Global İlişkiler Forumu

Posted by Bornocu Ersan | 11 Kasım 2015 Çarşamba | Posted in ,



Emperyalizmin bir ülkeye girdiği zaman ilk bilinçli eylemi halkın tarihsel belleğini silmektir. Buna kültür emperyalizmi diyoruz, onlar ise entegrasyon diyor. NATO Stay Behind D-Day yapılanmasının original çalışma şemasını Amerikan Ordusu'nun Sahra Talimnamelerini inceleyerek ve ABD devlet yapılanmasının şemaları üzerinde çalışarak çıkarmış, gerek yurtdışı gerekse yurtiçi bilenlerine doğruluk paylarını sorduktan sonra 3 yıllık bir uğraştan sonra ancak 2010 yılında kitap olarak bastırabilmiştim.

"ABD-İzrael Global Devlet Terörü- Jonathan Institute- TRC-IIS" (SiyahBeyaz yay.) yayımladığım şema aslında Pentagon (NATO) bağlı bütün ülkelerdeki şebekenin çalışma şemasıydı. Bizde "Ergenekon" olarak adlandırıldığı ilk olarak benim tarafımdan 1992'de grafiklenmiş ve 1996 sonbaharında bilgilerin bir kısmı E. Mütercimler'e aktarılmıştı.

Ama yapılanmaların asıl beyinleri Avrupa ülkelerinde hiç dillendirilmedi, çünkü üstleri kapatıldı. Bizde ise "Susurluk Skandalı" ile baş verdiyse de üstünün kapatılması tercih edildi. Ama NATO'nun (yani ABD Globalist militarizmi) aslında her yerde. 2008'de röportajlarımda iddia ettim asıl merkez Bilkent Holding bünyesinde mevzilenmiş durumdadır, diye; adlar verdim "tık" çıkmadı. 2009'da yeni bir yapılanma beyni devraldı GİF-GRF, bu örgütü incelendiğinizde kişilerin nasıl iç içe geçtiğini izleyebilirsiniz. Şimdi bir "darbe" tezgahlanıyor. Kaşarlanmış ajan-provokatörler yine sahneye fırladı. bari bu sefer devrimci güçler kendini maydanoz olarak kullandırmasın...

https://www.facebook.com/photo.php?fbid=10203562337675079&set=a.1642245292042.2076580.1114135279&type=1&permPage=1

Paralel Yapı'nın Gölbaşı Kumpası

Posted by Bornocu Ersan | | Posted in , ,



Ergenekon davasına dayanak oluşturan Ankara Gölbaşı'ndaki kazılarda bulunan mühimmatlarla ilgili müthiş bir detay ortaya çıktı. Mühimmatların yerini işaret eden ve eski Emniyet Özel Harekat Daire Başkanı İbrahim Şahin'e ait olduğu iddia edilen kroki daha ortada yokken dönemin özel yetkili savcısı Ergenekon savcısı Zekeriya Öz'ün Gölbaşı'nda arama yapılması için polise talimat verdiği belirlendi. Gölbaşı kazılarının da Zir Vadisi aramaları gibi paralel kumpas olduğu gündeme geldi.

Şahin'in avukatı, bilgi ve belge sunarak kumpasın aydınlatılması talebiyle İstanbul Cumhuriyet Savcılığı'na şikayet dilekçesi verdi. Paralel'in maşası Öz ile birlikte kumpasta rol alan emniyet görevlilerinden şikayetçi olan avukat Cavit Subaşı, bu kişilerin "sahte resmi evrak tanzimi", "adil yargılamayı etkileme", "vahim nitelikte silah ve mermi bulundurma", "askeri malzeme bulundurma" ve Şahin'e karşı işledikleri suçlardan yargılanmalarını istedi. Savcılık, Gölbaşı mühimmatlarında paralel yapının kumpasını incelemeye aldı. Şikayet dilekçesinde kumpas şu şekilde aktarıldı:

- İbrahim Şahin geçirdiği kaza sonrasında demans (bunama) hastası oldu. Bir kulağında tam duyu kaybı vardı. Diğer kulağı ise yüzde 20 oranında duyuyordu. Şahin, bu hastalığı kullanılarak Kamu Güvenliği Müsteşarı olacağına inandırıldı. Bizzat televizyonlara çıkarak, jandarma ve polisten yetkin elemanları seçip devlet tarafından terörle mücadele için resmi olarak görevlendireceğini söyledi. Hastalığı kullanılarak oyuna getirilen Şahin, Ergenekon operasyonlarına dahil edildi.

- Şahin'in Ankara ve İstanbul'daki adreslerindeki arama, kendisi ve avukatı olmadan yapıldı. Arama sırasında eve gelen oğlu Ömer Salih Şahin tartaklanarak dışarı çıkarıldı. Polis kamerası ile detaylı kayıt yapılmasına rağmen bu kayıtlar dosyaya konulmadı.

- Dava dosyasına suikast krokisi ve tedhiş planları diye konulan belgeleri arama yapılırken eve gelen iki kişinin getirdiğinden şüpheleniliyor.

- Şahin'in evinde 7 Ocak 2009'da yapılan aramalarda el konulan malzemeler, tasnif içeriklerine bakılmadan torbalara doldurulup mühürlenerek emniyete götürüldü. Ancak tutanaklara göre savcı Öz, 8 Ocak'ta, daha mühürlü delil torbası açılmadan, yani daha kroki bulunmadan bir gün önce, Gölbaşı'nda kazı yapılması için İstanbul Emniyeti'ne talimat verdi. Oysa, aramalarda el konulan malzemeler emniyette tasnif edildikten sonra 9 Ocak 2009 saat 13.00'te "Ön İnceleme Tutanağı" düzenleniyor. Krokinin varlığı bu tarihte belli oluyor. Savcılık ve emniyet bu tarih ve saatten önce krokiden haberdar değil.

- Savcı Öz'ün bir gün önceki kazı talimatı Ankara'ya ulaşmadan, mahkemeden de bir arama kararı alınmadan, aynı gün saat 18.30'da krokide gösterilen adreste kazılar başlıyor. Ortada bilgi, belge, emir ve izin yokken, kroki de henüz bulunmamışken kazılar tamamlanıyor. Kazılarda bulunduğu açıklanan mühimmatların Tahşiye, KCK ve Ergenekon'daki diğer bazı mühimmatlar gibi seri numaralarının silik olduğu tespit ediliyor.

- Ayrıca, ele geçen kroki, suikast planı ve diğer tüm belgelerde nedense İbrahim Şahin veya diğer sanıklar ile ailelerine ait bir el izi, parmak izi, DNA örneği yok. Belgelerin temiz olması, üzerlerinde toz olmaması da yeni konulduğu şüphesini doğrular nitelikte. En azından temizlik sırasında Şahin'in eşi ve kızının bu belgelere dokunması gerekir. Tüm bunlara rağmen belge ve bilgilerin sonradan yerleştirildiği savı araştırılmıyor. Şahin'in hazırladığı iddia edilen planlar ve listelerdeki el yazılarının da Şahin'e ait olmadığı bilirkişi raporu ile sabit.


Sabah Gazetesi
http://www.sabah.com.tr/gundem/2015/01/06/iste-ozun-imzasiyla-golbasi-kumpasi

Paralel Yapı'nın Kodları

Posted by Bornocu Ersan | | Posted in , , , ,



Kanal A'da yayınlanan ve Fatin Dağıstanlı'nın hazırlayıp sunduğu 'Türkiye'nin Seçimi' programının bu haftaki konuğu Eski Emniyet İstihbarat Daire Başkanı Sabri Uzun'du. Uzun paralel devlet yapılanmasının bilinmeyenlerini anlattı.

Bugün Polis Teşkilatının ne kadarı bunların himayesinde?

"Dün bu durum farklıydı. Öncelikle şunu söyleyeyim bunlar çok ödlektirler. Bunlar özellikle milliyetçilerden çok korkarlar. Çünkü onlar daha kararlı oluyorlar. Milliyetçiler fitne ve entrikayı beceremiyor ama bunlar, böyle gizlenmeyi entrikayı çok iyi beceriyorlardı.

2007-2013 arası emniyet teşkilatına alınan polislerin arasında belki bir kaç tane Gülen Hareketi'ne mensup şakirt olmayan vardır. Hatta kitaba yazmadım ama... 2013 yılında bir yetkilinin şu 35 kişinin durumlarına bakın bunlar uygunsa, bunları kazandırın diye bir emri olmuş. Ama bunların arasından kimse teşkilata alınmamış."

Bunlar yaşarken öldürmeyi çok iyi bilirler

"Kitaba aykırı düşecek bir açıklama yapmak istemiyorum. Dediğim gibi bunlar fitneyi iyi becerirler. Bunlar ilk olarak bir kişiyi itibarsızlaştırmayı iyi bilirler, iki yaşarken öldürmeyi çok iyi bilirler."

"Yaşar Büyükanıt Paşa'nın dedesi Filistin'de şehit düşüyor. O zaman İsrail falan yok. Şehit düşen adamı bu Yahudidir diye 2006 yılında propaganda yaptırdılar. Sonra ben öğrendim ki, Yaşar Büyükanıt Paşa 1984 yılında Albayken Kuleli Askeri Lisesi'nden 80 tane Gülenci öğrenciyi attırmış. Bunlar onun intikamını almışlar."

Dünyanın en güçlü arşivleri bunların elinde

"Bu benim kanaatim ama söylemek istiyorum. Dünyanın en güçlü arşivi bunların elinde. Kimden intikam alacaklarını asla unutmazlar, arşivlerler. O kişinin aleyhinde sokağa çıkamayacak kadar en mahrem bilgileri, en gizli bilgileri, ya uydururlar ya da derlerler insanı yaşarken öldürürler."

"Emniyette en çalışkan kişiler bunlardır, en disiplinli kişiler bunlardır. En eğitimli ve en itaatkarlar bunlardır. Ancak 2007'den sonra Oda tv, Balyoz, Ergenekon, Şike davası, Devrimci karargah örgütü, Cübbeli Ahmet Hoca'ya yapılan komplo hangisini sayayım bunların tamamı her birisi ayrı ayrı bunların komplosu."

"Bunların ilk eylemlerinden bir tanesi Sauna çetesi... Diğer bir tanesi de Atabeyler operasyonları... Daha sonra bunlar Başbakana suikast yapılacak haberini çıkarttılar. Daha sonra 2003 - 2004 yıllarında Genelkurmay Başkanı'na suikast yapacaklar haberi çıkardılar. Sonra 2010 - 2011 yıllarından birinde bir dergide bu konuyu haber yapmaya kalktılar. Beni soy ismi Ekşi olan bir muhabir bana telefon açtı. "Abi dedi siz bu haberi biliyor musunuz? Bende dedim ki koçum sana bu haberi kim verdiyse senin üzerinden TSK'yı vurmaya çalışıyor. Sen şu ortadan çekil de seni yönlendiren kişiler beni arasın" dedim."

Paralel Yapı'nın Türkiye'nin işgalinde üç aşama var

"Birincisi 2002 - 2005 yılları arasında, yani AK Parti hükümeti döneminde bunlar devletten hiçbir görev talep etmemişler. Kritik görevlere getirilmemişler."

"İkincisi 2005 - 2007 arasında ihbar mektuplarıyla kamu görevinde olan insanları görevden aldırma dönemleri başlıyor. Bundan sonra kendi adamlarını yerleştiriyorlar."

"Üçüncüsü ise 2007 - 2010 arası tamamen duruma hakim oluyorlar. 2010 yılında 1985 yılında alınan Özel sınıflar erken terfi ettirilerek Emniyet'i ele geçiriyorlar."


2011 Yılında MHP'nin ve Baykal'ın kasetlerini bunlar çektiler


"2011 Yılında MHP'nin kasetlerini bunlar çektiler. MHP ile ne hesapları var? MİT Müsteşarının Oslo görüşmesi de bunların işi. MİT Müsteşarına yapılmak istenen operasyonda aynı merkezden geliyor. 17-25 Aralık Operasyonu da bunların işi. Sayın Baykal'ın kaseti de bunların işi."

"Bunlar önce kaydederler. Sonra kaydettikleri kişiye ulaştırırlar. Ulaştırdıkları kişi de bizim elimize böyle bir şey geçti, biz mahreminiz diye bunu size getirdik derler. Buradaki amaç kendileri üzerindeki şüpheyi yok etmektir. Baykal'ın kaseti çıktığında ben aynı şeyi söyledim."

Bana 2001'de Ergenekon şeması getirdiler

"Bunlar Tuncay Güney olayından sonra lobi belgesi diye bir şey çıkardılar. Lobi belgesinin anlamı, bir illegal örgüt kurulmuş  Ergenekon örgütü bunun işletme çalışma talimatına lobi belgesi diyorlar. Sonuçta TSK'ya yapılacak operasyonun nüvesini oluşturdular. Bana Ergenekon şeması 14 Haziran 2001 günü geldi. Şemanın başında Çetin Doğan Bey vardı. Daha sonra Çetin Doğan Bey bu operasyonda yer almadı. Bu isimler daha sonra farklı operasyonlara bölündü ve dağıttılar. Bunlar beni o zaman kullanamadılar."

"2002 yılında MİT'e bir ihbar mektubu gönderdiler. Bu mektubun içindeki CD'lerde bu Ergenekon şeması görünüyor. Mahkeme Ergenekon operasyonu başlayınca MİT'ten Ergenekon ile ilgili belge istiyor. MİT'te ihbar mektubu ile gelen belgeleri gönderiyor. Fakat sonra geriye doğru gidince Adil Serdar Saçan'ın sorgu yaptığı sırada Tuncay Güney'in sorgusu gizli kamera ile yasal olmayan şekilde yapılıp, MİT Müsteşarlığına gönderiliyor. Ve Tuncay Güney'e özel hayat belgeleriyle şantaj yaparak bir liste verip isimler okutuluyor"

STV anılarımdan senaryo yazmak istedi

"20 Eylül 2010'da Hanefi Avcı'nın kitabı yayınlandıktan sonra Mülkiye müfettişleri ifademi aldı. Daha sonra Samanyolu TV'den aradığını söyleyen birisi aradı ve sizinle görüşmek istiyorum dedi. Buyurun gelin dedim Kızılay'da bir kafe'de buluştuk. Dedi ki, "Biz sizin hatıralarınızı alıp Samanyolu Tv'de bir senaryo yazmak istiyoruz." İyi dedim. Ben devletle nikahlıyım koçum gidin devletten onay alın dedim. Bunlar İçişleri Bakanlığına müracaat ediyorlar ve bunlara onay çıkıyor. Ben Ergenekon şemasını gördüm deyince elimde daha ne olduğunu öğrenmek istediler."

http://www.kanalahaber.com/haber/gundem/sabri-uzundan-paralel-yapinin-kodlari-212691/







Reklam