “Eski Skoç Locası” denir ve Müntesiplerin Unvanı Eski Skoç Üstadıdır. 5, 6. ve 7 Derecede çalışan atölyeye İç Vadi, Müntesiplerinin unvanları ise sırasıyla Eski Skoç Üstadı, Seçilmiş Kardeş, İç Mabet Vaftizcisi, Tekâmül Emini ve 8. ve sonuncu derecede çalışan atölyeye En Yüksek İç Doğu denir ve müntesiplerin unvanı Birleşik Direktörlük Üyesi’dir. Bu derece aynı zamanda 1 den 8. Dereceye kadar tüm sistemin yönetim derecesidir.

(Almanya Masonları Taşra Büyük Locası, Mason Tarikatı)
(Große Landesloge der Freimaurer von Deutschland, Freimaurerische Orden)


Bu büyük Locaya bağlı localarda ilk üç dereceden sonra, kardeşler terfi yoluyla aynı Büyük Locanın yüksek derecelerine devam edebilirler. 4, 5 ve 6. derecede çalışan Locaya St. Andre Locası denir ve müntesiplerin Unvanları ise sırasıyla St. Andre Çırağı, St. Andre Kalfası ve St. Andre Üstadıdır. 7, 8, 9 ve 10. derecede çalışan atölyeye Şapitr denir ve müntesiplerinin unvanları ise sırasıyla Doğu Şövalyesi, Batı Şövalyesi, St. Yuhanna Emini Kardeş ve St. Andre Emini Kardeş’tir. 11. ve sonuncu derecede çalışan atölyeye En Yüksek Şapitr denir ve müntesiplerinin unvanı ise Mabet Üstadı veya Kırmızı Haçlı Şövalye Kumandanı’dır. Bu derece aynı zamanda 1 den 11. Dereceye kadar tüm sistemin yönetim derecesidir.

Eski ve Kabul Edilmiş Skoç Riti
(Alte und Angenommene Schottisches Ritus)


Bu sistem bizdeki skoç ritidir. Ancak bu ritin 1. 2. ve 3. Derecelerinde harpten önce çalışılmaktaydı. Harpten sonraki birleşmeden sonra ise ilk üç derecede çalışılmamaktadır. 4 den 33’e kadar dereceleri olan bu sistemde Olgunlaşma Locasında yalnız 4. Derecede, Şapitrde Yalnız 18. Derecede, Areopajda Yalnız 30. Derecede, Kardinaller Meclisi anlamına gelen Konsistoryum adı verilen atölyede yalnız 32. Derecede ve 33. ve sonuncu derecede yüksek şüra oluşmaktadır. Sonuncu derecede çalışılmaktadır.

Skoç ritine girebilmek için Almanya Birleşik Büyük Locasına, Amerika-Kanada Büyük Locasına ve Almanya Britanya Masonları Büyük Locasına Bağlı locaların ilk üç derecesinde çalışmış olması şartı aranır.

Royal York Dostluğu Büyük Locası
(Grosse Loge Royal York zur Freundschaft)


Adı Büyük Loca olmasına rağmen Almanya Birleşik Büyük Locasına bağlı olan bu büyük loca, büyük loca özelliklerine sahip değildir. İlk üç dereceden sonra yüksek derecede çalışan atölyeden gelen talep üzerine üye olunabilir. Yalnız 4. ve 5. Derecelerde çalışır. 4. derecede çalışan atölyeye iç vadi ve müntesiplerinin unvanı ise Hiramatik Kardeş’tir. 5. Derecede çalışan atölyeye en iç vadi denir. Bu Loca araştırmalar yaparak bağlı olduğu Büyük Locaya sunar. Üyeleri Büyük Üstat, Büyük Üstat yardımcısı ve üç yıl için seçilen kardeşlerden oluşur.

Organizasyon

Halen Almanya’da Birleşik Alman Büyük Localarına bağlı 5 muntazam Büyük Loca vardır.

Bunlar:

Almanya Eski Hür ve Kabul Edilmiş Masonlar Büyük Locası. Merkezi Bonn’dadır.
(Großloge der Alten Freien und Angenommenen Maurer Von Deutschland, GL AF u. AM v. D)


300’den fazla Loca ve yaklaşık 8.600 (2001 de 10.000) Kardeş üyesidir.

Alman Masonları Taşra Büyük Locası, Mason Tarikatı. Merkezi Berlin’dedir.
(Große Landesloge der Freimaurer von Deutschland, (FO) (GLL F v. D))


Yaklaşık 3.325 (2001'de 3.600) kardeş üyedir.

Yalnız Hıristiyanlar üye olabilirler, ancak hangi mezhebe mensup olduğu aranmaz.

Üç Büyük Dünya Küresi İçin, Milli Ana Büyük Loca, Merkezi Berlin’dedir.
(Große National-Mutterloge “Zu den Drei Welt Kugeln” (GNML 3WK))


40 Loca ve Yaklaşık 800 (2001 de 1000) Kardeş üyedir.

Milli Hıristiyan eğilimli bir öğreti sistemi vardır.

Amerikan Kanada Büyük Locası. Merkezi Frankfurt’tadır.
(American-Canadian Grand Lodge (A.F+A.M.ACGL))


36 Loca ve yaklaşık 830 Kardeş (2001 de 1000) üyedir.

Almanya Britanya Büyük Locası, Merkezi Duesseldorf’tadır.
(Grand Lodge of British Freemasons in Germany (GL BFG))


14 Loca ve yaklaşık 440 Kardeş (2001’de 500) üyedir.

Ayrıca felsefi derecelerde çalışan bir Büyük Loca ve bizim çok iyi bildiğimiz skoç riti vardır.

Royal York Dostluğu Büyük Locası. Merkezi Berlindedir.
Grosse Loge Royal York zur Freundschaft


Eski ve Kabul Edilmiş Skoç Riti. Merkezi Berlin’dedir.
Alte und Angenommene Schottisches Ritus


Yaklaşık 1860 Kardeş.

Yukarıdaki sayılara çift üyelikler dahil olduğundan gerçek toplam kardeş sayısı bu sayıların toplamının altındadır.

Almanya’daki Amerika Kanada ve Britanya Büyük Locaları (toplam 50 üye Loca vardır) daha çok askeri kuvvetlere bağlıdır ve Alman Masonluğu için anlamı yoktur. Localardaki Kardeş sayısı bu birliklerdeki personel sayısına bağlı olarak değişir.

1994 başında Alman Masonluğu yabancı askeri kuvvetler hariç yaklaşık 15.200 üyeye sahipti. Ancak üyeler arasında yaş ortalaması artmıştı.

1970 yılında toplam Kardeş sayısı 19.800, 2001 yılında 14.700 idi. Günümüzde ise yaklaşık 12.700’dür. Bu azalışın nedenini Alman toplumunun değişen yapısında aramak gerekir.

1933 yılında Almanya’da Mason Kardeş sayısı 80.000 – 90.000 arasındaydı.

İstatistiklere göre günümüzde dünyada 6,5 milyon mason vardır. Bunun 1,5 milyonu Avrupa’da, ki bunun da 1 milyonu İngiltere’dedir. Amerika Birleşik Devletleri ve Kanada’da yaklaşık 4 milyon, Orta ve Güney Amerika’da ise yaklaşık 1 milyon Mason vardır.

Almanya’daki Masonik kaynaklarda daima ünlü Masonlardan bahsedilir. Böylece politika, ekonomi, bilim ve sanatın zirvesinde olanların mason olduğu sanılır. Bu İngilizce konuşulan ülkelerde geçerli olabilir. Ancak Almanya'da durum başkadır. Almanya’da başlangıçta Masonluk çok çekiciydi, özellikle ilerici görüşte olanlar için Masonluk o zamanlar aydınlanma ile birlikte ortaya çıkan toplumun gelişmesinde katkısı olacak olan modern bir düşünce hareketi olarak görülüyordu. Masonluk 19. yüzyılda ve Weimar Cumhuriyetine kadar ulusal liberal düşünceli insanlar için de çok çekiciydi ve 19. YY’dan 20.Yüzyıla geçilen yıllarda en parlak dönemini yaşamıştı. Günümüzde Alman toplumunun ileri gelenlerinden çok az kişi masondur. Başka bir deyişle Alman Masonluğu çekiciliğini kaybetmiştir. Bunun nedenini geçmişteki önyargılar veya iftiralar olabileceği gibi günümüz Alman toplumunun karakterinde de aramak gerekir.

Almanya’daki Masonluk tarihi bize ve diğer ülkelerdeki Kardeşlerimizin ders alması gereken olaylarla doludur. Özellikle de dini ve siyasi fanatiklerin iktidarda oldukları ülkemizde alacak çok dersimiz vardır.

Evrenin Ulu Mimarı ilerlemeye çalıştığımız bu hakikat yolunda bize ve tüm dünya masonlarına yardımcı olsun.

100 Yıl Boyunca İstanbul'daki Binalarımız (1909 - 1935)

Posted by Bornocu Ersan | | Posted in , ,



Üstad-ı Muhterem, Aziz Kardeşlerim;

Bugün sizlere sunmaya gayret edeceğimiz bu çalışma, TESVİYE DERGİMİZİN hazırlanması plânlanan 100. YIL ÖZEL SAYISI için tarafımıza tevdi edilen görev sonucu başladı. Görevin amacı İstanbul’da 100 yıl boyunca içinde çalıştığımız, bazıları unutulmuş, bazılarından geriye sadece bir semt adı kalmış yapıların tamamıyla kaybolmadan önce günümüzdeki durumlarını belgelemek, Kardeşlerimize hatırlatmak, bunların gelecek kuşaklara belgelerle aktarılmasını sağlamaktı. Diğer yandan en az o kadar önemli bir diğer amaç da binalarla birlikte bugünümüzü bize sağlayan, bu şartların oluşmasında bu binaların temeline, dolayısıyla TÜRK MASONLUĞUNUN temeline taş koymuş atalarımızı, üstatlarımızı da anmaktı. Bir seneyi aşkın bir süre devam eden bu araştırmaya çok değerli Kardeşlerimiz destek verdiler. En başta benzeri çalışmayı 1988 yılında hazırlamış olan Pek Muhterem Suha UMUR Üstadıma minnetlerimizi belirtmek isterim. Bu çalışmanın her aşamasında NUR’undan faydalandırdı, yolumuzu ve bizi aydınlattı, yön gösterdi. Bazı binaları, o olmasaydı kesinlikle bulamazdık. O binalar bir isimden ibaret kalır, tarihin tozlu sayfalarında kaybolurdu. Muhterem Turgut TİFTİK ve Ahmet Hikmet TURAN Kardeşlerim yapıların günümüzdeki durumlarını görüntülemek için çok değerli vakitlerini ayırarak büyük mesai harcadılar. Muhterem Turgut TİFTİK Kardeşim bu sunumun bu hale gelmesini sağladığı gibi, projeyi de beraber oluşturduk. MİMAR SİNAN Locası Üstad-ı Muhteremi Muhterem Ahmet ŞENKUT Kardeşimize verdiği destek ve harcadığı mesai, ayrıca Ergin KOPARAN Kardeşimize de arşivimizden sağladığı belgeler için teşekkür ederiz.

Elbette tahmin edileceği gibi, bu kadar değerli Kardeşler destek verince elimizde bir makaleye, hatta bir sunu’ya sığmayacak bilgi, belge ve görüntü birikti. Bu belgeler arasında bilhassa Maşrık-ı Âzam’ın kuruluşuna ait olan 9 ve 15 Temmuz 1909 tarihli toplantıya davet sirkülerleri ile 13 Temmuz, 1 Ağustos, 9 Ağustos ve nihayet 10 Ağustos tarihli sirkülerlere dikkatinizi çekmek isteriz. Halen Muhterem Viktor SİDİ Üstadımız tarafından büyük bir itina ile ve 1909 yılının masonik ifadelerine uygun bir şekilde Fransızca’dan tercüme edilmekte olan bu belgeler bu çatı altında, ilk defa bu çalışma ile Kardeşlerimizin bilgisine sunulmaktadır. Bu vesile ile de bütün Kardeşlerimiz adına Muhterem Viktor SİDİ Üstadımıza harcadığı özverili büyük mesai için teşekkürü bir borç biliriz. Takdir edeceğiniz gibi, çok önemli bu belgeler başlıbaşına ayrı bir araştırma konusu teşkil etmektedir.

Sonuç olarak bu kadar birbirinden değerli Kardeşimizin desteğine ve uzun bir zaman dilimine yayılmış tüm çabalarımıza rağmen elbette bu çalışma tam ve mükemmel değildir. Kardeşlerimizin değerli katkıları ile eksiklerinin zaman içinde tamamlanmasını ümit etmekteyiz.

Şimdi sizlere makul bir sunum süresini aşmadan 1909 öncesine kısaca, satır başları ile değinip, esas olarak Maşrık-ı Âzam’ın kuruluşundan uyku dönemine kadar olan zaman dilimindeki gelişmeleri sunmaya çalışacağız. Ön plânda binalarımızı anlatırken, elbette ki beraberinde “Türkiye’de Masonluk Tarihini” de hatırlayacağız.

1909 ÖNCESİNDE MASONLARIN ÇALIŞTIKLARI BİNALAR

DANDRIA PASAJI
ASMALI MESCİD No:34
AĞAHAMAMI SOKAK No:12


Maşrık-ı Âzam-ı Osmanî’nin kuruluşundan önce İstanbul’daki yabancı obediyanslara bağlı Localar büyük bir çoğunlukla Beyoğlu‘nda bulunmakta idiler. Bildiğimiz belgeye dayalı en eski adresler Grand Orient de France’ın 1885 yılında yayınlamış olduğu “Calendrier Maçonnique” adlı kitapta bildirilen, İstanbul’da Grand Orient de France’a bağlı olarak kurulmuş ve çalışmakta olan Localar’a ait bilgilerdir. Bu bilgiler Locaların ve o tarihteki Üstad-ı Muhteremlerinin isimlerini, kuruluş tarihlerini ve toplandıkları yerleri kapsamaktaydı. Buna göre L’Etoile du Bosphore Locası 1858 yılında; Proodos Locası 1867 yılında kurulmuştu ve her iki Loca’da Hollanda Sarayı karşısındaki Dandria Pasajı’nda (Bugünkü Tekos Çıkmazı) çalışmaktaydılar. Keza SER Locası da 1865 yılında kurulmuştu, Üstad-ı Muhteremi Artin Noradunkyan’dı ve Voyvoda Caddesi üzerindeki Noradunkyan Han’da çalışmaktaydı. Noradunkyan Han’ın Türkiye’deki Masonluk Tarihi’nde önemli bir yeri vardır ve görüleceği üzere 1909 senesinde gene karşımıza çıkacaktır. Diğer taraftan elimizdeki 1866 yılının Şubat ayına ait bir belgede de SER Locası’nın Asmalı Mescit 34 numaradaki, belgedeki ifadeyle “le temple maçonnique” de toplandığı görülmektedir. 1871 senesinde Grand Orient de France’a bağlı dört Loca ile Grande Oriente d’Italia’ya bağlı bir Loca Beyoğlu’nda, Ağahamamı sokağında üç sene için 12 numaralı binayı kiralamışlardı. Bu Localardan Proodos, döneminin fevkalade önemli bir Locasıdır. Veliahd Mehmed Murad Efendi (5.Murad) bu Loca’da tekris olmuş, ikinci ve üçüncü dereceye Ağahamamı sokağındaki bu binada yükselmiştir. Proodos Locasının matrikül defterinde V. Murad’ın kaydını görmektesiniz. Bu kayıtlarda Tekris, Geçiş ve Yükseliş tarihi olarak aynı gün, 08 Aralık 1872 tarihi yer almaktadır. Ayrıca Proodos Locasının mührünü ve Veliahd Mehmed Murad efendinin imzasını da görmektesiniz. İmza 10 Temmuz 1873 tarihinde Grand Orient de France’a yazdığı mektuptan alınmıştır ve Veliaht Murad imzasının sonuna masonik bir incelikle üç nokta koymuştur. Veliaht Murad’ın tekris edildiği, 18 Aralık 1872 tarihli, 4 sahifelik bir mektupla Grand Orient De France’a bildirilir. Osmanlı İmparatorluğu’nun veliaht’ının tekris haberi Fransa’da ciddi bir heyecan yaratır. Bugün Ağahamamı Sokağı nisbeten eski halini korumaktadır, ancak sokağın başlarında yer alan binaların yerinde ellili yıllarda yapılmış apartmanlar vardır.

ÇİÇEK SOKAĞI

Arşivimizden ilk defa bugün gün Işığına çıkan, 3 Mart 1876 tarihini taşıyan ve Grand Orient de France’a gönderilmiş kat plânları, Suha Umur Üstadımızın 1988 yılında yapmış olduğu çalışmayı teyid etmektedir. Bu çalışmada bazı Locaların Kalyoncu Kulluğu Sokağı ile üç Horan Ermeni kilisesi arasında bulunan Çiçek sokağındaki bir evi kiralamış oldukları belirtilmiştir. Gerçekten de iki katı içeren ölçekli plânların üst katında toplantı salonu görülmektedir.

Toplantı Salonunda basamaklarla çıkılan Doğu özellikle belirtilmiştir. Çiçek Sokağına cepheli giriş katının iki yan cephesinin boş olması binanın müstakil olduğunu düşündürmektedir. 5 kapı numaralı binanın hemen önünde umuma açık bir çeşme bulunmaktadır. Bu herhalde o dönem için fevkalade önemli bir özellik olsa gerek. Çeşmenin simetriğinde, sadece girişte yer alan vestiyer diye tabir edebileceğimiz bir bölüm önce avluya oradan da giriş katı koridoruna bağlanmaktadır. Koridorun başında sağda üst kata çıkan merdiven, sol tarafında ise kütüphane yer almaktadır. Koridorun sağ tarafında merdivenden sonra Bekleme Odası, geçince son kısımda Tefekkür Hücresi bulunmaktadır. Binanın arka cephesinin bir bölümünde avlu olup diğer kısım binanın iki yan cephesi gibi boştur.

TOKATLIYAN OTELİ

Bütün bu süreç boyunca yabancı obediyanslara bağlı Localarda çalışan Türk Masonları Türk Masonluğu’nun milli teşkilatını kurmak amacındaydılar ve bu amaca ulaşmak için çalışmaktaydılar. Bu çalışmalarda 1907 yılında Brüksel’de yapılan uluslarası masonik toplantı önemli bir yer tutmaktadır. O döneme, bilhassa bu toplantıya ait belgeleri Belçika’dan temin ettik, muhtemelen bir hafta içerisinde elimize geçmiş olacak. 1908 Ağustosunda, Meşrutiyet‘in ilanından hemen sonra, Selanikten gelen Masonların, İstanbul‘da bulunan Masonlarla İstiklal Caddesinde, Splendid kahvehanesi üzerindeki Tokatlıyan Oteli salonunda Mıgırdıç Tokatlıyan Kardeşin yardımıyla bir toplantı yaptığı ve Ferid Asseo’nun Selanik’teki masonik faaliyetleri aktardığı anlatılıyor. Keza aynı amaçla Pera Palas'ta yapılan bir diğer toplantı da 20 Ağustos 1908 günü yayınlanan İkdam Gazetesinde haber olarak yer almaktaydı.

HACOPULOS PASAJI

Büyük Maşrık kurulmadan önce yabancı obediyanslara tabi Locaların bir çoğu Hacopulos Pasajı üstündeki bir mahalde toplanmaktaydılar. Hacopulos Pasajı bu dönemlerde Türkiye’deki Masonluk Tarihinde önemli bir yere sahiptir. Öyle ki, Maşrık-ı Azam’ın kurulmasından sonra dahi 1909, 1910, 1911 tarihli loca davetiyelerinde “Hacopulos Pasajı’ndaki Keller Salonunda toplanılacağı” ibaresi görülmektedir.

Hacopulos Pasajı, İstiklal Caddesi üzerinde, bugünkü konumuyla Galatasaray’daki Yapı Kredi’nin biraz çapraz karşısında 116 numaralı bina olarak yer alır. Pasajı kimin inşa ettirdiği hakkında farklı bilgiler var.

İstanbul Ansiklopedisi’nde, adını ilk sahibi zengin Rum tüccar olan M. Hacopulo’dan aldığına dair kayıt var. Başka bir kaynakta ise İstanbul’un en ünlü Rum bankerlerinden ve Adalar’ın eski belediye başkanlarından Kiryako John Hacopulos tarafından inşa edildiği belirtiliyor. Başka bir kaynak ise pasajın ilk sahibinin, Osmanlı İmparatorluğu’na borç verecek kadar zengin olan Galata bankerlerinden Yorgo Zarifi Hacopulo olduğunu öne sürmüş. Ama bütün bu kaynaklar, pasajın yapımına 1850’lerde başlandığı ve 15 Nisan 1871’de törenle açıldığı noktasında birleşiyor.

Bu tarih önemlidir, çünkü bir seneden az bir zaman önce, 11 Rebiülevel 1287 yani 5 Haziran 1870 Pazar günü öğleden bir saat sonra Feridiye Sokağı’nda Macar Riçini’nin kiracı olarak oturduğu evde çıkan yangın, rüzgârın yardımıyla olduğundan değişik yönlerde beş-altı kola ayrılarak etrafa yayılmıştır. Alevler Tarlabaşı’ndan Taksim’e kadar ilerlemiş, bir ucu Galatasaray Lisesi karşısında Cadde-i Kebir (İstiklal Caddesi) tarafına çıkmış, başka bir kol Bülbül Deresine inip oradan Papaz Köprüsü ile Emin Bey Cami civarına ve Sururi mahallesi sınırından Aynalı Çeşme’den İngiliz elçiliğini de içine alarak yine Galatasaray Lisesi civarına kadar uzanmıştır. Ayrı bir kol Kalyoncu Kulluğu tarafına ilerlemiş ve önüne rastlayan binalardan birçoğunu yakmıştır. Bu kolun ilerlediği sahada İtalyan elçiliğiyle, kâgir ve ahşap beş yüzden fazla ev ve dükkân yanmıştır. Beyoğlu yangınında toplam sekiz bin civarında bina yanmıştır.

Yanan binalar arasında şimdiki Çiçek Pasajı’nın bulunduğu yerde Beyoğlu’nun en süslü yapılarından biri olan Sultan Abdülmecit’in maiyetiyle birlikte, Dolmabahçe Sarayı’ndan atına binerek Galatasaray önlerine dek yerlere serili kırmızı halılar üzerinden gittiği Naum Tiyatrosu ile Ermeni Patrikhanesi, Portekiz ve Amerikan konsoloslukları, Britanya Elçiliği, Bon Marche Mağazası, Alman Hastanesi, Luxembourg Oteli, St. Jean Chrysostomos Kilisesi de bulunmaktadır.

Padişah Sultan Abdülaziz’in emri ile Taksim’deki Topçu Kışlası boşaltılarak felaketzedelere tahsis edilmiş, kışlanın karşısındaki talimhane meydanı ile Ermeni mezarlığına iki binden fazla çadır kurulmuştur.

Büyük yangın, 1870’den itibaren Beyoğlu’nun Taksim-Galatasaray kesiminde geniş boş alanlar yaratmıştır. İşte Hacopulo Pasajı böylesine büyük bir yangının üzerinden bir yıl bile geçmeden o yangın sonrası ortamda açılıyordu.

Hacopulo, üç ana kâgir yapısı, ortası avlulu T geçidiyle üstü açık pasaj tarzının tipik bir örneğidir. İstiklal ve Meşrutiyet Caddeleri’nin girişi iki kâgir yapının altından geçtiği için üstü kapalıdır. Pasajın 13 numaralı dükkânında Ahmet Mithat Efendi’nin evinin altına kurduğu matbaa yer alıyordu. Kardeşimiz Namık Kemâl’in 1872’de çıkardığı İbret Gazetesi de bu matbaada basılıyordu. 27 gün sonra gazete kapatıldı ve Ahmet Mithat Efendi ile Namık Kemâl, Hacopulo Pasajı’nda tutuklanarak sürgüne gönderildiler. Bu olaydan sonra pasaj Jöntürkler’in buluşma noktası oldu.

Büyük şair Ahmet Haşim’in de uğrak yerlerinden biriydi Hacopulo. Bazen gelir avludaki çay ocağında kahvesini yudumlar ama sık sık pasajdaki Acem lokantasında boy gösterirdi.

Namık Kemal’in müdavimi olduğu yıllarda, kuaför Valentin Kardeşler, halıcı Filipoviç, görkemli lokanta ve meyhanesiyle Kamelos, Paris somya ve karyolalarını satan Neyrat, Pera’nın güzel hanımlarına hizmet veren terzi Matmazel Adel, ünlü erkek terzilerinden Foskolo, Armao, Barbagalo ve Marengo uzun bir süre bu pasajın saygın isimleri arasında yerlerini almışlardı. Said Nahum Duhani’nin ve Recaizade Mahmut Ekrem’in eserlerinde söz ettikleri ünlü ayakkabı ve çizme yapımcısı Heral’ın dükkanı da buradaydı. Keza fotoğraf sanatçısı Ara Güler’in babası Dacat Güler’in eczanesi de pasajın içindeki 38 numaralı dükkânda idi. Bütün bu saygın isimlerin yanısıra bizim için en önemlisi, o devir Masonları da bu pasajın üst katlarında toplanıyorlardı.

Hacopulos pasajının İstiklal Caddesi üzerindeki cephesi gayet dar ve gösterişsizdir. Cepheden baktığınızda 2 katlı, fazla dikkat çekmeyen ufak bir yapı olarak görülür. Girişin üzerinde kendisini tutan kilit taşı biraz süslü ama genelde sade bir kemer yer alır. Kemerin üzerindeki ufak, kirli karelerden oluşan pencere sanki yüzyılı aşkın bir zaman diliminin ağırlığı altında yıpranmış gibidir. Pencerenin üzerinde süslüce balkon kirişleri ve nihayet en tepede sade bir alınlık. Sonuç olarak ön cephenin insanda bıraktığı izlenim dikkat çekmeyen, iddiasız, hele İstiklal Caddesine, Pera’ya göre fevkalade mütevazı, yorgun bir yapı. Ancak o gösterişsiz girişten avluya doğru ilerlediğinizde, attığınız her adım sizi giderek renklenen büyüleyici bir ortama doğru sürüklemeye başlar. Pasajın büyüsü sizi sarmaya başlamıştır.

Avluda kendinizi bir Venedik yapısında gibi hissedersiniz. Hele o avluya ve avluyu çevreleyen yapıya bir Mason gözüyle, orada nelerin yaşanmış olduğunu bilerek bakınca belki de üst katlarda atalarımız üstatlarmızı görür gibi olursunuz. Hacopulos Pasajı bu yönleriyle, bilhassa gizemiyle Nuruziya binamızı ve onun gizemli koridorlarını anımsatır. Pasajın insana hazırladığı son sürpriz Emir Nevruz Çıkmazı’na komşu olan Rum Ortodoks kilisesi Panayia İsodion’a açılan çıkışı ile Meşrutiyet Caddesine bakan arka cephesidir. O dar cepheli, iki katlı ufak yapının yerine geniş gövdeli, hacmiyle caddeye damgasını basan, üstünde yer alan yanlardaki iki kulesi ile beş katlı heybetli bir bina gelmiştir sanki. Bir bina bir avluyu geçmekle bu kadar değişsin, insan inanmakta zorluk çeker, bu bina aynı bina mı diye şaşırır.

Hani biraz daha ileri gidip de sembolik bir benzetme yapsak, Hacopulos pasajı bir asrı çoktan aşmış bir zaman diliminin üzerine yüklediği yorgunluğa, insanların bütün kadirbilmezliğine ve hoyratlığına rağmen.

MASONLUK GİBİ SADE,
MASONLUK GİBİ SADE OLDUĞU KADAR ZARİF VE HOŞ,
MASONLUK KADAR GİZEMLİ,
MASONLUK KADAR İNSANI CEZBEDEN,
MASONLUK KADAR DA ŞAŞIRTICI VE
ZOR TARİFLENEN KENDİNE ÖZGÜ BİR YAPI.


NORADUNKYAN HAN

II. Meşrutiyet’in ilanı ile İmparatorluğun, bilhassa İstanbul’un her tarafını saran Hürriyet rüzgârları millî bir masonik teşkilat kurma çalışmalarını hızlandırır. Bunun sonucunda 3 Mart 1909 tarihinde Yüksek Şûra’nın (Şura-yı Alî-i Osmanî) uyandırılışı gerçekleştirilmiştir. 1909 yılı Haziran ayındaki toplantı sonrası Şûra’nın tekrar çalışmalarına başladığı yayınlanan bir sirkülerle ilgili bütün masonik kuruluşlara bildirilir. Artık sıra Yüksek Şûra’nın Maşrık-ı Azam-ı Osmanî’yi kurmasına gelmişti. Bu amaçla 9 Temmuz 1909 tarihinde bir sirküler yayınlandı ve Osmanlı topraklarında çalışan Locaların delegeleri 13 Temmuz 1909 Salı günü sabah saat 10 da Galata Noradunkyan hanında Viktorya de Berlin Sigorta Şirketinin Türkiye mümessili David J. Kohen biraderin yazıhanesinde gerçekleştirilecek toplantıya davet edildiler.

Karaköy’de, Bankalar Caddesinin, eski adı ile Voyvoda Caddesi’nin sol başında bulunan 7 No'lu bu bina 1950’lerdeki meydan düzenlemesi sırasında yıkılmıştır.

KULOĞLU SOKAK’TA KİRALANAN BİNA

9 Temmuz 1909 tarihinde yayınlanan sirküler, Amir-i Hakim-i Âzam Prens Aziz Hasan Paşa, Joseph Sakakini ve toplantının yapılacağı yazıhanenin sahibi David J. Kohen biraderler tarafından imzalanmıştı. 13 Temmuz günü yapılan toplantıya 14 delege katıldı. Bu delegeler Hakim Büyük Amir Prens Aziz Hasan Paşa, İspanya Obediyansına bağlı Constitution Locası’ndan Avukat Osman Talat, İtalya Obediyansına bağlı Makedonya Rizorta Locası’ndan Bohur Kamhi, İtalya Obediyansına bağlı İtalya Rizorta Locası’ndan Raphaelle Ricci ve gene İtalya Obediyansına bağlı Bizansiyo Rizorta Locası’ndan Edouard de Nari, Victor Algranti, Feyzi Menahem, Jak Suhami, Andre Antipas, Victor Mordo ile Fransız Obediyansına bağlı Renaissance Locası’ndan Jean Siatis, Georges Chassatis, David J. Kohen ile Michel Noradunkyan Kardeşlerdi. Toplantı yapılan hanın isminin de Noradunkyan Han olduğuna dikkatinizi çekmek isterim. Yapılan müzakereler sonucunda Maşrık-ı Âzam-ı Osmanî’nin kurulması uygun bulunmakla beraber, Kemalettin Apak Üstadın naklettiği gibi, “ileride hiçbir itiraz ve tenkide mahal kalmaması için o günkü nisabın üstünde bir nisap ile işe girişilmesini kararlaştırarak, saat 12 de, tam zeval, yani öğle vaktinde imzaladıkları bir zabıtla, Büyük Maşrık vazifedarlarının intihabı, yani Büyük Görevlilerin seçimi, nizamnamesinin tanzimi ve diğer Mason kuvvetlerine bu teşekkülün tebliği için 1 Ağustos 1909 Pazar günü Hacopulos Pasajı üzerindeki lokalde ikinci bir içtima yapılmasını ve bu hususta munzam bir sirküler daha neşrolunmasını kabul ettiler“.

Bu noktada olayların akışına bir ara vererek iki önemli konu üzerinde durmak gerekir:

Bunlardan ilki, biraz önce Apak Büyük Üstadın kitabından alınmış satırlarda ve bugüne kadar hemen hemen bütün kaynaklarda, ki onlar da muhtemelen bu bilgiyi Apak üstadın kitabından almış olmalılar, 1 Ağustos 1909 günü toplantının Hacopulos Pasajı’nda yapıldığının belirtilmesidir. Halbuki bu araştırma ile Kardeşlerin bilgisine sunulan orijinal belgelerde toplantı yeri olarak çok açık bir şekilde Pera Kuloğlu Sokağı’ndaki ”Temple maçonnique” gösterilmektedir. Bu da aklımıza Yüksek Şûra’nın 3 Mart 1909’dan beri nerede çalıştığı ve Kuloğlu Sokağı’ndaki binanın ne zaman kiralandığı sorusunu getirmektedir. Mamafih bu belgelerin ışığı altında kesin olan 1 Ağustos 1909 tarihindeki Maşrık-ı Âzam-ı Osmanî’nin kuruluş toplantısının Hacopulos Pasajı’nda değil, Kuloğlu sokaktaki binada yapılmış olduğudur. Aynı şekilde bu bina 1 Ağustos’taki toplantıdan sonra kiralanmamıştır. Bugüne kadar bilinenin aksine 13 Temmuz’da Kuloğlu Sokağı’ndaki bina vardı ve masonik toplantı yapılabilecek şekilde tezyin edilmiş vaziyette idi.

İkinci ve en önemlisi, her ne kadar atalarımız üstatlarımızın titizlenerek “ileride hiçbir itiraz ve tenkide mahal kalmaması için o günkü nisabın üstünde bir nisap ile işe girişilmesini kararlaştırmalarına” rağmen yapılan işlemin aslında hiçbir şekilde masonik intizam kaidelerine uymaması idi.

Tatbik edilen bu usul önlerindeki yarım asrı aşan süre boyunca Türk Masonları’nı fena halde uğraştıracaktı.

Ama ne beis; memlekette o güne kadar hiç tadılmamış bir hürriyet rüzgarı esmekteydi. Her tarafı “Eşitlik, Kardeşlik, Hürriyet” sloganları inletmekteydi. Celil Layiktez Üstadın belirttiği gibi Amaçları hayırlıydı, Milli Masonluğun merkezi olacak bir Büyük Loca kurmak istiyorlardı. Kurucuların çoğu ittihatçı ve siyasi kişilerdi ve onların masonik bilgileri pek fazla değildi.

Zaten onlar aslında Abdülhamid’e karşı hürriyeti ararken Masonluğa bulaşmışlar, Localarda örgütlenmiş ve çalışmışlar, ama galiba bu arada Masonluğa da fena halde ısınmışlardı.


1 Ağustos 1909 Pazar günü Kuloğlu Sokaktaki binada yapılan toplantıya muhtelif Localara mensup 29 birader katılmıştı. Toplantı Prens Aziz Hasan Paşa’nın başkanlığında açılır. Toplantının geçici görevlileri atanır, daha sonra HBÂ Prens Aziz Hasan Paşa kendisinden daha kıdemli olduğu gerekçesiyle toplantının yönetimini Sakakini biradere devreder. Toplantı birinci derecede Sakakini’nin yönetiminde devam eder, önce toplantı kâtibi Herkül Diyamantapulo Birader 15 Temmuz tarihli davet sirkülerini okur, sonra söz alan Nadra Mutran üstadı bulunduğu Uhuvvet-i Osmaniye Locasının Mısır Obediyansı’ndan ayrılarak Türk Obediyansı’na geçmeye karar verdiğini bildirir.

Söz alan David J. Kohen Birader de Rönesans Locasından ayrılan bazı biraderlerin Terakki ve İttihat Hakiki Muhipleri unvanı ile Türkiye Obediyansı hakimiyeti altında bir Loca tesisine karar verdiklerini ve bunu arz etmek için üç kardeşin murahhas olarak toplantıya geldiklerini bildirir. Gerçekten de 6 numaralı bu Locanın kuruluş tarihi 1 Ağustos 1909 dur ve kuruluşu toplantıda karar altına alınmıştır.

Bu işlemlerden sonra toplantıya kısa bir ara verilir, aradan sonra yapılan seçimlerde İlk Büyük Üstat Talat Paşa ve ilk Büyük Görevliler seçilir.

Bu toplantıya katılanların listesini incelediğimizde bir önceki sirkülerin altında imzası olmasına rağmen ilk toplantıya katılanlar arasında ismini görmediğimiz Joseph Sakakini’nin bu toplantıya katıldığını ve hatta devralarak toplantıyı yönettiğini görüyoruz. Üstelik HBÂ Prens Aziz Hasan Paşa ve Mebus Ahmet Nesimi gibi, 9 Mart 1909 günü kurulmuş olan 1 numaralı Vatan Locası adına.

Katılanlar listesindeki ikinci dikkat çeken nokta, 13 Temmuz’da yapılan toplantıya İtalya Obediyansına bağlı Bizansiyo Rizorta Locası adına katılan Jak Suhami’nin, ilk toplantıdan 9 gün sonra 24 Temmuz 1909 günü kurdukları Şafak Locası delegesi olarak katılıyor olması.

Türkiye Büyük Locasının (Maşrık-ı Azam-ı Osmanî) Kuloğlu sokağındaki binada kaç sene kaldığını bilmiyoruz. Ancak istifasına kadar Rıza Tevfik Kardeşin Büyük Üstadlığı bu binada geçmiş olduğuna göre en az 1921 senesine kadar burada kalınmıştır.

Kemalettin Apak Üstat bu bina ile ilgili şöyle enteresan bir vaka nakleder:

Rıza Tevfik Kardeşin Büyük Üstadlığı esnasında Hürriyet ve İtilafçıların binayı basacaklarını haber alan Nail Reşit, Emin Ali, Doktor Jak Suhami ve daha birçok birader hemen lokale koşarak keyfiyeti orada bulunan kardeşlere de bildiriyorlar ve bütün evrakı ve defterleri alıp kaçırıyorlar. Bu sırada Nail Reşit birader baskına memur edilen zat ile görüşmeye karar veriyor ve onu tanıyan bir birader vasıtası ile memur ile konuşmaya başlıyor. Gayet etkileyici ve ikna edici konuşan Reşit birader memuru ikna ettiği gibi ona masonik umdeleri de aşılıyor. Adam ikna olduğu gibi yandaşlarını da ikna ediyor ve tehlike bertaraf ediliyor. Bu arada Rıza Tevfik istifa ediyor ve yerine Fuat Hulusi Demirelli geçiyor.
İKNA EDİLMİŞ OLAN ZAT İSE BİR MÜDDET SONRA TEKRİS OLUYOR.


Bu arada sizlere Nail Reşit birader hakkında kısaca bilgi vermeye çalışayım:

Maarif memuru olan Nail Reşit birader 1908 yılı sonlarında Mısır’a giderek, Mısır Üstad-ı Âzamı İdris Ragıp ile görüşür. İdris Ragıp birader, Türkiye’de artık Meşrutiyet ilan edilmiş bulunduğuna göre Millî Mason teşkilatının kurulmasının lüzumunu anlatır ve bu hususta her türlü yardım yapmayı vaad eder. Nail Reşit, İdris Ragıp’dan aldığı çekiçleri, önlükleri ve diğer âletleri ve bu meyanda Mısır’da hemen Arapça’dan Türkçe’ye tercüme edilerek orada basılan ilk üç dereceye ait ritüelleri bir sandık içerisinde İstanbul’a getirir.

İşte bu işler böyledir: Herkes Mısır’dan hatıra getirir, hediye getirir; Masonlar sandık içinde çekiç, avadanlık ve ritüel getirir. Neyse biz Nail Reşit biraderin sergüzeştlerine devam edelim:

İstanbul’da kendisinden birkaç gün önce Mısır’a gidip İdris Ragıp’la biraraya geldiklerini öğrendiği Osman Fehmi ve Mehmet Tevfik ile Doktor Mehmet Ali Baba biraderi bulur. Hep beraber faaliyete geçerler. Birkaç ay evlerde toplanıp tekrisler yaparak âza adetini çoğaltırlar. Ondan sonra da Şükrü Rıza biraderin Beyoğlu’nda Tarlabaşı civarında tuttuğu ve döşediği binada faaliyete başlayarak yeni mahfillerin kurulması için hazırlığa başlarlar. Gerçekten de Nail Reşit birader Türkiye’deki Masonluk Tarihi çok önemli bir yeri olan RESNE Locası ile 28 Haziran 1909 tarihinde kurulan 3 numaralı VEFA Mahfil-i Muhteremi’nin kurucularındandır, aynı zamanda VEFA Mahfil-i Muhteremi’nin ilk Üstad-ı Muhteremi’dir. Fuat Hulusi Demirelli, Mehmet Ali Haşmet, Muhittin Celâl Duru gibi Türk Masonluk tarihinde iz bırakmış önemli Kardeşleri bünyesinde barındıran Vefa Mahfilinde bir dönem daha Üstad-ı Muhterem’lik yapan Nail Reşit 12 Nisan 1918 tarihinde de 37 numaralı İntibah Mahfili’ni kurmuştur.

İşte Nail Reşit birader böyle çalışkan bir Kardeşimizdi.

Kuloğlu Sokağındaki bina ile ilgili olarak Pek Muhterem Suha UMUR Üstad 1988 yılının Mart ayında yayınlanan “ŞAKUL GİBİ” dergisinin 2. sayısında yer alan tefrikasında şöyle yazmış:

“Bina bugün de mevcuttur, ancak daire daire kiraya verilecek şekilde tadil edildiği için iç taksimatının ne şekilde olduğu ve toplantıların nerede yapıldığını anlamak mümkün değildir.“ Binanın 1988 yılı Mart ayındaki halinin fotoğrafı da "ŞAKUL GİBİ" dergisinin 2. sayısının kapağını süslemektedir. Kapaktaki fotoğrafın Suha Üstadın naklettiği hoş da bir hikayesi var:

Suha UMUR Üstadımız binanın fotoğrafını çekerken genç irisi bir adam hışımla Üstadın yanına gelir ve sertçe:

Bizim binanın resmini niye çekiyorsun bey? der. Suha üstadın gencin tavrına aldırmadan
Bu binada eskiden uzun süre Masonlar bulunmuş, onun için çekiyorum cevabını vermesi üzerine gencin tutumu birden değişir.

Doğru, haklısınız bey. Babam bize hep anlatırdı der.


İtiraf etmek gerekirse o dönemin binalarını araştırırken beni en çok bu bina zorladı. Sokağın ismi değişmişti. Herhalde bu bizim ülkemizde çok da yadırganacak bir şey değil. Mahallenin muhtarı vasıtasıyla sokağı bulmama rağmen binayı bulmak bir türlü mümkün olmadı. Defalarca elimde fotoğraf sokağı taramama rağmen bina yoktu. Bir alt, bir üst sokakları, yetmedi o çevredeki bütün sokakları araştırdım, yok, yok, yok. Bina yoktu. Fotoğrafın alt ortasında bir küçük tabela dikkatimi çekti. Çok küçük olduğu için okunmuyordu. Büyütüp okudum, tabelada “Sinema çıkışı kapısıdır. Park yapılmaz.” yazıyordu. Tahmin edileceği üzere bu defa elde fotoğraf, o civardaki sinemaların çıkışlarını araştırdım. Bu çabalarım da sonuçsuz kaldı. Binayı bulmaktan hemen hemen ümidimi kesmiş vaziyette iken durumu Pek Muhterem Suha Umur üstada anlattım. 1948 yılındaki uyanışın hemen akabinde kiralanan, bugüne kadar sadece bir isimden ibaret Ayla apartmanının bile bulunduğunu, ama elimizde fotoğrafı bulunan Kuloğlu sokaktaki binayı bir türlü bulamadığımızı naklettim. Suha üstadın cevabı net ve kısa oldu.

Haydi, gidelim. Beraber bakalım. Hem Ayla Apartmanını da görmek isterim.

Levent’e beraber geldiğimiz Muhterem Ahmet Şenkut kardeşimiz imdada yatişti, onun aracıyla önce Sıraselviler Caddesindeki Ayla apartmanına gittik, oradan Tel Sokaktaki bugün okul olarak kullanılan binaya geçtik. Şoför bizi orada bıraktı. Biz üçümüz yürüyerek Kuloğlu sokağa geçtik. Uzunca bir süre sokağı taramamıza rağmen binayı bulmak mümkün olmadı. Suha Üstadın burada olmalıydı dediği yerde 4 katlı bir iş hanı vardı. Ümitlerimizin kırılmaya başladığı bir anda iş hanının yanındaki harap, bahçeli ayrık nizam konumlanmış, muhtemelen yakın zamanda yıkılıp yeniden yapılmak üzere boşaltılmış bina Suha Üstadın dikkatini çekti. 1988 yılında çekilen fotğrafa alttaki binanın yan cephesi girmişti. O binanın yan cephesinde üç tane balkon ve o balkonların çok karakteristik parmaklıkları görünüyordu. Aradığımız binayı bulamamıştık ama yanındaki binayı bulmuştuk. O andan sonra herşey süratle ve kolayca çözümlendi. Yaptığımız araştırmalar sonucu sinema çıkışının Yeni Melek Sinemasına ait olduğunu ve üzerinin kapatılarak bir kafeye dönüştürüldüğünü, binanın yıkılıp yerine 4 katlı Fatma Girik’e ait Girik iş hanının yapıldığını öğrendik. Kuloğlu mahallesinin o bölgesinde birçok sokağın isimleri değiştirilmişti. Örneğin bir alt sokak Sadri Alışık Sokağı olmuştu. Maşrık-ı Âzam’ın 1909 yılı Ağusos ayında kurulur kurulmaz taşındığı ve on yıldan fazla bir süre kaldığı Kuloğlu Sokağı ise mutlu bir tesadüf sonucu Sevgili Kardeşimiz Ayhan Işık’ın adını almıştı.

Eğer o gün Suha Üstat bizimle gelmeseydi veya birkaç ay geç kalmış olsak ve yandaki bina yıkılmış olsaydı, Kuloğlu Sokağındaki binanın yeri de muhtemelen tarihin tozlu sayfaları arasına karışmış olacaktı.

TEL SOKAĞINDAKİ BİNA

Cumhuriyetten sonra adı “Türkiye Büyük Maşrıkı” olan Büyük Locanın, Şişhane karakolu civarında bir binaya, daha sonra da Taksim taraflarında bir yere taşınmış olduğunu En Muhterem Kemalettin Apak Kardeşin kitabından öğreniyoruz. Bu binaların yerlerini tespit etmek artık mümkün değildir.

Büyük Loca, Nuru Ziya sokağındaki kendi binasını satın almadan evvel, 1925 senesinde gene Beyoğlu’nda başka bir binaya taşındı. Büyük Loca, dört sene kalacağı Tel sokağı (eski adı Telgraf sokağı) 15 numaradaki bu 4 katlı, geniş ve heybetli büyük binanın sadece sağ kanadını kiralamıştı.

Heyet-i Daime’nin (Büyük Görevliler Kurulu) seçtiği Saltiyel, Kemal ve Suhami Kardeşlerden teşkil olunan komisyonun yaptığı hazırlıklarla bina ve binada bulunan yeni Mabet 6 Şubat 1925 Cuma günü yapılan bir merasimle çalışmalara açıldı. Açılış davetiyesi Fransızca idi ve şöyle denmişti:

Türk Masonlarının 1929 yılında Nuruziya Sokak 25 nolu binaya taşınıncaya kadar kaldıkları bu bina, II. Abdülhamid’in Orman Nazırı Necip Melheme tarafından konak olarak yaptırılmıştı. Gerçekten de konak, görkemli mimarisi, hoş ve heybetli ön cephesi, güzel süslemeleri ve geniş bahçesi ile sivrilen bir yapıdır. Muhtemelen ilk inşa edildiğinde 3 katlı olan yapıya sonraki yıllarda 4. kat ilave edilmiştir. Atalarımızın çalıştıkları yerleri görmek ve fotoğraflarını çekmek için Muhterem Turgut Tiftik Kardeşimle beraber özel izinle gezdiğimiz binanın iç kısmının yüksek tavanları, mermer yer döşemeleri ve mermer merdivenleri ile gayet ferah bir yapı olduğunu gördük. Konak olduğu zamanlardan günümüze kadar gelebilmiş vitraylı kapıları ve şömineleri güzeldi. Ayrıca üst katlara çıktığınızda o civardaki diğer Beyoğlu binaları gibi panoramik bir manzaraya sahip olduğunu görüyorsunuz. Konak daha sonraları kısa bir süre tütün deposu, Danimarka Sefaret binası ve işhanı olarak kullanılmış, 1932 yılında devlet tarafından satın alınmış ve yapılan tadilattan sonra 1933 yılında ilkokul olarak öğrenime açılmıştır. 26. ve 45. İlkokul adını alan bina bir süre sonra önce İstiklal, sonra da uzun süre Taksim İlkokulu olarak hizmet vermiştir. Taksim İlkokulu daha sonraları konağın bahçesine inşa edilmiş beş katlı yeni binaya taşınmıştır. Konak 1993 yılında gördüğü tadilat sonrası halen Taksim Ticaret Meslek Lisesi olarak eğitim vermektedir. Tel Sokağı’ndaki bu bina, Millî Eğitim Bakanlığı’nın Kabataş ve Galatasaray Liseleri gibi okul olarak kullandığı, geçen yüzyıldan kalmış görkemli binalardan birisidir.

BİNA ARAYIŞLARI

Türkiye Büyük Locası Tel sokağındaki binaya taşındığı 1925 senesinden beri kiradan kurtulup kendi yerine sahip olmayı arzu etmekte idi. Masonluk artık bu güce sahipti ve bu mesele, Kardeşler arasında sık sık görüşülüyordu.

Nihayet 1927 senesinde bir fırsat doğdu. Taksim’de, Sıraselviler’de o zaman Amerikan Hastanesi olan binanın karşısında, banker Velastari’ye ait bir binanın satılık olduğu bildirildi. Gerek semt itibariyle, gerekse iç teşkilatı bakımından elverişli olan binaya bitişik iki ev ve bir garaj da beraberinde veriliyordu. Bütün bu mülkün tamamı için 60.000 (lira isteniyordu. Büyük Loca’nın elindeki mevcut para ise, üç balo’dan elde edilmiş olan 20.000) lira idi.

Bu arada sadece üç balo sonucu bina alımı için 20.000 liranın, yani bina bedelinin üçte birinin elde edilmiş olması, o tarihlerde yapılan Mason Balolarının ehemmiyetini göstermesi bakımından önemlidir.

Bu durum karşısında bina satın alınmasını görüşmek üzere “Türkiye Maşrık-ı Âzamı Heyet-i Umumiyesi” (Büyük Loca Genel Kurulu), fevkalade toplantıya çağırıldı. Gündem, “Satın alınacak lokal hakkında Heyet-i Daime’nin (Büyük Görevliler Kurulunun) teklifi” idi.

Genel Kurul, 5 Mayıs 1927 Perşembe günü saat 18.00’de “mahall-i malûmda” toplandı ve bu toplantıda, yeni lokal binasının satın alınmasına ve bunun için yapılacak muameleye dair kararlar alındı. Bu kararlara göre, binanın 60.000 liraya kadar bedel mukabilinde, İstanbul Vadisinde çalışan Türk Mason müessesatı namına satın alınabilmesi için Daimi Heyet’e yetki verildi. Bina bedelinin 20.000. lirası üç balo hâsılatından elde edilen meblağdan arttırılmış olduğuna göre, kalan 20.000. lirasının, çıkartılacak olan tahvil karşılığı Biraderlerden, 20.000. lirasının da bankalardan borç alınmak suretiyle karşılanmasına karar verildi. Medeni Kanun yürürlüğe gireli henüz altı ay olmuştu. Bu kanunun “hükmi şahsiyet” hakkındaki Maşrık-ı Âzami’nin İstanbul’da çalışan müessesatı namına kaydının nasıl yapılacağı da araştırılacaktı.

Banka veya bankalardan alınacak para üç sene zarfında faizi ile birlikte ödenecek, Biraderlerden tahvil karşılığı alınacak para ise, faizsiz olarak ve beş senede ödenecekti. Borcun, bu binadan istifade edecek “müessesat-ı Masoniyye’nin” (yani Locaların) verecekleri kira bedelleri, her sene verilecek balo vs.nin safi hâsılatı, bina ile beraber satın alınacak iki ev ve garajın kiraları, tekris, terfi, tebenni vs. harçlarına yapılacak zamlar ve bu maksatla yapılacak teberrularla ödenmesi plânlanmıştı.

Binanın satın alınması ve sair muamelelerin yapılabilmesi için yedi kişilik bir “Lokal teferruğ komisyonu” kurulmuştur. Bu komisyon tarafından her biri on liralık 2000 tahvil çıkartılacak ve Biraderlere dağıtılacaktır, isteyen istediği kadar tahvil alabilecektir. Herhangi bir mecburiyet olmadığı kayıtlardan anlaşılmaktadır.

Görmekte olduğunuz bu tahvilin üzerinde şunlar yazıyordu:

İstanbul Vadisinde çalışan Localar, kira bedeli ve lokal masrafları karşılığı olarak senede üçyüzer lira ödeyeceklerdi. Bu meblağın ikiyüzellişer lirası bina borcu tamamen ödenene kadar başka hiçbir yere sarf edilemeyecekti.

Bundan başka, İstanbul’da çalışan Localar, tekrislerden beşer lira, ikinci dereceye terfilerden ikişer, üçüncü dereceye terfilerden üçer lira, intizama avdetlerden beşer ve tebennilerden ikişer lira munzam lokal resmi alarak “Lokal teferruğ komitesi”‘ne ödeyeceklerdir. Bu resim, borç ödenip bittikten sonra alınmayacaktır.

Çok kısa bir zaman sonra, binayı satın alabilmek için, yeni Medeni Kanun’a göre bir cemiyet kurulması (hükmi şahsiyet) zarureti anlaşıldı ve bu sebepten “Tekamül-ü Fikrî Cemiyeti” kuruldu. “İstanbul Vadisinde Türkiye Maşrıkı’na tabi olarak muntazaman çalışmakta olan bilumum Mahfili ve müessesat-ı Masoniyeye mensub bütün muntazam Biraderler TEKAMÜL-Ü FİKRÎ Cemiyetinin tabiî âza-yı müessisi addolunmuşlardır.”

Birkaç ay içerisinde tahvillerin büyük bir kısmı satılır, imkânı olan Kardeşler, birden çok tahvil almışlardır. Maşrık-ı Azam, ne vermeyeni teşhir eder, ne de vereni “bu da verdi” diye ilân eder.

Ne var ki, işler düşünüldüğü gibi yürümez, çünkü binanın satın alınmasında bir ihtilaf çıkar. Bu ihtilafın ne olduğunu bilmiyoruz, fakat sonuçta bina alınamaz. Zamanın Büyük Görevliler Kurulu, Genel Kurulu toplantıya çağırır. 20 Ocak 1928 tarihinde toplanan Genel Kurul, zuhur eden mâniayı nazarı dikkate alarak, Lokal Teferruğ Komisyonu tarafından tesis edilmiş olan “Tekâmül-ü Fikrî Cemiyeti” idare Heyetince tensip ve Heyet-i Daime’ce (Büyük Görevliler Kurulu) tasdik edilecek başka bir binanın aynı esaslar çerçevesinde satın alınması için Heyet-i Daime’ye salahiyet verir. Yeni satın alınacak binanın bedeli 60.000 lirayı geçmeyecektir. Obligasyonlar suretiyle Kardeşlerden toplanmış ve toplanmakta olan para binanın satın alınmasından başka yere kullanılmayacaktır.

NURU ZİYA 25 NO'LU BİNA

Satın almak için başka bir bina aranır ve Kardeşlerden bu hususta yardım istenir. Bütün bunlar epeyce zaman alır ve nihayet 1928 yılının sonuna doğru, Nuru Ziya Sokağındaki, o zamanki adı ile Polonya sokağındaki 25 numaralı bina, düşünülenden daha ucuz bir fiyata satın alınır. Bina, dört balo hâsılatı (bu arada bir balo daha yapılmıştır), tahvillerden gelen paralar ve munzam harçlarla satın alınmıştır, dışarıdan ödünç para almaya hacet kalmamıştır. 1928 senesi sonunda binada tadiller ve tamirler yapılmakta olduğu için biraz daha paraya ihtiyaç vardır. Bunun için ilk tahvil kuponu 1928 senesi yerine 1930’da ödenecektir ama beş kuponun, beş sene yerine üç senede ödeneceği de tahmin edilmektedir.

Nihayet, belgede ifade edildiği şekliyle “Sani-i Âzamı Kainatın lütfü ve bütün Kardeşlerin gayreti ile” satın alınan lokalin açılış merasimi, 5 Nisan 1929 Cuma günü yapılır. Hazır bulunan Kardeşlerden pek çoğu daha o gün, ellerindeki tahvilleri teberru ederler.

Maşrık-ı Azam, obligasyonları borcu olarak tanıdığını ve arzu eden Biraderlere vadelerinde ödeyeceğini, fakat kendi malımız olan binamızın açılması şerefine bunları terk ve teberru edenlere müteşekkir kaldığını da bir tamimle bildirir.

Binanın tamiratı için şimdiye kadar 2500 lira harice borç edilmiştir, işin tamamlanması için daha 2000 liraya ihtiyaç vardır. 5 Mayıs 1927 tarihli Genel Kurul toplantısında alınmış olan karar gereği, bundan böyle her Mahfil, kira bedeli ve lokal masrafları için senede 300 lira vereceği gibi, her tekristen 5, her ikinci derece terfiinden 2, her üçüncü derece terfiinden 3, her intizama avdetten 5, ve her tebenniden 2 lira “munzam lokal resmi” alınıp, aidatı ile birlikte Maşrık-ı Azam‘a gönderilecektir.

Mabedin açılış merasiminde toplanan paralar ise, Masonluğun kurmuş olduğu Himaye-i Etfal Cemiyeti’ne (Çocuk Esirgeme Kurumu) gönderilir. Ayrıca, 23 Nisan’ın Çocuk Bayramı olması sebebiyle bütün Localarda Nisan ayı zarfında keselerde toplanan paranın Çocuk Esirgeme Kurumuna gönderilmesi ittifakla kararlaştırılır ve bunun her sene tekrarlanması istenir. Bir buçuk sene sonra bütün meseleler halledilmiş, borçların büyük kısmı ödenmiştir. Zaten Kardeşlerin bir kısmı tahvillerini teberru etmişlerdir. Nihayet, 1 Ocak 1930’dan itibaren harçlardan alınmakta olan zamlar kaldırılır. Locaların ödemekte oldukları kira bedelinde de tenzilat yapılır ve bu bedel, 29 kişiye kadar azası olan Localar için 100 lira, 30-49 azası olan Localar için 150 lira, 50’den fazla azası olan Localar için de 200 lira olarak tespit edilir.

Binanın bulunduğu Nuruziya sokağı (o zamanki adı Polonya sokağı, daha eski adı, Leh sokağı), 1849 senesinde geçirmiş olduğu bir yangın neticesinde tamamen kül olmuştu. Alınan karar gereği bundan böyle bu sokağa yapılacak binalar kâgir olacaktı.

Bir başka kaynaktan “Annuaire Oriental du Commerces” adlı kitaptan 25 numaralı binanın, 1889-1890’da İtalyan Erkek Mektebi, 1905’te ise İtalyan Başkonsolosluğu olduğunu öğreniyoruz.

En Muhterem Kemalettin Apak Kardeşimiz kitabında Nuruziya Sokak’taki binayı şu şekilde anlatıyor:

En sonunda yine Beyoğlu’nda, Polonya Sokağındaki 25 numaralı büyük bir bina satın alınıp tamir ve tadil edilmiş ve 5 Nisan 1929 tarihinde küşat resmi yapılmak suretiyle kendi malımız olan, geniş ve müteaddit salonları ihtiva eden güzel bir lokale kavuşulmuştur. Bir müddet sonra da İstanbul Belediyesindeki biraderlerin cemilekâr bir hareketiyle, lokalimizin bulunduğu sokağın ismi değiştirilerek, Polonya Sokağı yerine Nur ve Ziya Sokağı adı verilmiş ve levhası asılmıştır.

Gerek Yüksek Şûra, gerekse Büyük Maşrık ve bunlara tâbi bütün remzî ve yüksek derece mahfilleri, hatta obediyansımıza iltihak edinceye kadar bazı ecnebî locaları bile hep bu lokalde toplanarak, 1935 senesinde Masonluk faaliyetini durduruncaya kadar burada çalışmışlardır.5-13 Eylül 1932 tarihleri arasında İstanbul’da akdedilen Milletlerarası 8. Masonik Konvan da yine toplantılarını bu lokalde yapmıştır.


Aslında Kemalettin Apak Büyük Üstadın bu kadar methettiği bina 1928 senesinde satın alındıktan sonra elden geçirilmiş, fakat pek az tadil edilmişti. O tarihte binada sadece bir Mabet ile bürolar bulunmakta idi. A Mabedi, büyük yemek salonu ile eski üstatlarımız bilir ve dudaklarında hafif, anlamlı bir tebessüm ile yâd ederler, alt kattaki yemek salonu ve mutfak, 1954 yılından sonra ilave inşaat sureti ile yaptırılmıştır.

Nisan 1929’dan 1935 senesindeki kapanışa kadar İstanbul’daki Masonlar bütün toplantılarını bu binada yapmışlardır. 1935’te Masonluk faaliyetini tatil edince, bina, İçişleri Bakanlığının emri ile Halkevleri için kullanılmak üzere eşyası ile birlikte, Cumhuriyet Halk Partisi Başkanına teslim edilmiştir. Beyoğlu Kadastro Komisyonun 31 Ocak 1941 tarihli kararı ile de “Her ne kadar Cumhuriyet Halk Partisinin işgali altında ise de, Parti adına talep mesbuk olmadığı için Medeni Kanunun 50. maddesi mucibince Maliye Hazinesi adına tedavülü uygun görülmüş” ve öyle de yapılmıştır.

Üstadı Muhterem, Aziz Kardeşlerim;

Tarih içindeki uzun yolculuğumuz Türk Masonlarının Uyku Dönemine kadar ulaşmış oldu. Söylenecek elbette daha çok söz, gösterilecek, hatta bazılarının günışığına ilk defa çıkacağı çok belge var. Ama zaman tükendi. Sizlerin sabrını daha fazla zorlamak istemeyiz.

Sözlerimi Ömer Hayyam’ın bir rubâisi ile bitiriyorum:

Dünyaya önce gelenler; sonra gelenler:
Hepsi gidecek buradan birer birer.
Kimse kalıcı değil bu eski sarayda,
Gelenler gider, sonra gelenler de gider.

Üstad-ı Muhterem;

Bugün rahat, teknik imkanları kullanabildiğimiz ve herşeyden önemlisi Kardeşlik Sevgisi içerisinde bir toplantı gerçekleştiriyoruz. Bu çalışma ile günümüz şartlarına ulaşmamızı sağlayan, bunun için temele taş koymuş “BİZDEN EVVEL GELENLERİ” anmaya, hatırlatmaya çalıştık.

Dilerim “BİZDEN SONRA GELENLER” de bizleri anar, bizleri hatırlar.

Dilerim bizler de gelecek kuşaklara anılmayı, hatırlanmayı hakedecek eserler bırakabiliriz.

Mimar Sinan Locası 2008 - 2010 Dönemi Çalışmaları

Posted by Bornocu Ersan | | Posted in , ,

Reklam